<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blog arşivleri - Turhan &amp; Turhan</title>
	<atom:link href="https://turhanturhan.com/category/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turhanturhan.com/category/blog/</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jul 2025 23:26:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>ADLİ VE İDARİ YARGIDA HAK KAYIPLARININ ÖNLENMESİ AMACIYLA DURDURULAN SÜRELER CUMHURBAŞKANI KARARIYLA  15 HAZİRAN 2020 TARİHİNE KADAR UZATILDI</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/30/adli-ve-idari-yargida-hak-kayiplarinin-onlenmesi-amaciyla-durdurulan-sureler-cumhurbaskani-karariyla-15-haziran-2020-tarihine-kadar-uzatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2020 19:44:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[30-nisan-2020-tarihli-cumhurbaşkanı-kararı]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[adli-ve-idari-yargıda-hak-kayıplarının-önlenmesi-amacıyla-durdurulan-süreler-cumhurbaşkanı-kararıyla-15-haziran-2020-tarihine-kadar-uzatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[devam-eden-süreler]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[salgın-hastalığın-yayılma-tehlikesinin-ortadan-kalkması]]></category>
		<category><![CDATA[salgın-hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[uzayan-süreler]]></category>
		<category><![CDATA[yargı-alanında-süreler-15-haziran-2020-tarihine-kadar-uzatıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Elif Akkol ADLİ VE İDARİ YARGIDA HAK KAYIPLARININ ÖNLENMESİ AMACIYLA DURDURULAN SÜRELER CUMHURBAŞKANI KARARIYLA 15 HAZİRAN 2020 TARİHİNE KADAR UZATILDI 26 Mart 2020 tarihinde Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun ile adli ve idari yargıdaki tüm sürelerin 30 Nisan 2020 tarihine kadar uzatılmasına karar verilmişti. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde etkilerinin henüz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/30/adli-ve-idari-yargida-hak-kayiplarinin-onlenmesi-amaciyla-durdurulan-sureler-cumhurbaskani-karariyla-15-haziran-2020-tarihine-kadar-uzatildi/">ADLİ VE İDARİ YARGIDA HAK KAYIPLARININ ÖNLENMESİ AMACIYLA DURDURULAN SÜRELER CUMHURBAŞKANI KARARIYLA  15 HAZİRAN 2020 TARİHİNE KADAR UZATILDI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-488" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1024x683.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-300x200.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-768x512.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1536x1024.jpg 1536w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-2048x1366.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Elif Akkol</strong></p>



<p><strong>ADLİ VE İDARİ YARGIDA HAK KAYIPLARININ ÖNLENMESİ AMACIYLA DURDURULAN SÜRELER CUMHURBAŞKANI KARARIYLA 15 HAZİRAN 2020 TARİHİNE KADAR UZATILDI</strong></p>



<p>26
Mart 2020 tarihinde Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı
Kanun ile adli ve idari yargıdaki tüm sürelerin 30 Nisan 2020 tarihine kadar
uzatılmasına karar verilmişti. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde etkilerinin
henüz tamamen ortadan kalkmaması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının
önlenmesi amacıyla ilgili getirilen durma sürelerinin 1 Mayıs 2020 tarihinden
itibaren 15 Haziran 2020 tarihine kadar uzatılmasına ilişkin <strong>Yargı
Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin
Uzatılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı</strong> (“Cumhurbaşkanı Kararı”) 30 Nisan
2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<a href="#_ftn1">[1]</a></p>



<p><strong>DURMA SÜRESİ 15 HAZİRAN 2020 TARİHİNE KADAR UZATILAN SÜRELERİ</strong></p>



<p>Cumhurbaşkanı
Kararı ile </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Dava
açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve
zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de
dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin adli
ve idari yargıdaki tüm süreler,</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Arabuluculuk
ve Uzlaştırma süreleri,</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda
taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim tarafından tayin
edilen süreler,</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda
belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim veya icra ve iflas daireleri tarafından
tayin edilen süreler, nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak
üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas
taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin
işlemler</li></ul>



<p>15
Haziran 2020 tarihine kadar salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce
ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere uzatılmıştır. Bu
süreler durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye
başlayacaktır. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle (16 Haziran’dan
itibaren) bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan süreler 15 gün uzamış
sayılacaktır.</p>



<p><strong>DURMA KAPSAMINA GİRMEYEN SÜRELER</strong></p>



<p>7226
sayılı Kanunun adli ve idari yargıdaki sürelerin durdurulmasına ilişkin Geçici
Madde 1 kapsamına dahil edilmeyen </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Suç
ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için
kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri,</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen koruma tedbirine ilişkin süreler ve</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan
işlemlere ilişkin süreler </li></ul>



<p>aynı
şekilde işlemeye devam edecektir. Bunlara ek olarak 30 Nisan 2020 tarihli Cumhurbaşkanı
Kararındaki açık düzenleme ile <strong>4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda öngörülen
zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler</strong> de durma kapsamı dışında
bırakılmıştır.</p>



<p><strong>2004
SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNU İLE TAKİP HUKUKUNA İLİŞKİN ÖZEL DURUMLAR</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>İcra ve iflas daireleri tarafından
mal veya haklara ilişkin olarak önceden satış günü verilme durumu mevcut ise ve
bugün durma sürelerine denk geliyorsa bu işlemler de durmaya devam edecektir.
Bu mal ve haklar için durma süresinden sonra herhangi bir talep aranmaksızın
icra ve iflas dairelerince yeni bir satış günü verilecektir. Satış ilanı sadece
elektronik ortamda yapılacaktır ve ilan için bir ücret talep edilmeyecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Durma süresi içerisinde rızaen
yapılan ödemeler kabul edilecektir ve taraflardan biri diğer tarafın lehine
olan işlemlerin yapılmasını talep edebilecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Konkordato mühletinin alacaklı ve
borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam edecektir.</li></ul>



<p>Söz
konusu 15 Haziran 2020 tarihine kadar duran süreler kesin olmamakla birlikte
Koronavirüs salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması
halinde, Cumhurbaşkanı tarafından durma sürelerine ilişkin yeni bir değişiklik
ya da revizyon yapılabilme ihtimalinin olduğunu hatırlatır bu sebeple sürecin
sıkı takip edilmesi gerektiğini sizlere hatırlatmak isteriz.</p>



<p>Değişiklik
ve gelişmeler hakkında sizleri her zaman bilgilendireceğiz, sağlıklı günler
dileriz.</p>



<p>Konuyla
ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong>E-posta<em>:
info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a>
<a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200430-1.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200430-1.pdf</a> </p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/30/adli-ve-idari-yargida-hak-kayiplarinin-onlenmesi-amaciyla-durdurulan-sureler-cumhurbaskani-karariyla-15-haziran-2020-tarihine-kadar-uzatildi/">ADLİ VE İDARİ YARGIDA HAK KAYIPLARININ ÖNLENMESİ AMACIYLA DURDURULAN SÜRELER CUMHURBAŞKANI KARARIYLA  15 HAZİRAN 2020 TARİHİNE KADAR UZATILDI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 SALGINININ İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/25/covid-19-salgininin-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisinin-degerlendirilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-bazı-kanunlarda-değişiklik-yapılmasına-dair-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanun-geçici-madde-2]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde-vefa-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[ani-edimli-sözleşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı-ifa-güçlüğünün-koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-salgınının-işyeri-kira-sözleşmelerine-etkisinin-değerlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[fesih-hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[geçici-süre-ile-kapatılan-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[iş-yeri-kira-bedelleri]]></category>
		<category><![CDATA[iş-yeri-kira-ödemelerinin-üç-ay-süre-ile-ertelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş-yeri-tahliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri-kira-sözleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri-kiralarının-ödenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kira-sözleşmesinin-haklı-nedenle-feshi]]></category>
		<category><![CDATA[konut-ve-çatılı-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-tedbirleri-genelgesi]]></category>
		<category><![CDATA[mecur]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli-edimli-sözleşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye-hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-136]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-138]]></category>
		<category><![CDATA[ticari-faaliyeti-azalan-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[ticari-faaliyeti-durdurulan-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[ticari-faaliyeti-durmayan-iş-yerlerinin-kira-sözleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan COVID-19 SALGINININ İŞ YERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Yeni tip koronavirüs (covid-19) salgınının yayılmasını engellemek adına yapılan hukuki düzenlemeler ve alınan kararlar kapsamında yakın zamanda yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile iş yeri kiralarının ödenmemesinin fesih ve tahliye hakkı doğurmayacağına yönelik geçici düzenlemenin getirilmiş olması ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/25/covid-19-salgininin-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisinin-degerlendirilmesi/">COVID-19 SALGINININ İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-323" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-1024x683.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-300x200.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-768x512.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan</strong></p>



<p><strong>COVID-19 SALGINININ İŞ YERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>



<p>Yeni tip koronavirüs (covid-19) salgınının yayılmasını engellemek adına yapılan hukuki düzenlemeler ve alınan kararlar kapsamında yakın zamanda yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile iş yeri kiralarının ödenmemesinin fesih ve tahliye hakkı doğurmayacağına yönelik geçici düzenlemenin getirilmiş olması ve birçok iş yerinin gerek alınan kararlar neticesinde aktif bir şekilde kullanılamaması gerek ülke ekonomisinin dar boğaza girmesi ile birlikte iş yeri kiraları tacirler açısından önemli bir külfet haline gelmiştir. Bu yazımızda iş yeri kira sözleşmelerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkilen son düzenlemeler hakkında bilgilendirmelerimiz ile bu süreçte ticari faaliyeti durdurulan iş yerleri ve bu kapsama girmeyen diğer iş yeri kira sözleşmelerinin akıbetinin ne olacağına yönelik hukuki değerlendirmelerimize yer verilmiştir.</p>



<p>Kamuoyunun malumu olduğu üzere T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan “Koronavirüs Tedbirleri Genelgesi”<a href="#_ftn1">[1]</a> ile sinema, tiyatro, kafe, bar vb. birçok iş yerinin ticari faaliyetlerinin  durdurulmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte bazı AVM yönetimleri de benzer bir tedbir alarak AVM’lerin geçici süre ile kapatılmasına karar vermiştir. Dolayısıyla bu kapsama giren tacirlerin ticari faaliyetlerine devam edememelerinden dolayı önemli derecede gelir kaybına uğradığı, bu kapsama girmeyen tacirlerin ise her ne kadar ticari faaliyetlerine devam etmeleri mümkün olsa da hükümet yetkililerinin evde kal çağrıları ve ekonomik yavaşlama nedeniyle olumsuz yönde etkilendikleri açıktır.</p>



<p>Bu tedbirlere ilaveten iş yeri kira sözleşmelerini doğrudan etkileyen yeni bir düzenleme ise 26.03.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7226 sayılı yasa ile yürürlüğe konulmuştur. Anılan yasanın Geçici 2. maddesi “<em>1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz.”</em> hükmünü amirdir.<a href="#_ftn2">[2]</a> Geçici 2. madde ile iş yerleri ile ilgili olarak belirli bir kısıtlama getirilmediğinden madde hükmünün tüm iş yeri kira sözleşmelerini kapsadığı düşünülmelidir. </p>



<p>Kira sözleşmeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299-356 maddelerinde düzenlenmiştir. Mevzuata göre konut ve çatılı iş yerlerinde kira bedelinin ihtara rağmen 30 gün içerisinde ödenmemesi ya da bir yıldan az kira sözleşmelerinde bir yıl boyunca iki yazılı ihtara rağmen kira bedelinin ödenmemesi ve diğer hallerde kanunda yazılı şartların varlığı durumunda kiraya verenin haklı nedenle kira sözleşmesini fesih ve kiralananın tahliyesini talep etme hakkı bulunmaktadır. <strong>Anılan düzenleme ile kiraya verenin fesih ve tahliye hakkı geçici olarak kısıtlanmaktadır.</strong> Ancak bu durum kiracının kira bedelini ödeme borcundan kurtulduğu anlamına gelmemektedir. 3 ay süre ile ödenmeyen kira bedellerini ise hangi şartlarda geri ödeneceği hükme bağlanmamıştır; bu nedenle muhtemel durumda borçlunun temerrütü hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve sürenin sonunda kira bedellerinin yasal faizi (bulunmakta ise sözleşmede kararlaştırılan faiz) ile birlikte talep edilebileceğini belirtmekte fayda vardır.</p>



<p><strong>Covid-19
Salgınının Kira Sözleşmelerine Etkisi</strong></p>



<p>Yaşamakta olduğumuz bu süreçte tacirlerin ekonomik olarak ağır darbe aldığı göz önüne alındığında iş yeri Kira Sözleşmelerinin akıbetinin ne olacağı ve bu süreçte iş yeri kiralarının ödenmeye devam edilmesinin gerekliliği ile sözleşme bedellerinde indirim talep edilip edilmeyeceğinin hukuki boyutları tartışılmaya devam etmektedir. Bu kapsamda hukuki çözümler olarak Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan <strong>İfa İmkansızlığı (Md.136)</strong> ile <strong>Aşırı İfa Güçlüğü (Md.138)</strong> hükümlerinin ne düzeyde uygulama alanı bulabileceği söz konusu olmaktadır. İfa İmkansızlığı ve Aşırı İfa Güçlüğü hükümlerinin hukuki değerlendirmesi yapılırken ticari faaliyetine devam edemeyen iş yerleri ve bu kapsama girmeyen ancak ekonomik olarak etkilenen diğer iş yerleri açılarından ayrı ayrı ele alınmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz. </p>



<p><strong>İfa İmkansızlığı Hükümlerinin Ticari Faaliyeti Durdurulan İş yeri Sözleşmelerine Uygulanabilirliği</strong></p>



<p>İfa İmkansızlığına yönelik açıklamalara geçmeden önce, şunu belirtmek isteriz ki İfa İmkansızlığı hükümlerinin ticari faaliyeti devam etmesinde hukuki ya da idari bir engel bulunmayan iş yerleri hakkında uygulanması mümkün değildir. Zira aşağıda değinileceği üzere iş yerinin aktif olarak kullanılmasında yasal ya da idari bir engel bulunmamaktadır.</p>



<p>İfa İmkansızlığı TBK madde 136’da şu şekilde düzenlenmiştir:</p>



<p><em>Borcun
ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona
erer. </em></p>



<p><em>Karşılıklı
borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu,
karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri
vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını
kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya
yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. </em></p>



<p><em>Borçlu
ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın
artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle
yükümlüdür.</em></p>



<p>Buna göre; borçlunun kusuru olmaksızın borcun ifası imkansızlaşmış ise borç sona ermekte ve karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu edimlerini yerine getirmekten kaçınabilmekte ve ifa edilmiş edimler var ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep edebilmektedir. Kira sözleşmeleri karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerden olup, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Doktrinde de Kira sözleşmesinin kiraya verenin kira konusunun kullanımını kiracıya bırakmayı, kiracının da bunun karşılığında kira bedelini ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olarak ifade edilmektedir.<a href="#_ftn3">[3]</a> Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde adından da anlaşılacağı üzere her iki tarafın da sözleşmesel edimleri söz konusu olmakta ve her iki taraf da bu edimlerini ifa etmekle yükümlü olmaktadır. Tarafların birinin edimlerini yerine getirmediği ya da getiremediği durumlarda ise diğer taraftan edimlerini yerine getirmesi beklenemeyecektir. <strong>İfa İmkansızlığı hükümlerinin covid-19 nedeniyle ticari faaliyeti durdurulan iş yeri sözleşmeleri bakımından uygulama alanı bulup bulamayacağı tartışması ise iki önemli temel sebebe dayanmaktadır.</strong></p>



<p><strong>Bunlardan ilki</strong>; İfa İmkansızlığı hükümlerinin “ani edimli sözleşmeler” göz önüne alınarak düzenlenmiş olması ve kira sözleşmeleri gibi sürekli edimli sözleşmeler hakkında uygulama imkanı olmamasıdır. TBK madde 136’da düzenlenen İfa İmkansızlığı hükümlerinin kira sözleşmelerine uygulanabilmesi bu nedenle mümkün değildir. Doktrinde de bu konuda bir tartışma bulunmamaktadır. Karşılıklı borç yükleyen ve sürekli edimli sözleşmelerde borcun imkansızlaşması ise iki şekilde tezahür edebilmektedir. Birincisi borcun sözleşmenin devamına imkan vermeyecek şekilde imkansızlaşması (akde tahammül süresini aşacak şekilde); ikincisi ise Geçici İfa İmkansızlığı halidir. Geçici İfa İmkansızlığı halinin somut olaya konu iş yeri kira sözleşmelerine uygulanabilecek olması muhtemeldir ve bu hususa aşağıda değinilecektir.</p>



<p><strong>Diğer temel husus ise;</strong> kira sözleşmelerinin doğası gereği kiraya verenin borçlarından biri olan TBK Madde 301 uyarınca “kiralananı sözleşmede öngörülen koşullara uygun olarak bulundurma” borcunun ifasının iş yerlerinin ticari faaliyetlerine devam edememesi nedeniyle imkansızlaşıp imkansızlaşmadığının tespiti yapılaması gerekliliğidir. Gerçekten de kiraya verenlerin, alınan idari kararlar nedeniyle, bu borcunun imkansızlaştığı söylenebilecek midir? Bu konuda doktrinde tartışmalar hala devam etmektedir. Bir kısım yazarlar bu durumun kiraya verenin TBK madde 301’de yer alan sözleşmede öngörülen koşullara uygun bulundurma borcunun TBK madde 305’de düzenlenen ayıp hükümlerine göre ifasının imkansızlaştığı yönündedir.<a href="#_ftn4">[4]</a> Aksi yönde görüş ise alınan kararlar nedeniyle bu borcu ifasının imkansızlaşmadığı, iş yerinin sözleşmeye uygun şekilde hazır bulundurulduğu ve alınan kararlar nedeniyle bu durumun ayıp olarak nitelendirilemeyeceği yönündedir.<a href="#_ftn5">[5]</a> Bu hususta kanaatimiz, her ne kadar kiraya verenin bir kusuru olmasa da ticari faaliyeti geçici olarak durdurulan iş yerinin, sözleşmede öngörülen şekilde kullanıma uygun olarak hazır bulundurulamadığı bu nedenle de kiraya verenin borcunun ifasının geçici olarak imkansızlaştığı, dolayısıyla bu süreçte kiracıdan kira bedeli ödeme borcunun yerine getirmesinin beklenemeyeceği yönündedir.</p>



<p>Bu noktada bir diğer önem arz eden husus ise kira sözleşmesinde iş yerinin ticari faaliyetinin belirtilmiş olması gerektiği ya da kiraya veren tarafından iş yerinin ticari faaliyetinin bilinmesi ya da bilinebilir olması gerektiğidir. Zira yayınlanan genelge ile iş yerlerinin kapatılmasına değil bazı ticari faaliyetlerin geçici olarak sonlandırılmasına karar verilmiştir. Şayet kira sözleşmesine konu iş yerinin ticari faaliyeti bu kapsama giriyor ise ve faaliyet konusu sözleşmede belirtilmiş veya kiraya verilen tarafından biliniyor ya da bilinmesi gerekiyor ise aşağıda bahsedeceğimiz Geçici İfa İmkansızlığı halinden faydalanmak söz konusu olabilecektir.<a href="#_ftn6">[6]</a></p>



<p>Kiraya
verenin borçlarından olan “sözleşmede öngörülen koşullara uygun olarak hazır
bulundurma” borcunun genelge ile alınan kararlar nedeniyle imkansızlığı kabul
edildiği ihtimalde kiraya verenin bu borcunun imkansızlaştığı ancak bu durumun
şimdilik 3 ay süre ile söz konusu olduğu göz önüne alındığında ifa imkansızlığının
geçici bir durum olduğu da ortadadır. Bu noktada, yürürlükte bulunan mevzuatta
yer almasa da Yargıtay kararları ile uygulamada kendine yer bulan Geçici İfa
İmkansızlığı kurumunun değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>



<p><strong>Geçici İfa
İmkansızlığı</strong> Yargıtay İçtihatları ile getirilen ve önemli bir boşluğu dolduran
bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010
tarihli kararında<a href="#_ftn7">[7]</a> sözleşme
ani edimli olsun ya da olmasın Geçici İfa İmkansızlığı hali söz konusu olur ise
nasıl bir yol izleneceği ifade edilmiştir. Buna göre; ifa imkansızlığı hali
geçici olur ise “akde tahammül süresi” olarak ifade edilen süre boyunca sözleşme
ayakta kalabilecek ve İfa İmkansızlığı hükümleri uyarında sözleşme derhal sona
ermeyecektir. Geçici ifa imkansızlığı hali tarafların “akde tahammül süresini”
aşacak bir süreyle devam edecek durumda ise ancak bu durumda sözleşmenin İfa İmkansızlığı
nedeniyle sona ermesi söz konusu olabilecektir. Akde tahammül süresi her somut
olay özelinde değerlendirilmelidir. Anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı
esas alındığında bahse konu işyeri kira sözleşmeleri ifa imkansızlığı nedeniyle
sona ermeyecek ancak edimlerin ifası bu durum sona erene kadar
ertelenebilecektir. Buna göre; bu süreçte kiracıdan kira bedelini ödemesi
beklenemeyecek ve ödenmiş bedeller var ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine
göre iadesi talep edilebilecektir. </p>



<p>Sonuç olarak; kanaatimiz somut olaya konu iş yeri kira sözleşmelerinde kiraya verenin geçici ifa imkansızlığı haline düştüğü bu sebeple bu süreçte kiracıdan kira bedeli ödenmesinin beklenmesinin mümkün olmadığı yönündedir. Bu soruların cevabı önümüzdeki süreçte yargı mercilerinin vereceği kararlar ile açıklığa kavuşabilecektir. Aksi görüşün kabulü halinde ise, ticari faaliyeti durdurulan iş yerlerinin TBK madde 138 uyarınca Aşırı İfa Güçlüğüne düşmüş olması nedeniyle uyarlama davası ikame ederek sözleşmenin uyarlanması talebinde bulunma hakkı bakidir.</p>



<p><strong>Ticari Faaliyeti Durdurulmayan Ancak Ekonomik Olarak Etkilenen İş Yeri Kira Sözleşmelerinin Hukuki Durumu</strong></p>



<p>19 Mart 2020 tarihli Koronavirüs Tedbirleri Genelgesi ile birtakım ticari faaliyetlerin durdurulmasına karar verilmiş olsa da ticari faaliyetine devam etmesi mümkün olan ancak evde kal çağrıları ve salgın nedeniyle yaşanan ekonomik yavaşlama neticesinde bazı ticari işletmelerin gelir-gider dengelerini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi de mümkün olmamaktadır. Bahse konu iş yerlerinin faaliyet konuları idari kararlar ile yasaklanmadığından yukarıda değerlendirmiş olduğumuz Geçici İfa İmkansızlığı hükümlerinden faydalanılması ve “kira bedelinin ödemekten kaçınılması” imkanı söz konusu olamayacaktır. Bu halde ekonomik yönden olumsuz olarak etkilenen iş yeri kira sözleşmelerine ise Aşırı İfa Güçlüğü hükümlerinin uygulanması, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmek üzere, kanunda öngörülen şartların varlığı halinde muhtemeldir. </p>



<p>Aşırı ifa
güçlüğü TBK m. 138’de şu şekilde düzenlenmiştir:</p>



<p><em>“Sözleşmenin
yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen
olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar&nbsp;ve
sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden&nbsp;ifanın
istenmesin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede&nbsp;borçlu aleyhine
değiştirir&nbsp;ve borçlu da borcunu&nbsp;henüz ifa etmemiş&nbsp;veya ifanın
aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa
borçlu,&nbsp;hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu
mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden&nbsp;dönme&nbsp;hakkına sahiptir. Sürekli
edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine&nbsp;fesih
hakkını kullanır”</em></p>



<p><strong>Anılan hüküm
ile borçlunun (somut olayda kiracının) sözleşmede taraflarca öngörülemeyen ve
öngörülmesi de beklenmeyen bir durum nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan borcu
(kira bedelinin) ifa etmesinin beklenmesi hakkaniyete aykırılık teşkil edecek
düzeyde olur ise bu durumda borçluya sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını
(kira bedelinin düşürülmesini) talep etme imkanı tanınmaktadır. </strong></p>



<p>Sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde en temel ilkelerden birisi “ahde vefa (sözleşmeye bağlılık” ilkesidir. Bu ilkeye göre sözleşmenin tarafları sözleşmede taraflarca öngörülen şartlar değişse dahi sözleşmenin ayakta kalması gereken çabayı göstermekle ve sözleşmede yer alan edimlerini ifa etmeye devam etmekle yükümlüdür. Aşırı İfa Güçlüğü olarak ifade edilen kurum ise Ahde Vefa ilkesinin bir istisnasını oluşturmaktadır. Zira kanun lafzından da anlaşılabileceği üzere, sözleşmede kararlaştırılan borcun ifasının beklenmesi dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecek düzeyde tezahür eder ise ifanın aşırı güçleşmesinden bahsedilebilir. Türk Borçlar Kanunu madde 138’de Aşırı İfa Güçlüğü halinde hakimden sözleşmenin uyarlanmasının talep edilebileceği düzenlenmiştir; ancak bu yola başvurmadan önce Ahde Vefa ilkesi uyarınca tarafların bir araya gelerek karşılıklı iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde sözleşmedeki edimleri değerlendirmesi gerekmektedir. Taraflar arasında böyle bir mutabakat mümkün olmuyorsa kanunda öngörülen şartların varlığı halinde TBK madde 138 hükmüne başvurulabilir. Buna göre bahse konu şartlar aşağıdaki gibidir:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Sözleşmede taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de mümkün
olmayan olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan şekilde ortaya çıkmış
olması;</li><li>Borçlunun borcunu ifa etmesinin beklenmesinin dürüstlük
kurallarına aykırılık teşkil edecek düzeyde olması;</li><li>Ortaya çıkan olağanüstü durum ile borcun ifasının beklenmesinin
dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi arasında uygun illiyet bağının
bulunması;</li><li>Borcun henüz ifa edilmemiş ya da ihtirazı kayıt ile ifa edilmiş
olması gerekmektedir.</li></ul>



<p>Bu noktada
Covid-19 salgınının borçludan kaynaklanan bir durum olmadığı ve taraflarca öngörülmesi
de mümkün olmayan olağanüstü bir durum olduğu açıktır. Bununla birlikte “borcun
ödenmemiş olması ya da ihtirazı kayıt ile ödenmiş olması” şartı ise son derece
dikkat edilmesi gereken bir husustur. Diğer tüm şartların var olduğu durumda
dahi ihtirazı kayıt koymadan borcunu ifa eden borçlu artık sözleşmenin
uyarlanmasını (kira bedelinde indirime gidilmesini) talep etme imkanı
olmayacaktır. Diğer iki şart olan “Borcun ifasının istenmesin dürüstlük
kurallarına aykırı düşecek düzeyde olması ve uygun illiyet bağı bulunması”
şartları ise her somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Buradan
anlaşılması gereken şudur ki; bu süreçte gelir kaybına uğramayan bir işletmenin
aşırı ifa güçlüğüne düştüğünün iddiası şartların var olmaması nedeniyle
mahkemece dinlenemeyecektir.</p>



<p><strong>Sonuç Olarak;</strong></p>



<p>Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar çerçevesinde; ticari faaliyetleri 19 Mart 2020 tarihli Koronavirüs Tedbirleri Genelgesi ile durdurulan ve AVM yönetimlerinin aldığı kararlar nedeniyle faaliyetine devam edemeyen tacirlerin, kiraya verene yazılı bildirim yapmak şartı ile, Geçici İfa İmkansızlığı hükümlerinden faydalanarak şimdilik üç aylık süre ile kira bedellerini ödemekten kaçınabileceği kanaatinde olduğumuzu, aksi görüşlerin kabulü halinde ise yine TBK 138 uyarınca hakimden sözleşmede uyarlama talep imkanlarının baki olduğunu; ticari faaliyetleri durdurulmayan ancak ekonomik olarak etkilenen işyeri kira sözleşmelerinde ise, gelir kaybına uğradığı ispatının yapılması şartı ile, TBK 138 uyarınca hakimden sözleşmede uyarlama talep etme imkanı bulunduğu kanaatinde olduğumuzu belirtmek isteriz. Son olarak hukuki değerlendirmelerimiz bu yönde olmakla birlikte, yapmış olduğumuz açıklamaların her işyeri kira sözleşmesi açısından genel geçer bir şekilde uygulanmasının mümkün olmadığını her somut olayda somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılmasını gerekliliği de gözden kaçırılmamalıdır.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için bizlerle
her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> <a href="https://www.icisleri.gov.tr/koronavirus-tedbirleri-genelgesi-kapsaminda-149382-is-yeri-gecici-sureligine-faaliyetlerine-ara-verdi">https://www.icisleri.gov.tr/koronavirus-tedbirleri-genelgesi-kapsaminda-149382-is-yeri-gecici-sureligine-faaliyetlerine-ara-verdi</a></p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm</a>l</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> Cevdet
Yavuz, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 13. Basım, sf. 215, İstanbul,
2014</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a> M.Tolga
Özer, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salgininin-is-yeri-kiralarinda-kiracinin-borcuna-etkisi/">https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salgininin-is-yeri-kiralarinda-kiracinin-borcuna-etkisi/</a>,
İstanbul 2020</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a> Asllı
Makaracı Başak, Seda Öktem Çevik, Işılay Yörük, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/korona-virusun-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisi">https://blog.lexpera.com.tr/korona-virusun-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisi</a>,
İstanbul, 2020</p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> Gündoğdu,
Ural, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/koronavirus-tedbirlerinin-kira-sozlesmelerine-etkisi">https://blog.lexpera.com.tr/koronavirus-tedbirlerinin-kira-sozlesmelerine-etkisi</a>,
İstanbul, 2020</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu 28.04.2020 tarih ve 2010-15/193 E. 2010/135 K. Sayılı
Kararı.</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/25/covid-19-salgininin-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisinin-degerlendirilmesi/">COVID-19 SALGINININ İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞ ÜRÜNÜ VE BAŞKALARININ İŞ ÜRÜNÜNDEN YETKİSİZ YARARLANMAK SURETİYLE HAKSIZ REKABET EYLEMLERİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/22/is-urunu-ve-baskalarinin-is-urununden-yetkisiz-yararlanmak-suretiyle-haksiz-rekabet-eylemleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2020 14:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[6102-sayılı-Türk-Ticaret-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[6762-sayılı-mülga-Türk-Ticaret-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Aroma-profili-iş-ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[Başkalarının-iş ürünlerinden-yetkisiz-yararlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Başkalarının-iş-ürününden-yararlanmanın-hukuki-ve-cezai-sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[başkalarının-iş-ürününden-yetkisiz-yararlananın-cezai-sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Başkalarının-iş-ürününden-yetkisiz-yararlananın-hukuki-sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[başkasının-iş-ürününden-yetkisiz-yararlanma-suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Devredilen-iş-ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[dürüstlük-kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[Emanet-edilen-iş-ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[Emek-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski-hale-iade-davası]]></category>
		<category><![CDATA[fiili-zarar]]></category>
		<category><![CDATA[Fiili-zarar-elde-edilmesi-mümkün-görülen-menfaat]]></category>
		<category><![CDATA[Haksız-rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[haksız-rekabet-ceza-davası]]></category>
		<category><![CDATA[Haksız-rekabet-hukuk-davaları-kusur-şartı]]></category>
		<category><![CDATA[haksız-rekabet-sebebiyle-ihtiyati-tedbir]]></category>
		<category><![CDATA[haksız-rekabet-şikayeti]]></category>
		<category><![CDATA[haksız-rekabet-suçu]]></category>
		<category><![CDATA[iş-ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[İş-ürünü-nedir]]></category>
		<category><![CDATA[iş-ürünü-yetkisiz-yararlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi-tazminat-davası]]></category>
		<category><![CDATA[maddi-tazminat-davasında-zararın-ispatı]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi-tazminat-kusur-şartı]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi-tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[manevi-zarar-talebi]]></category>
		<category><![CDATA[men-davası]]></category>
		<category><![CDATA[Tespit-davası]]></category>
		<category><![CDATA[Tevdi-edilen-iş-ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[TTK-madde-55/1-c]]></category>
		<category><![CDATA[TTK-madde-55/1-c-gerekçe]]></category>
		<category><![CDATA[TTk-madde-56-davalar]]></category>
		<category><![CDATA[TTk-madde-61-ihtiyati tedbir-talebi]]></category>
		<category><![CDATA[TTK-madde-62/1]]></category>
		<category><![CDATA[üretime-hazırlık-taslaklar-iş-ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünün-imhasına-hükmedilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yoksun-kalınan-kar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bahar Kıraç İŞ ÜRÜNÜ VE BAŞKALARININ İŞ ÜRÜNÜNDEN YETKİSİZ YARARLANMAK SURETİYLE HAKSIZ REKABET EYLEMLERİ ÖZET 01 Temmuz 2012 yılında yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile haksız rekabete ilişkin olarak ticari hayattaki gelişmeler doğrultusunda, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nda yer almayan yeni düzenlemeler yapılmış, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ticari uygulamalar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/22/is-urunu-ve-baskalarinin-is-urununden-yetkisiz-yararlanmak-suretiyle-haksiz-rekabet-eylemleri/">İŞ ÜRÜNÜ VE BAŞKALARININ İŞ ÜRÜNÜNDEN YETKİSİZ YARARLANMAK SURETİYLE HAKSIZ REKABET EYLEMLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="740" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920agreement-businessman-close-up-872957-1024x740.jpg" alt="" class="wp-image-321" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920agreement-businessman-close-up-872957-1024x740.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920agreement-businessman-close-up-872957-300x217.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920agreement-businessman-close-up-872957-768x555.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920agreement-businessman-close-up-872957.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bahar Kıraç</strong></p>



<p><strong>İŞ ÜRÜNÜ VE
BAŞKALARININ İŞ ÜRÜNÜNDEN YETKİSİZ YARARLANMAK SURETİYLE HAKSIZ REKABET
EYLEMLERİ</strong></p>



<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>01
Temmuz 2012 yılında yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile
haksız rekabete ilişkin olarak ticari hayattaki gelişmeler doğrultusunda, 6762 sayılı
mülga Türk Ticaret Kanunu’nda yer almayan yeni düzenlemeler yapılmış,
uygulamada sıklıkla karşılaşılan ticari uygulamalar gözetilerek haksız rekabet
hükümleri genişletilmiş ve geliştirilmiştir. 6762 sayılı mülga Türk Ticaret
Kanunu’nda yer almayan düzenlemelerden biri de TTK madde 55/1-c bendindeki
“başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma” hükmüdür. Bu hüküm “iş ürünü”
kavramının konu edildiği ve koruma altına alındığı 6102 sayılı TTK’da yer alan
tek düzenleme değildir. Örneğin, mülga TTK madde 57/5’de ve yürürlükteki TTK
madde 55/1’in a bendinde de iş ürünü kavramına yer verilmiştir. TTK madde 55/1-c
hükmü, iş ürünlerine ilişkin yetkisiz yararlanmalar sonucunda vuku bulan haksız
rekabet hallerine ilişkin özel hükümdür. Bu bahisle 6762 sayılı mülga TTK’da
yer almayan ancak yeni kanunla düzenlenmiş özel hüküm olması dolayısıyla bu
çalışmamızda iş ürününe ilişkin açıklamalar ve örneklemeler 55/1-c bendi
kapsamında yapılacak olup, bent kapsamındaki haksız rekabete ilişkin hukuki ve
cezai sonuçları kısaca açıklanacaktır. </p>



<p><strong>GENEL OLARAK</strong></p>



<p>6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve 63. maddeleri arasında düzenlenmiş olan haksız
rekabet hükümlerinin amacı “Amaç ve İlke” başlıklı 54. madde ile belirtildiği üzere
bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK’da
yer alan haksız rekabet hükümlerinin kaynağı da 1986 tarihli İsviçre Haksız
Rekabet Kanunu’dur. Haksız rekabete ilişkin amaç
ve ilkeyi öngören&nbsp;TTK 54 ile haksız rekabet kabul edilen dürüstlük
kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamaların bir listesini içeren&nbsp;TTK
madde 55 hükümleri, tamamen İsviçre’nin 1986 tarihli Haksız Rekabet Kanunundan
tercüme edilerek TTK’ya aktarılmıştır.<a href="#_ftn1">[1]</a></p>



<p>TTK
madde 54 genel hüküm niteliğini haiz iken özel hüküm niteliğini haiz TTK madde
55’de ise madde gerekçesinde de belirtildiği üzere dürüstlük kuralına aykırılık
teşkil eden davranış ve uygulamaların yüksek yargı kararlarına göre en çok
rastlanılan halleri düzenlenmiştir.<a href="#_ftn2">[2]</a> TTK madde 55’de “dürüstlük
kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar” başlığı altında 6 tane (başlıca)
haksız rekabet hali sayılmıştır. Bu haller kısaca şunlardır: “<em>(a) dürüstlük
kurallarına aykırı reklâm ve satış yöntemleri ve diğer hukuka aykırı
davranışlar, (b) sözleşmeyi ihlâle ve sona erdirmeye yöneltmeler, (c)
başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, (d) üretim ve iş sırlarını
hukuka aykırı olarak ifşa etme, (e) iş şartlarına uymama ve (f) dürüstlük
kurallarına aykırı işlem şartları kullanma”.</em></p>



<p>Dürüstlük
kuralına aykırılık teşkil eden davranış ve uygulamalardan biri de c bendinde
yer alan “başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma” halidir. 6102
sayılı yeni TTK’da yer alan haksız rekabete ilişkin 55/1-c hükmünde yer alan
“başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma” nın temelinde “emek ilkesi”
yatmaktadır. Bu ilke rekabet özgürlüğü ve ticaret serbestisi gözetilerek ticari
hayatta herkesin emeğiyle orantılı olarak dürüstlük ve ahlak kurallarına uygun
şekilde kazanç elde edilmesi olarak ifade edilebilir. Nitekim c bendine ilişkin
madde gerekçesinde hükmün emek ilkesinin genişletilmiş uygulaması olduğu ifade
edilmiştir.<a href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p><strong>I. TTK
madde 55/1-c hükmü bağlamında korunan değer: İş Ürünü</strong></p>



<p>İş ürünü, fikri mülkiyet
hukuku düzenlemeleri ile özel olarak korunmayan zihni bir çaba ve/ veya belirli
maddi harcamaların sonucu olarak tanımlanabilir.<a href="#_ftn4">[4]</a> Kanunda
c bendinde “teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürünü” ifadesi kullanılmıştır. Burada
yer alan iş ürünleri örnek kabilinden sayılmış olup, kanunda yer alan “gibi”
ibaresinden bentteki örneklerin sınırlı sayı ilkesi (numerus clausus)
gözetilerek sayılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla fikri mülkiyet hakları
kapsamında değerlendirmeye dahil edilemeyen, her türden emek harcanan, sahibinin
rızası dışında ticari amaçlarla yetkisiz ve haksız şekilde yararlanılan iş
ürünleri de bu hüküm çerçevesinde değerlendirilebilir. Hükmün uygulama alanına
girebilecek iş ürünlerine örnek olarak kumaş deseni, bir evin kaba mimari
çizimi, fabrika işletmesine ait masraf döküm listesi, yol tarifleri, kol
saatlerine ait ürün çizimleri, eser niteliğini haiz olmayan bir
resmin/fotoğrafın scanner/fotokopi makinesi yardımı ile çoğaltılarak başkaları
tarafından satılması<a href="#_ftn5">[5]</a>, iş akış şemaları,
problem analizleri, üretim hazırlık çalışmalarına ilişkin taslaklar<a href="#_ftn6">[6]</a>, hesap formülleri, gıda
endüstrisinde üreticiler tarafından ürün içeriklerinde kullanılan aromalara
özgü aroma profillerinin belirlenmesi, müşterilere özgü geliştirilmiş muhtelif
sektörlere ait projeler ve benzeri hüküm kapsamında korunmaya değer iş ürünü
olarak değerlendirilecektir.</p>



<p>İş
ürünleri, sahibinin izni olmadıkça hiçbir surette kullanılamaz. İş ürününün
sahibi iş ürününü emekleri sonucu meydana getiren, geliştiren ve belirleyendir.
İş ürününün “iş ürününün sahibi tarafından” yazılı veya sözlü sözleşme ilişkisi
kapsamında gerçek veya tüzel kişilerle paylaşıldığı hallerde, aralarındaki iş
ilişkisi ne olursa olsun bu paylaşım sonucu iş ürününü gören veya elde eden
gerçek veya tüzel kişilerin iş ürününü sahibinin rızası hilafına kullanması, iş
ürünü üzerinde tasarrufta bulunması (üretim yapması, kiralaması, kullanması
dahil her neviden bir tasarrufta bulunması TTK madde 55.1.c hükmünün ihlali
anlamına gelir. İş ürününün sahibinin rızası dışında kullanılması haksız
rekabettir. Taraflar arasındaki iş ilişkisinin sona ermesi, iş ürününün “iş
ürünü sahibinin” rızası dışında kullanılmaması sonucunu doğuracaktır. </p>



<p>Örneğin
bir tarafta üretici bir firma ve diğer tarafta dağıtıcı bir firma arasında
kurulan bir tek satıcılık ilişkisi düşünelim. Böyle bir durumda da üretici,
aralarındaki ticari ilişki özelinde meydana getirilmiş olsa dahi, dağıtıcının
geliştirdiği bir iş ürününü dağıtıcının rızası hilafına kullanamaz veya aynı
şekilde dağıtıcı da üreticinin geliştirdiği iş ürününü onun rızası hilafına
kullanamaz. Emek harcanarak meydana getirilen teklifler, aroma profilleri,
hesaplar, formüller, planlar iş ilişkisi sona ersin veya ermesin iş ürünü
niteliğini haiz olup sahibinin rızası hilafına kullanılmamalıdır. Aksi halde
dürüst rekabetin bozulmuş olması neticesinde haksız rekabet doğmuş olacaktır.
İş ürünü emek harcayan, az çok bu iş ürünü için yatırım yapan tarafın emeğinin
korunmasını amaçlamaktadır. İş ürününün, sahibinin rızası hilafında kullanılmasının
TTK uyarınca fevkalade ağır hukuki ve cezai müeyyideleri bulunmaktadır. </p>



<p><strong>II. Başkalarının </strong>İ<strong>ş Ürünlerinden Yetkisiz Yararlanma (TTK
madde 55/1-c)</strong></p>



<p>İş
ürünlerini konu eden TTK madde 55/1-c hükmü, mülga Türk Ticaret Kanunu’ndaki önemli
bir boşluğu dolduran yeni bir hükümdür. Bu yeni hüküm ile birlikte fikri
mülkiyet hukuku kapsamında değerlendirilemeyen ve/veya özel hüküm çerçevesinde
korunmayan fikri veya maddi anlamda emek sarf edilerek hazırlanmış, meydana
getirilmiş iş ürünlerinin korunmaya değer olduğu kabul edilmiştir. &nbsp;Buna göre;</p>



<p><em>“c-Başkalarının iş
ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;</em><em></em></p>



<p><em>1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap
veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,</em></p>



<p><em>2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya
plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş
veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,</em></p>



<p><em>3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın
başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma
yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.”</em>&nbsp; </p>



<p>haksız
rekabet teşkil edecektir.</p>



<p>Kanundaki
düzenleme doğrultusunda kısaca emanet edilmesi, tevdi edilmesi veya devralınması
bağlamında ticari amaçlarla serbest bir şekilde dürüstlük kuralına aykırılık
teşkil eden yetkisiz yararlanmalara karşı hukuki koruma sağlanma amacı söz konusudur.<a href="#_ftn7">[7]</a> Bu husus madde
gerekçesinde yer alan şu ifadeden de açıkça anlaşılmaktadır: &nbsp;“…<em>Hüküm başkalarının emeğinden, iş, sonuç ve deneyimleri
haklı olmayan yararlanmaları önlemeyi amaçlamaktadır. Hükümdeki yararlanma,
ekonomik yarar elde etmeyi, başkasının emeğiyle haklı olmadığı halde sonuç
almayı ifade etmekted</em>ir.” Ayrıca TTK
madde 55/1-c. de yer alan ilk iki alt bent iş ürünlerinin sözleşmesel veya
sözleşme öncesi güven ilişkisi çerçevesinde korunmasına ilişkindir.<a href="#_ftn8">[8]</a> Dolayısıyla bahsi geçen sözleşmenin
yazılı olması şart değildir. Yazılı olmayan iş ilişkileri de kapsam
dahilindedir. </p>



<p>Yukarıda iş ürünü
kavramı ele alınırken izah edildiği üzere TTK madde 55/1-c hükmü, hâlihazırda
özel kanunlarla korunan fikrî mülkiyet haklarını kapsamamaktadır. Burada
hukuken özel olarak korunmayan ancak, iş, faaliyet, üretim vs. yönünden önem
taşı­yan, teklif, hesap, plan gibi ürünler haksız rekabet hükümleri altında
hukuken koruma altına alınmıştır.</p>



<p>Bu bağlamda c
bendinin ilk alt bendinde iş ürününün sahibinin rızası kapsamında başka
kişilere emanet edilmiş olması bakımından, iş ürününün sahibi dışındakiler tarafından
elde tutulması noktasında hukuki aykırılık bulunmamaktadır. Ancak burada iş
ürününü elinde tutanlar tarafından dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek
şekilde, emanet eden kişinin rızası dışında ticari kaygı güdülerek haksız bir
şekilde tasarrufta bulunulmasının önüne geçmek amaçlanmıştır. TTK madde
55/1-c.2 hükmünde ise c bendindeki ilk alt bende benzer şekilde düzenleme
yapılmıştır. Bu alt bentte dikkat çekilmesi gereken farklılık ise&nbsp; iş
ürününün sahibinden doğrudan edinilmeksizin başkaları tarafından tevdi edilmesi
ve sağlanmasıdır. Ayrıca iş ürününün bir kişiye yetkisiz şekilde tevdi edilmesi
veya sağlanmış olunmasının bilinmesi gereklidir ancak bu konuda bilgi sahibi
olması gerektiği de yeterli görülmüştür. İş ürününün korunmasına ilişkin olarak
düzenlenmiş olan c bendinin son alt bendinde ise iş ürünü üzerinde uygun bir
katkısı bulunmaksızın pazarlanmaya hazır ürünün teknik çoğaltma yöntemleriyle
devir alınması ve bunlardan haksız ve yetkisiz bir şekilde yararlanılması hüküm
altına alınmıştır. Dolayısıyla TTK madde 55/1-c bendinde hüküm altına alınmış
olan yararlanma kavramının özellikle ilk iki alt bent noktasında iş ürününden
sınırsız bir yararlanma olmadığı sonucuna da varılmaktadır.</p>



<p>TTK madde 55/1-c.2
de ise iş ürününden haksız ve yetkisiz yararlanan kişinin bu hususu bilmesi
gereklidir ancak hükümde bilinmesinin gerekli olduğu yeterli kabul edilmiştir.
Bu husus mezkur alt bent kapsamındaki yararlanmanın tacir, tacir sayılan veya
tacir gibi sorumlu olan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olması bakımından
önem arz etmektedir. Zira TTK madde 18/2 uyarınca tacir sıfatını haiz olan
kişilerin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi
hareket etmesi hüküm altına alınmıştır. Bahsi geçen tacir sıfatını haiz
kişilerin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü söz konusu olduğundan TTK
madde 55/1-c.2 kapsamında bu kişilerin TTK madde 18/2’ de yükümlülüğü de&nbsp; göz önünde bulundurulmalıdır.<a href="#_ftn9">[9]</a></p>



<p><strong>III. BAŞKALARININ İŞ ÜRÜNLERİNDEN YETKİSİZ YARARLANMANIN HUKUKİ VE CEZAİ SONUÇLARI</strong></p>



<p><strong>Başkalarının İş Ürününden Yetkisiz Yararlananın Hukuki Sorumluluğu</strong></p>



<p>Haksız rekabet sebebiyle açılabilecek hukuk davaları TTK m.56’da belirtilmiştir. Bunlar sırasıyla tespit davası, men davası, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması davası (eski hale iade), maddi ve manevi tazminat davasıdır.<a href="#_ftn10">[10]</a> Ayrıca haksız rekabet nedeniyle TTK m.61’ de özel olarak düzenlenmiş olan ihtiyati tedbir talebine başvurulabilir, geçici koruma türlerinden biri olan “delil tespiti” talep edilebilir<a href="#_ftn11">[11]</a>.</p>



<p>TTK
madde 56 şu şekildedir:</p>



<p><strong><em>“I. Çeşitli Davalar</em></strong></p>



<p><strong><em>&nbsp;MADDE 56-&nbsp;</em></strong><em>(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri,
kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri
zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;</em></p>



<p><em>a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,</em></p>



<p><em>b) Haksız rekabetin men’ini,</em></p>



<p><em>c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi
durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla
yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz
ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,</em></p>



<p><em>d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,</em></p>



<p><em>e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde
öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini,</em></p>



<p><em>isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi
hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi
mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.</em></p>



<p><em>(2)<strong>&nbsp;</strong>Ekonomik çıkarları zarar gören
veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki
davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.</em></p>



<p><em>(3)<strong>&nbsp;</strong>Ticaret ve sanayi odaları,
esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini
korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine
göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla
kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde
yazılı davaları açabilirler.</em></p>



<p><em>(4)Bir kimse aleyhine
birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız
rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla
elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur.”</em></p>



<p>Hukuki
sorumluluk bahsinde değinilmesi gereken bir husus da açılabilecek tespit
davası, men davası ve eski hale iade davası bakımından kusurun varlığı dava
şartı olarak aranmamaktadır. Buna karşılık kasıt veya ihmal derecesinde kusurun
mevcut olması ve uğranılan zararın ispat edilmesi maddi tazminat istemine
ilişkin dava açılabilmesi için önkoşuldur. Maddi tazminat davasında davacı hem
fiili zararını hem de yoksun kalınan karını talep edebilir. Ancak haksız
rekabet sebebiyle açılacak olan tazminat davasında genel olarak zararın ispatı
ve hesaplanması güçlük arz etmektedir. Dolayısıyla tazminat olarak TTK m.
56/1-e’ nin sonunda yer alan hüküm çerçevesinde haksız rekabet neticesiyle
davalının elde ettiği menfaatin karşılığına hükmedilmesi de mümkündür.<a href="#_ftn12">[12]</a>
Elde edilen menfaat tutarının belirlenememesi halinde ise TBK m. 50
çerçevesinde hakim tarafından hakkaniyete uygun bir meblağa hükmedilecektir.</p>



<p>Önemle
belirtmek gerekir ki TTK m.56/1-c bendi uyarınca eski hale iade davasında talep
edilmesi halinde haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve
malların imhasına da hükmedilebilir. Eski hale iade davası kapsamında talep
edilebilen malların imhası oldukça ağır bir müeyyide olması sebebiyle TTK
m.56/2. fıkrasında belirtilen “müşteriler” yukarıda bahsedilen araç ve malların
imhasını talep edemezler.<a href="#_ftn13">[13]</a>
Son olarak eski hale iade davası ve bu dava kapsamındaki oldukça ağır bir
yaptırım olarak nitelendirilen imha talebi ile haksız rekabetin sonuçlarının ve
etkilerinin ortadan kaldırılması, haksız rekabet öncesindeki durumun iadesinin
sağlanması amaçlanmıştır.<a href="#_ftn14">[14]</a>
Ayrıca haksız rekabet sonucunda kişilik hakları ihlal edilen kişiler (gerçek
veya tüzel kişiler) uğradığı manevi zararın giderilmesi için TBK m. 58 uyarınca
manevi tazminat isteminde de bulunabilir.<a href="#_ftn15">[15]</a>
Haksız rekabetin haksız fiilin özel bir görünümü olduğu bahsiyle TTK’ da haksız
rekabete ilişkin boşluklar TBK’ da yer alan haksız fiil hükümleri ile
doldurulmalıdır.<a href="#_ftn16">[16]</a></p>



<p>TTK m.60
uyarınca haksız rekabet davaları bakımından bir ve üç yıllık zamanaşımı
süreleri öngörülmüştür:</p>



<p><strong><em>“V – Zamanaşımı</em></strong></p>



<p><strong><em>MADDE 60-(</em></strong><em>1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.”</em></p>



<p></p>



<p><strong>Başkalarının İş Ürününden Yetkisiz Yararlananın Cezai Sorumluluğu</strong></p>



<p>Haksız rekabet eylemleri sadece hukuki değil, cezai sorumluluk da doğurmaktadır. Nitekim TTK 62/a bendi uyarınca, TTK 55’de yazılı haksız rekabet fiilleri cezai müeyyideye tabi tutulmuştur. Hükmün (a) bendi uyarınca TK 55’de yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler bakımından fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, TTK madde 56 gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir alt bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. </p>



<p><strong><em>“I – Cezayı gerektiren fiiller</em></strong></p>



<p><strong><em>MADDE 62</em></strong><strong><em>–</em></strong><em>(1)a) 55 inci maddede
yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,</em></p>



<p><em>b) Kendi icap ve tekliflerinin
rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri,
ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi
verenler,</em></p>



<p><em>c) Çalışanları, vekilleri veya diğer
yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret
sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,</em></p>



<p><em>d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden,
işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada
cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili
önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler,</em></p>



<p><em>fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir
suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını
haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren
fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla
cezalandırılırlar.”</em></p>



<p>Yukarıda yer alan madde 55’e atıf doğrultusunda TTK madde 55/1.c bendi özelinde incelediğimizde, bu suç ile yasaklanan fiil başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanılmasıdır. TTK madde 55/1.c’de “özellikle” ibaresinden sonraki alt bentlerde “kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak”, “Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak” ve “Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak” fiillerine yer verilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da fiillerin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturup oluşturmadığıdır. Şayet fiil daha ağır bir suçu oluşturmakta ise, haksız rekabetten değil daha ağır olan suçtan dolayı ceza verilecektir. </p>



<p>Haksız
rekabet suçunun faili bakımından madde metninde özel bir belirleme
yapılmamıştır. Bu suç özgü bir suç değildir ve suçun faili herhangi bir kimse
olabilir. Kanunda bu suça ilişkin özel veya ayrık bir düzenlemeye yer
verilmediği için, tüzel kişiler bu suçun faili olamazlar. Zira ceza hukukunda
ancak gerçek kişiler fail olarak sorumlu olabilir. Bununla birlikte suçun
ticari bir şirketin faaliyetleri kapsamında işlenmesi halinde, tüzel kişiliğin
cezai sorumluluğuna gidilemez ise de tüzel kişilik bünyesinde bu fiili
işlenmesinde rolü bulunan kişilerin (örneğin şirketin imza yetkilileri, genel
müdür, yönetim kurulu üyeleri gibi) sorumluluğuna gidilebilecektir. Haksız
rekabet suçunun mağduru ise geniş anlamda toplumu oluşturan herkes; dar anlamda
ise, dürüstlüğe aykırı davranış ve uygulamalar ile zarara uğrayan tüzel
kişiler, tüketici ve müşterilerdir.<a href="#_ftn17">[17]</a> </p>



<p>Suçun manevi
unsuru ise TTK madde 62/1-a’da açıkça belirtildiği üzere kasttır. Ayrıca Türk
Ceza Kanunu’nun 22/1 maddesi “<em>Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça
belirttiği hallerde cezalandırılır.</em>” hükmünü amirdir. Bu doğrultuda TTK’nın
62. maddesinde suçun taksirli hali öngörülmemiştir. </p>



<p>Başkalarının iş
ürününden haksız yararlanmak suretiyle haksız rekabet suçu şikayet üzerine
soruşturulabilir ve kovuşturulabilir. Şikayet süresi TCK madde 73/2 uyarınca, zamanaşımı
süresini geçmemek koşuluyla şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim
olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.</p>



<p>Ceza Muhakemesi
Kanunu m.253/1-a uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı
suçlar uzlaşma kapsamındadır.&nbsp;
Dolayısıyla TTK m.62/1-a bendindeki başkalarının iş ürünlerinden
yetkisiz yararlanmak sebebiyle haksız rekabet suçu da şikayete bağlı bir suç
olduğundan uzlaşmaya tabidir. </p>



<p>Haksız rekabet
suçları için yukarıda da bahsedildiği gibi TTK kapsamında cezai müeyyide olarak
her bir fiil dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezası
öngörülmüştür. Tüzel kişiler bakımından ise, TTK m.63 uyarınca tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir
haksız rekabet fiili işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel kişi adına hareket
eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında
uygulanır. Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de
karar verilebilir. </p>



<p><strong>SONUÇ</strong></p>



<p>TTK madde
55/1-c çerçevesindeki düzenleme kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden
yetkisiz yararlanmalara karşı hukuki koruma sağlanma amacı söz konusudur. Bu
madde haksız rekabet hukukunu temellendiren emek ilkesinin geniş bir
uygulamasıdır. Söz konusu bent kapsamında öngörülen şartları ihtiva etmesi
halinde, her bir somut olaydaki muhtelif iş ürünü hüküm dahilinde
değerlendirilebilir. İş ürünlerinden yetkisiz yararlanmalar sonucunda meydana
gelen haksız rekabet neticesinde TTK madde 56’da yer alan davalar açılabilir,
haksız rekabet halleri için özel olarak düzenlenmiş olan TTK madde 61 uyarınca
“ihtiyati tedbir” talep edilebilir, HMK madde 400’de düzenlenen geçici hukuki
korumalardan biri olan “delil tespiti” yapılması istenebilir. Ayrıca iş
ürünlerine yönelik olan haksız rekabet fiilinin işlenmesi TTK madde 62/a bendi
uyarınca suç sayıldığından ceza davası açılabilir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için bizlerle
her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a>Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, <strong> </strong>Yeni Türk Ticaret Kanunu Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, On İki Levha Yayıncılık, Mayıs, 2016, s.79.</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Bkz. TTK madde 54-55 gerekçesi</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> Bkz. TTK madde 55/1-c bendi
gerekçesi</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a> Botschaft
1983, BBI 1983 II, s.1069 (Naklen: Meliha Sermin Paksoy, Sözleşmeyi
İhlale Yöneltme, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, Ocak 2018, s.224).</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a> Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, N. Füsun Nomer Ertan<em>, Ticari İşletme Hukuku</em>, 6. Baskı,
Vedat Kitapçılık, Eylül 2019,<em> s</em>.595.;
Füsun Nomer Ertan, Haksız Rekabet Hukuku, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık,
Haziran 2016,1.Baskı, s. 318-319.</p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> M. Sadık Çapa, “Haksız Rekabet
Hukukunda Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Yararlanma”, Ankara Baro
Dergisi, Yıl:2014, S: 2, s.365; Sami Karahan, Ticari İşletme
Hukuku, 25. Baskı, Mimoza Yayınları, Eylül 2013, s.233; ayrıca bakınız Yargıtay HGK. E. 1995/11-1037 K.
1996_206 T. 27.3.1996.</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> Yargıtay 11. HD, T.11.02.2005, E.2005/609,
K.2005/1083.&nbsp; </p>



<p><a href="#_ftnref8">[8]</a> Ülgen,
Helvacı, Kaya,<em> Nomer Ertan</em>,
s.595; Füsun Nomer Ertan, s.317.</p>



<p><a href="#_ftnref9">[9]</a>
M. Sadık Çapa, s.367; Sami Karahan<strong>,</strong>s.235; Füsun Nomer Ertan, s. 321.</p>



<p><a href="#_ftnref10">[10]</a> Safiye Nur Bağrıaçık, Üretim ve İş Sırlarının Korunması, 1. baskı, On İki Levha
Yayıncılık, Aralık 2017, s.169.</p>



<p><a href="#_ftnref11">[11]</a> Arslan, <em>Nomer</em>, Ülgen, Helvacı, s.619-621.</p>



<p><a href="#_ftnref12">[12]</a> Yargıtay 11. HD T. 24.11.2016, E.2016/7139, K.2016/9125; Yargıtay 11. HD T. 19.3.2001, E.2001/44, K.2001/2072.</p>



<p><a href="#_ftnref13">[13]</a> Füsun
Nomer Ertan, s. 415.</p>



<p><a href="#_ftnref14">[14]</a> Arslan,
<em>Nomer</em>, Ülgen, Helvacı, s.606.</p>



<p><a href="#_ftnref15">[15]</a> Prof. Dr. İsmail Kayar, Ticari
İşletme Hukuku, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Eylül 2018, s.297-299.</p>



<p><a href="#_ftnref16">[16]</a> Gönen Eriş, Ticari İşletme ve
Şirketler, 3.Baskı, Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2017, s.1110</p>



<p><a href="#_ftnref17">[17]</a>
Çetin Arslan, Didar Özdemir, “Türk Ticaret Kanunu’nda Haksız Rekabet Suçu”, International
Conference On Eurasian Economies, 2016, Session 3B: Hukuk, s. 270 (Çevrimiçi: <a href="https://www.avekon.org/papers/1535.pdf">https://www.avekon.org/papers/1535.pdf</a>.)
</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/22/is-urunu-ve-baskalarinin-is-urununden-yetkisiz-yararlanmak-suretiyle-haksiz-rekabet-eylemleri/">İŞ ÜRÜNÜ VE BAŞKALARININ İŞ ÜRÜNÜNDEN YETKİSİZ YARARLANMAK SURETİYLE HAKSIZ REKABET EYLEMLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2020 09:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde-vefa-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-nedeniyle-edimlerin-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edimler-arasındaki-dengenin-bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-sözleşmeye-müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-takdir-yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlem-temelinin-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-nedeniyle-ifa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-değişen-koşullara-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-sebebiyle-aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-olağanüstü-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-öngörülemez-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-136]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-138]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-2]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-4]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-hukukunda-koronavirüs-salgınının-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Medeni-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner &#160;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI NEDENİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI Dünyada ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını (COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın) ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir alınmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="332" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" alt="" data-id="483" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" data-link="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/document-agreement-documents-sign-48148-1/" class="wp-image-483" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1-300x199.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p><strong>&nbsp;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI
NEDENİYLE</strong></p>



<p><strong>SÖZLEŞMELERİN
DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</strong></p>



<p>Dünyada
ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını
(COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın)
ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması
karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir
alınmış ve halen daha alınmaya devam etmektedir. Buna rağmen koronavirüs, sosyo-ekonomik
hayatımızı kısa bir süre içinde ve kaçınılmaz bir şekilde olumsuz
etkilenmiştir. Sıra dışı bir seyirde ilerleyen bu süreçte hâlihazırda yeni
kurulmuş ya da devam etmekte olan sözleşmelerin akıbeti güncel bir sorun hâline
gelmiştir. </p>



<p>“Koronavirüsün
(Covid-19) Türk Borçlar Hukuku ve Sözleşmeler Üzerindeki Etkileri” başlıklı yazımızda
sözleşmede mücbir sebep düzenlemesi bulunması ihtimalinde koronavirüsün mücbir
sebep niteliği sebebiyle ifa imkânsızlığı yaratması durumunu değerlendirmiş ve sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veya taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme bulunmaması ihtimalinde, sözleşmenin TBK’nın 138. maddesi kapsamında uyarlanmasının
taraflarca talep edilebileceğine değinmiştik. Koronavirüs salgını sebebiyle
tarafların edimlerinin ifasının güçleştiği pek çok akdi ilişki hâlihazırda
mevcuttur. Bu yazımızda sözleşmelerde aşırı ifa güçlüğü sonucu işlem temelinin
çökmesi kapsamında sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanması konusu irdelenecektir.</p>



<p>Hukukun
temel ilkelerinden biri olan <em>“Ahde vefa
ilkesi”</em> <em>(pacta sunda servanda)</em> kişilerin
serbest iradeleriyle kurdukları sözleşmeye bağlı kalmalarını ifade eder. Ahde
vefa ilkesi uyarınca sözleşme kurulduktan sonra değişen koşullar, tarafların
sözleşme ile üstlendikleri edimleri ifa yükümlülüklerini etkilemez. Bu ilkeye
bağlı olarak borçlu edimini üstlendiği şekliyle ifa etmekle yükümlü olacaktır. Ancak
sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de
beklenmeyen olağanüstü bir durumun vuku bulması durumunda, ifa imkânsız
olmamakla birlikte aşırı derecede güçleşmiş olabilir. söz Böyle bir durumda
ahde vefa ilkesinin katı bir şekilde uygulanması haksız ve adaletsiz bir sonuç
ortaya çıkarır. İşte ahde vefa ilkesinin istinasını, <em>“işlem temelinin çökmesi”</em> teorisi oluşturmaktadır.</p>



<p>Sözleşmenin
ifası sırasında hal ve koşulların değişmesi halinde, dürüstlük kuralı gereği
sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması gerekli ise, ahde vefa ilkesinin aksine
sözleşme yeni hal ve şartlara göre uyarlanabilir. Buna <em>“sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması ilkesi”</em> denir. Bu ilke
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.09.1997 tarihli bir kararında şu şekilde
ifade edilmiştir; <em>“…Ahde vefa ilkesine
göre; sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet
olunmalıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük
kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir.
Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge
şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak
derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırasında mevcut bulunan şartlar
önemli surette değişmişse, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu
görüş doktrinde &#8220;Emprevizyon Teorisi&#8221; adıyla anılır.
(Tekinay/-Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler
7.Bası.İst. 1993 sh: 1005) İşte edimler arasındaki dengeyi aşırı derece bozan
olağanüstü haller harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki
olağanüstü yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi
gibi hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir
çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalma adalet, hakkaniyet
ve objektif hüsnüniyet (MK. Md.2/2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale
gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bugün İsviçre-Türk
Hukuku&#8217;nda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm
bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki
dengenin, olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını
güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda &#8220;işlem temelinin
çökmesi&#8221; gündeme gelir. Bu gibi hallerde emprevizyon veya Clausula Rebus
Sic Stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin
yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilecektir. Hakim bu gibi
hallerde ya sözleşmeyi ortadan kaldıracak ya da sözleşme koşullarının
olağanüstü olgulara uyarlanmasına ve böylece sözleşmede bozulmuş olan dengeyi
yeniden sağlayacaktır.</em></p>



<p>Ahde
vefa ilkesinin istisnasını işlem temelinin çökmesi teorisinin oluşturduğundan bu
bağlamda aşırı ifa güçlüğü kavramını da incelemek gerekmektedir. İfa imkânsızlığı
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları farklı kavramlar olup, bu kavramlar
birbirleriyle karıştırılmamalıdır. İmkânsızlık kavramından farklı olan ve aşırı
ifa güçlüğüne dayanan uyarlama talebi, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde hüküm
altına alınan dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Her ne kadar ifanın imkânsızlaşması
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları yakın ilişki içinde olsa da aşırı ifa güçlüğü
durumunda, ifa imkânsızlaşmamakta yalnızca borçludan kaynaklanmayan bir sebeple
ifaya konu edimler arasındaki dengenin borçlu aleyhine aşırı derecede bozulmuş olduğu
bir hal söz konusu olmaktadır. Bu ihtimalde işlem temelinin çöktüğü kabul
edilmektedir. </p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi durumunun söz konusu olduğu hallerde sözleşmenin değişen
şartlara uyarlanabilmesine ilişkin şartlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138
inci maddesinde öngörülmüştür. Buna göre sözleşmenin değişen koşullara
uyarlanmasının şartları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;</p>



<p><strong>1)</strong> Sözleşmenin
kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir
durumun varlığı</p>



<p><strong>2)</strong> Uyarlama talep
eden tarafın (aşırı ifa güçlüğü içine düşen borçlunun) olayın meydana
gelmesinde kusurunun bulunmaması</p>



<p><strong>3)</strong> Sözleşme ile
kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin dürüstlük kuralına aykırı şekilde
aşırı ölçüde farklılaşmış olması</p>



<p><strong>4)</strong> İfası aşırı
derecede güçsüzleşen edimin ifa edilmemiş olması veya edimin ifanın aşırı
ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ifa edilmiş olması</p>



<p><strong>5)</strong> Sözleşme
kurulduktan sonra meydana gelen öngörülemeyen değişiklik ile edimin ifa
edilmesinin aşırı derecede güçsüzleşmesi arasında uygun illiyet bağının
bulunması</p>



<p>Bu
şartların varlığı halinde hâkimden sözleşmenin uyarlanması talep
edilebilecektir. Mümkün olmaması ihtimalinde ise sözleşme sona
erdirilebilecektir.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının taraflarca öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü
bir durum olup olmadığı doğacak olası uyuşmazlıklar için tartışma konusu haline
gelmiştir. Kanaatimizce koronavirüs salgını, sözleşmenin kurulmasından sonra
ortaya çıkabilecek öngörülemez ve olağanüstü değişiklik sayılabilir. Nitekim bu
salgının ortaya çıkmasında sözleşme taraflarından herhangi birine kusur
yüklenemez. Yine salgının tüm dünya genelinde aniden kendini göstermeye
başlaması hükümetleri de şaşırtmış ve devamında öngörülemez bir hızla yayılması
bu salgını öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü bir değişiklik
olarak nitelendirmemize sebep olmuştur. Tarafların sözleşmenin ifasını aşırı
derecede etkileyebilecek olan böyle bir salgın hastalığı sözleşmenin kurulması
sırasında öngörebilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Ancak
sözleşmenin uyarlanması talebi için koronavirüs tek başına yeterli bir sebep
değildir. Keza yukarıda belirttiğimiz diğer koşulların da somut olay bazında
gerçekleşmiş olması gerekir. Bununla beraber hastalığın tüm sözleşmeler
üzerinde aynı etkiyi yaratacağı da söylenemez. Dolayısıyla sözleşmenin TBK m.
138 uyarınca uyarlanabilmesi için her bir somut olay özelinde sözleşmenin
niteliği, kurulma zamanı, süresi, tarafları vb. unsurların birlikte
değerlendirilmesi gerekir.</p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi sonucu sözleşmenin uyarlanmasının talep edilmesinden evvel
tarafların bir araya gelip sözleşmelerini yeniden müzakere için adım atmaları
ve aralarında uyuşma yoluna gitmeleri zamandan ve masraftan tasarruf etmelerini
sağlayacaktır. Özellikle uzun yıllar sürdürülmek istenilen bir sözleşme
ilişkisinde, tarafların ortak iradesine dayanan bir uyarlama yapılması, her iki
taraf için de tatmin edici bir sonuç ortaya çıkaracak ve sözleşmenin
devamlılığını pekiştirecektir. Her ne kadar hakim sözleşmeye müdahale ederken
taraf iradelerine de önem verilerek yorum yoluyla sözleşmenin dürüstlük
kuralına uygun hale getirilmesini sağlasa da<a href="#_ftn1">[1]</a>, bazı durumlarda hakimin
sözleşmeye müdahalesi bir tarafı memnun ederken diğer taraf bakımından
sözleşmenin ifası bir külfet haline getirmekte ve taraf ilişkilerini zedeleyebilmektedir.
Hakimin müdahalesinden memnun kalmayan taraf, zorunlu olarak bu yeni şartlara
katlandığından sözleşme şartlarının elverdiği ilk fırsatta sözleşme ilişkisini
sona erdirme yolunu tercih etmektedir. Haliyle hakimin müdahalesi bazı sözleşme
ilişkileri bakımından geçici bir çözüm sunmakla birlikte uzun vadede taraflar
arasındaki sözleşme ilişkisinin devamlılığını olumsuz yönde
etkileyebilmektedir. Tarafların bu şekilde bir müzakere sonucu anlaşmaya
varamaması halinde ise, sözleşmeyi ifa etmekte zorlanan taraf bakımından hakimin
sözleşmeye müdahalesini talep etmek kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durumda hakim,
somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye
veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına
karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.<a href="#_ftn2">[2]</a> Hâkimin sözleşmeye
müdahalesi dar anlamda olabileceği gibi geniş anlamda da olabilmektedir. Dar
anlamda müdahale, sözleşmenin içeriğinde, tarafların edimlerinde ve ifa
yükümlülüklerinde yapılacak bir değişikliği ifade ederken; geniş anlamda
uyarlama, sözleşmenin sona ermesi de dahil olmak üzere sözleşmenin hem
süresinde hem içeriğinde değişiklik yapılması sonucunu doğurur. Dar anlamda
uyarlama edimin konusunun değiştirilmesi, arttırılması veya azaltılması, ifa
yeri ve zamanının değiştirilmesi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Sözleşmenin sona erdirilmesi de dahil olan çözümler bir başka ifade ile hakimin
geniş anlamda müdahalesi ise sözleşmenin ayakta tutulması ilkesi gereğince
ancak dar anlamda uyarlamanın mümkün olmaması ihtimalinde gündeme gelecektir.<a href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p>Hâkim
Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesinden doğan takdir yetkisini kullanarak koyduğu
kurallarla yalnızca sözleşmede boşluk olan noktaları tamamlayabilir veya
değiştirebilir. Objektif esaslı noktalar sözleşmenin kanuni tanımında yer alan
zorunlu unsurlar olduğundan ve taraflarca uyuşma sağlanması gereken asgari
unsurlar olduğundan bunlara ilişkin boşluklar uyarlama yolu ile doldurulamayacaktır.
Yargıtay bir kararında uyarlamanın ne şekilde yapılması gerektiğini şu şekilde
açıklamıştır;&nbsp; <em>“Sözleşmeye bağlılık esas olduğundan, uyarlama daima yardımcı bir çözüm
olarak düşünülmelidir. Sözleşmeye yazılan özel hükümler yorumlanıp, bunların
taraflara sağladığı hak ve yararlar ile ekonomik değişikliklerin etkileri,
kiralananın nitelikleri gibi somut olayın özelliği ile belirlenecek tüm
objektif ve subjektif hal ve koşullar değerlendirilmeli, uyarlama yapılması
kanaatine varılırsa, sözleşmedeki intibak boşluğu, hak ve nefaset, doğruluk,
dürüstlük kuralları (TMK. md.4, 2/1) ışığında yasa boşluğunda olduğu gibi
TMK.md 1&#8217;deki yetki kullanılarak hakim tarafından doldurulmalıdır.”<a href="#_ftn4"><strong>[4]</strong></a></em>
</p>



<p>Sonuç
olarak, bir borcun sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ifa edilmesi ahde vefa
ilkesinin gerekliliği olmakla beraber, kusurun taraflara yüklenemeyeceği beklenmeyen
bir takım olağanüstü değişikliklerin söz konusu olduğu uyuşmazlıklar için, kanun
koyucu aşırı ifa güçlüğü ile ilgili Türk Borçlar Kanununun 138 inci maddesinde sözleşmenin
değişen koşullara uyarlanması imkânını tanımıştır. Bu hallerde eğer koşulları
da mevcutsa işlem temelinin çöktüğü kabul edilerek hakimden sözleşmenin değişen
koşullara uyarlanması talep edilebilecektir. Edimler arasındaki dengenin borçlu
aleyhine bozulması ile beraber kendisinden ifanın dürüstlük kuralı uyarınca
beklenemediği borçlu sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir. Unutulmamalıdır
ki, aşırı ifa güçlüğüne düşen taraf edimini ifa edecekse, edimin ifası mutlaka
ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ve ihtirazi
kayıt konularak yapılmalıdır; aksi takdirde uyarlama talebinin şartlarından
biri sağlanamayacağı için kanunun tanımış olduğu bu imkandan yararlanmak güç
hale gelebilecektir. Yargıtay’ın edim ihtirazi kayıt konulmaksızın ifa edilmiş
ise, ifada bulunmakla onu yerine getirme güç ve imkanına sahip olunduğu ve
değişen şartlara rağmen edimin ifa edilebileceği kabul edilmiş olduğundan
sözleşmenin uyarlanmasının istenemeyeceğine yönelik içtihatları bulunmakla
birlikte iken<a href="#_ftn5">[5]</a>
aksi yönde kararları da mevcuttur.<a href="#_ftn6">[6]</a> İhtirazi kayıt koymak
suretiyle hakların saklı tutulması herhangi bir şekle tabi kılınmamış olmakla
beraber, ispat kolaylığı açısından yazılı şekilde yapılması uygun olacaktır. Karşı
tarafa telgraf çekmek, iadeli taahhütlü mektup göndermek, fax çekmek, noterden
ihtar çekmek vb. şekillerde ihtirazi kayıt iradesi açıklanabilir.<a href="#_ftn7">[7]</a> Borçlu doğan haklarını
saklı tutarak ifada bulunmuşsa, ifadan sonra da bu haklarını kullanabilecektir.
Bu takdirde, uyarlamanın sonucuna göre veya sözleşmeden dönme halinde, ifa
etmiş bulunduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen
geri isteyebilecektir.<a href="#_ftn8">[8]</a> Koronavirüs salgını,
sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkabilecek beklenmeyen bir olağanüstü
değişiklik olarak kabul edilebilir. Bu salgınının öngörülemeyen bir olağanüstü
değişik olduğuna dair henüz yargıda bir nitelendirme yapılmamıştır. Bu nedenle
kesin bir yorumda bulunmak için henüz çok erken olsa da salgının, sözleşmelerin
ve sözleşmelerin tarafları üzerindeki etkisinin somut olay bazında yorumlanması
gerektiği söylenebilecektir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer
sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta:
info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Yargıtay
HGK&#8217;nun 18.11.1998 tarihli, 815/835 sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Yargıtay
6. Hukuk Dairesi’nin 25.6.2015 tarihli 2015/4013 E. ve 2015/6417 K. sayılı
kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a>
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara, 2012, s. 482.</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a>
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2016 tarihli 2015/11014 E. ve 2016/6873 K.
sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a>
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2015 gün 2015/163 Esas, 2015/5752 Karar
sayılı ve 10.04.2017 gün 2016/2989 gün 2017/1637 Karar sayılı kararları. </p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> Aksi
yönde bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24.1.2019 tarihli, 2018/7863 E. ve
2019/534 K. sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> TBB Dergisi, Sayı 66, 2006, İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.02.1999 tarihli 1998/19727-2077 sayılı kararı, Yılmaz, Borçların İfasında İhtirazi Kayıt İleri Sürülmesi ve Uygulaması, s. 77.</p>



<p><a href="#_ftnref8">[8]</a> Yargıtay 13. Hukuk Dairesi&#8217;nin 13.06.2014 tarihli, 2013/16898 E. 2014/18895 K. sayılı kararı.</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7244 SAYILI KANUN İLE ALINAN EKONOMİK VE SOSYAL DESTEKLER ile YENİ ALINAN TEDBİRLER</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/17/7244-sayili-kanun-ile-alinan-ekonomik-ve-sosyal-destekler-ile-yeni-alinan-tedbirler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 16:14:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[3-ay-süre-ile-işçi-çıkarılamayacak]]></category>
		<category><![CDATA[6585-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7244-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7244-sayılı-kanun-ile-alınan-ekonomik-ve-sosyal-destekler-ile-yeni-alınan-tedbirler]]></category>
		<category><![CDATA[belediyeler-il-özel-idareleri-ve-bağlı-kuruluşlara-ait-taşınmazlara-ilişkin-kira-ve-ecrimisil-bedelleri-ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[fahiş-fiyat-artışı-ve-stokçuluk-yapılması-halinde-idari-para-cezaları-verilecek]]></category>
		<category><![CDATA[hazineye-ait-taşınmazlara-ilişkin-kira-ve-ecrimisil-bedelleri-ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[İş-kanunu-geçici-madde-10]]></category>
		<category><![CDATA[işçilere-ücretsiz-izin-verilebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[işçiye-maddi-destek]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik-ödeneğinden-faydalanamayn-işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işten-çıkarma-yasaklandı]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneğinden-faydalanamayan-işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneğinden-faydalanmak-kolaylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[konut-ve-işyeri-su-faturaları-ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye-şirketlerinde-2019-yılı-net-dönem-karının-sadece-yüzde-25-inin-dağıtımına-karar-verilebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[torba-yasa-ile-işçiye-maddi-destek-düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[türk-ticaret-kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-koronavirüs-salgını]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-koronavirüs-salgınının-ekonomik-ve-sosyal-hayata-etkilerinin-azaltılamsı-hakkında-kanun-ile-bazı-kanunlarda-değişiklik-yapılmasına-dair-kanun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=517</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan 7244 SAYILI KANUN İLE ALINAN EKONOMİK VE SOSYAL DESTEKLER ile YENİ ALINAN TEDBİRLER Yeni koronavirüs (Covid-19) salgınının ekonomik ve sosyal etkilerini artırmaya devam ettiği şu günlerde TBMM tarafından kabul edilen 16.04.2020 tarih ve 7244 sayılı “Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/17/7244-sayili-kanun-ile-alinan-ekonomik-ve-sosyal-destekler-ile-yeni-alinan-tedbirler/">7244 SAYILI KANUN İLE ALINAN EKONOMİK VE SOSYAL DESTEKLER ile YENİ ALINAN TEDBİRLER</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-488" width="585" height="389" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1024x683.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-300x200.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-768x512.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1536x1024.jpg 1536w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-2048x1366.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan</strong></p>



<p><strong>7244 SAYILI
KANUN İLE ALINAN EKONOMİK VE SOSYAL DESTEKLER ile YENİ ALINAN TEDBİRLER</strong></p>



<p>Yeni koronavirüs (Covid-19) salgınının ekonomik ve sosyal
etkilerini artırmaya devam ettiği şu günlerde TBMM tarafından kabul edilen
16.04.2020 tarih ve 7244 sayılı <em>“Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve
Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”</em> ile Hazineye ve Belediyelere ait
taşınmazlara ilişkin bedellerin ödenmesinden iş akdine son verme yasağına kadar
birçok alanda yeni düzenlemeler hayata geçirilmiştir. İşbu yazımızda yapılan
son düzenlemelere ilişkin bilgiler özetler halinde sunulmaya çalışılmıştır.</p>



<p><strong>1) 3 AY SÜREYLE İŞTEN ÇIKARMA YASAKLANDI, İŞVEREN
ÜCRETSİZ İZİN VEREBİLECEK</strong></p>



<p>Anılan Kanunun 9. maddesi ile 4857 Sayılı İş Kanunu’na
geçici madde eklenerek, İş Kanunu kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her
türlü İş ve Hizmet Sözleşmelerinin <strong>16.04.2020</strong> tarihinden itibaren
işveren tarafından feshedilmesi <strong>3 AY SÜRE ile yasaklanmıştır</strong>. Aynı
zamanda işverene işçinin açık rızası aranmaksızın <strong>3 AY SÜRE ile</strong> işçiyi
kısmen veya tamamen <strong>ÜCRETSİZ İZNE </strong>çıkarma hakkı tanınmıştır.
Yürürlükteki İş Kanunu’nun aksine işverenin işçiyi ücretsiz izne çıkarması
durumunda ise işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi de söz konusu
olamayacaktır.</p>



<p>İşveren ya da işveren vekilinin bu madde hükümlerine
aykırı davranması halinde ise işverene <strong>aylık brüt asgari ücret tutarında
idari para cezası</strong> verileceği düzenlenmiştir.</p>



<p>Cumhurbaşkanı bu süreleri <strong>6 AYA kadar</strong> uzatma
yetkisine sahiptir.</p>



<p><strong>2) İŞÇİYE MADDİ DESTEK SAĞLANACAK</strong></p>



<p>İşten çıkarma yasağının ve ücretsiz izin verilmesinin
yaratabileceği olumsuz etkiler göz önüne alınarak ayrıca işçiye maddi destek
sağlanacağı düzenlenmiştir. Buna göre;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>16.04.2020 tarihi itibariyle <strong>ücretsiz izne çıkarılan
ve kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayan</strong> işçiler ile;</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>15.03.2020 tarihinden sonra iş sözleşmesi feshedilen</strong> ve <strong>işsizlik
ödeneğinden faydalanamayan</strong> işçilere,</li></ul>



<p>Yaşlılık aylığı almaması kaydı&nbsp; ve fesih yasağının bulunduğu süreyi geçmemek
kaydı ile Kredi Garanti Fonu tarafından <strong>günlük 39,24 Türk Lirası nakdi
destek sağlanmasına</strong> karar verilmiştir.</p>



<p>Ücretsiz izin verilen ancak çalıştırılmaya devam edilen
işçiler hakkında ise işverene <strong>aylık brüt asgari ücret tutarında idari para
cezası</strong> verilecektir.</p>



<p><strong>3) KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNDEN FAYDALANMAK KOLAYLAŞTIRILDI</strong></p>



<p>Kamuoyu tarafından bilindiği ve takip edildiği üzere,
kısa bir süre önce İşverenlerin Kısa Çalışma Ödeneğinden faydalanabileceği
düzenlenmiş ve buna yönelik olarak birçok işveren tarafından bu yönde
başvurular yapılmıştı. Ancak başvuruların değerlendirilmesi ve uygunluğunun
kontrol edilmesi süreçleri nedeniyle işverene yapılacak ödemeler hızlı bir
şekilde gerçekleştirilememişti. Bu sorunu ortadan kaldırmak ve işverene hızlı
bir şekilde ödeme yapılabilmesini kolaylaştırmak adına 7244 sayılı kanuna
eklenen 8. madde ile <strong>“kısa çalışma başvurularında uygunluk tespitinin
tamamlanması beklenmeksizin ve işverenin beyanı doğrultusunda kısa çalışma
ödemelerinin yapılması”</strong> düzenlenmiştir.</p>



<p>İşveren tarafından <strong>hatalı bilgi ve belge verilmesi
halinde</strong> ise yapılan fazla ve yersiz ödemeler yasal faizi ile birlikte
işverenden tahsil edilecektir.</p>



<p><strong>4) KONUT VE İŞYERİ SU FATURALARI ERTELENECEK</strong></p>



<p>Anılan yasa ile Konut ve İşyeri su faturalarının
ertelenmesi düzenlenerek böylelikle vatandaşın fatura yükünün hafifletilmesine
olanak sağlanmıştır. İlgili düzenlemeye göre;</p>



<p>Büyükşehir Belediyeleri, Belediyeler ve bağlı
kuruluşlarının konutlara, faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan
işyerlerine ilişkin faturaları <strong>16.04.2020 tarihinden itibaren</strong> <strong>3 ay süre
ile</strong> ertelenebilecektir. Bu kararları almaya yetkili organ Belediye
Meclisleri olarak belirlenmiştir.</p>



<p>Bahse konu fatura bedelleri sürenin bitiminden itibaren
uzatılan süre kadar eşit taksitler halinde faizsiz olarak geri ödenecektir.</p>



<p>Belediye Meclisi bu süreleri <strong>3 ay süre ile uzatma
yetkisine</strong> sahiptir.</p>



<p><strong>5) FAHİŞ FİYAT ARTIŞI VE STOKÇULUK YAPILMASI HALİNDE
İDARİ PARA CEZALARI VERİLEBİLECEK</strong></p>



<p>7244 Sayılı Kanun ile 6585 Sayılı Perakende Ticaretin
Düzenlenmesi Hakkında Kanununda düzenlemeler yapılarak, Üretici, Tedarikçi ve
Perakende İşletmeler tarafından Fahiş Fiyat Artışı ile Stokçuluk Yapılması
yasaklanmış ve buna yönelik idari para cezaları öngörülmüştür. Buna göre;</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Fahiş Fiyat Artışı</strong> yapılması halinde <strong>10.000 Türk
Lirasından 100.000 Türk Lirasına</strong> kadar;</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Stokçuluk</strong> yapılması halinde ise <strong>50.000 Türk Lirasından 500.000
Türk Lirasına kadar</strong>;</li></ul>



<p>İdari para cezası verilebilecektir. </p>



<p>Anılan idari para cezalarını uygulama yetkisi 7244 sayılı
kanunla getirilen <strong>Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu</strong>’nda olacaktır.</p>



<p><strong>6) &nbsp;HAZİNEYE AİT
TAŞINMAZLARA İLİŞKİN KİRA VE ECRİMİSİL BEDELLERİ 3 AY SÜREYLE ERTELENECEK</strong></p>



<p>Hazineye taşınmazlarına ilişkin sözleşmelere istinaden
ödenmesi gereken bedeller ile ecrimisil bedelleri 1 Nisan 2020 tarihinden
başlamak üzere <strong>3 ay süreyle</strong> Çevre ve Şehircilik bakanlığı tarafından
ertelenecektir. Bu bedellere ilişkin olarak <strong>başvuru şartı aranmayacaktır</strong>.
</p>



<p>Bu süreler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 3 ay
süre ile uzatılabilir.</p>



<p><strong>6) BELEDİYELER, İL ÖZEL İDARELERİ VE BAĞLI KURULUŞLARA AİT
TAŞINMAZLARA İLİŞKİN KİRA VE ECRİMİSİL BEDELLERİ 3 AY ERTELENECEK</strong></p>



<p>Büyükşehir Belediyeleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri
ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin
mülkiyetinde ya da tasarrufunda bulunduğu taşınmazlar da 3 aylık erteleme
kapsamına dahil edilmiştir. Buna göre;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Bahsi geçen taşınmazlara ilişkin satış, e<strong>crimisil ya
da kiralamadan kaynaklanan bedeller 19.03.2020 tarihinden itibaren </strong>anılan
idareler tarafından <strong>3 ay süre ile</strong> ertelenebilecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Ertelenen ödemeler 3 aylık sürenin sonunda ertelenen süre
kadar eşit taksitler halinde faizsiz olarak geri ödenecektir.</li></ul>



<p>Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı bu
süreleri <strong>3 aya kadar uzatma yetkisine</strong> sahip olacaktır.</p>



<p><strong>7) SERMAYE ŞİRKETLERİNDE 2019 YILI NET DÖNEM KARININ
SADECE YÜZDE 25’İNİN DAĞITIMINA KARAR VERİLEBİLECEK</strong></p>



<p>Yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
uyarınca Sermaye Şirketleri genel kurulda ve yönetim kurulunda aldıkları
kararlar ile yıllık kar payı ile geçmiş yıl karları ve belirlenmiş olan serbest
yedek akçelerin hissedarlara dağıtımını yapmakta özgürdür.</p>



<p>Anılan 7244 Sayılı yasa ile Türk Ticaret Kanunu’nun
aksine kar payı dağıtımlarına sınırlama getirilmiştir. Buna göre;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem karının
yalnızca yüzde 25’lik kısmı kar payı dağıtımına konu olabilecektir. </li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>2019 yılı net dönem karının yüzde 25’lik kısmını geçen
miktarı ile geçmiş yıl kar paylarının ve serbest yedek akçelerin dağıtımına
karar verilmesi 30.09.2020 tarihine kadar yasaklanmıştır.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Bu hususta genel kurulda karar alınamayacağı gibi genel
kurulca yönetim kuruluna kar payı avansı dağıtım yetkisi verilemeyecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>7244 sayılı kanunun yürürlük tarihinden önce aksi yönde
alınmış bir karar var ise yüzde 25’lik kısmı aşan bedeller de 30.09.2020
tarihine kadar ertelenmiştir.</li></ul>



<p>Bu madde kapsamına girmeyen sermaye şirketlerine dair
istisnaları belirlemeye Ticaret Bakanlığı yetkilidir.</p>



<p>7244
sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik Ve Sosyal Hayata
Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: </p>



<p><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-2.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-2.htm</a></p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman
iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/17/7244-sayili-kanun-ile-alinan-ekonomik-ve-sosyal-destekler-ile-yeni-alinan-tedbirler/">7244 SAYILI KANUN İLE ALINAN EKONOMİK VE SOSYAL DESTEKLER ile YENİ ALINAN TEDBİRLER</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN TEDBİRLERİN ÇEK HUKUKU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/13/covid-19-salgini-nedeniyle-alinan-tedbirlerin-cek-hukuku-yonunden-degerlendirilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2020 13:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanunun-çek-ibraz-sürelerine-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bankalar-tarafından-çek-ibrazı-kabul-ediliyor-mu]]></category>
		<category><![CDATA[Bankaların-koronavirüs-döneminde-çek-ibrazı-uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Çek-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Çek-Kanunu-ve-koronavirüs-salgını-kapsamında-çek-ibrazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çek-nedir-çekin-genel-özellikleri-nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Çek-ödeme-destek-kredisi]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-döneminde-çek-ibrazı-sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-sürecinde-çek-ibraz-edebilecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[kambiyo-senedi]]></category>
		<category><![CDATA[Karşılıksız-çek]]></category>
		<category><![CDATA[Karşılıksız-çek-sebebiyle-takip-yapılabilecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-çek-ibrazında-mücbir-sebep-midir]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-döneminde-çek-ibrazı-tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-çek-ibraz-süreleri-durduruldu-mu]]></category>
		<category><![CDATA[Mücbir-sebep-durumunda-çek-ibrazı-yapılabilir-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Sokağa-çıkma-yasağı-ve-çek-ibrazı-konusu]]></category>
		<category><![CDATA[TTK-madde-811]]></category>
		<category><![CDATA[türk-ticaret-kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Ticaret-Kanunu-madde-811]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Elif Akkol COVID-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN TEDBİRLERİN ÇEK HUKUKU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ Dünya Sağlık Örgütü (“DSÖ”) tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemik[1] bir hastalık olarak ilan edilen Covid-19 (koronavirüs) salgın hastalığından vatandaşların daha az etkilenmesi amacıyla birçok ülke gibi Türkiye’de de hukuki ve idari önlemler alınmıştır ve hali hazırda da alınmaya devam etmektedir. İşbu yazımızda 26 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/13/covid-19-salgini-nedeniyle-alinan-tedbirlerin-cek-hukuku-yonunden-degerlendirilmesi/">COVID-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN TEDBİRLERİN ÇEK HUKUKU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="379" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-1024x379.jpg" alt="" data-id="511" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-scaled.jpg" data-link="https://turhanturhan.com/?attachment_id=511" class="wp-image-511" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-1024x379.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-300x111.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-768x284.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-1536x569.jpg 1536w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/agreement-blur-business-close-up-261621-2048x758.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Elif Akkol</strong></p>



<p><strong>COVID-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN
TEDBİRLERİN ÇEK HUKUKU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü (“DSÖ”) tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemik<a href="#_ftn1">[1]</a> bir hastalık
olarak ilan edilen Covid-19 (koronavirüs) salgın hastalığından vatandaşların
daha az etkilenmesi amacıyla birçok ülke gibi Türkiye’de de hukuki ve idari
önlemler alınmıştır ve hali hazırda da alınmaya devam etmektedir. İşbu
yazımızda 26 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun ile birlikte alınan tedbirlerin çek
hukukuna ve çekte ibraz sürelerine etkisini değerlendireceğiz.<a href="#_ftn2">[2]</a></p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Çek Nedir, Çekin Genel Özellikleri Nelerdir?</strong></li></ol>



<p>Yukarıda belirtilen konulara giriş yapmadan önce çekin genel özellikleri,
ibraz süreleri, ödenmesi ve karşılıksız çek konularına kısaca değinmek isteriz.
Şöyle ki; çekin hukuki niteliği havale olması, iktisadi niteliği ise ödeme
aracı olarak kullanılmasıdır. Çekte keşideci, lehtar ve muhatap olmak üzere üç
taraf vardır. Çeki düzenleyen keşideci, alacaklı lehtar ve çek bedelini
ödeyecek olan taraf da muhatap olarak adlandırılmaktadır. Çekte muhatap
yalnızca bankadır. Çek ile ilgili davalarda zamanaşımı süresi üç yıldır ve çekte
bulunması gereken unsurlar ise şu şekildedir;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Çek”
kelimesi (Zorunlu unsur)</li><li>Kayıtsız ve
şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale (Zorunlu unsur)</li><li>Ödeyecek
kişinin, “muhatabın” ticaret unvanı (Zorunlu unsur)</li><li>Ödeme yeri
(Altenatifli unsur)</li><li>Düzenleme
tarihi (Zorunlu unsur) ve düzenleme yeri (Altenatifli unsur)</li><li>Düzenleyenin
imzası (Zorunlu unsur)</li><li>Karekodlu ve
seri numaralı çek (1 Ocak 2017 tarihinden itibaren zorunlu unsur)</li></ul>



<p>Dikkate alınması gereken en önemli hususlardan biri çeklerin ibraz
süreleridir ve bu süreler ibraz yerine göre farklılık göstermektedir ve Türk
Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 796. maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<p><strong><em>“</em></strong><strong><em>III
&#8211; Ödeme için ibraz </em></strong></p>



<p><strong><em>1. Genel olarak </em></strong></p>



<p><strong><em>MADDE 796-</em></strong><em>
(1) Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka
bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. </em></p>



<p><em>(2)
Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme
yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz
edilmelidir. Bu bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip de Akdenize sahili
bulunan bir ülkede ödenecek olan ve aynı şekilde Akdenize sahili olan bir
ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde ödenmesi gereken çekler aynı kıtada
düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır. </em></p>



<p><em>(3)
Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme
tarihinin ertesi günü başlar”</em></p>



<p>Bu hükme göre
örneğin İzmir’de düzenlenen ve keşide tarihi 16.09.2014 olan bir çek;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>İzmir’de ibraz edilecekse
26.09.2014 <strong>(İzmir &#8211; İzmir; 10 gün)</strong></li><li>Erzurum’da ibraz edilecekse 17.10.2014
<strong>(İzmir &#8211; Erzurum; 1 ay)</strong></li><li>New York’ta ibraz edilecekse
17.12.2014 <strong>(İzmir &#8211; New York; 3 ay)</strong></li></ul>



<p>tarihine kadar
muhatap bankaya ibraz edilmelidir.</p>



<p>Çeklerde vade
değil, ibraz süreleri vardır ve bu ibraz süreleri düzenleme tarihinden itibaren
işlemeye başlar. Her ne kadar çekte vade olmasa da, keşide tarihi olarak ileri
bir tarih yazılarak dolaylı olarak vade koyulmaktadır. 5941 sayılı Çek
Kanunu’nun geçici 3. maddesi 5. fıkrası ile birlikte 31/12/2020 tarihine kadar
düzenleme tarihinden önceki bir zaman diliminde çekin muhatap bankaya ibrazı
geçerlilik taşımayacaktır.</p>



<p><strong><em>“5941 Sayılı Çek Kanunu</em></strong></p>



<p><strong><em>GEÇİCİ MADDE 3-&nbsp; </em></strong><em>(5) 31/12/2020 tarihine
kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap
bankaya ibrazı geçersizdir.”</em></p>



<p><strong>a. Çekin Ödenmesi ve Ödenmemesi Durumunda Müracaat
Hakkı</strong></p>



<p>Çek ibraz
süresi içerisinde, muhatap bankaya (çek hesabının olduğu şubeye veya o bankanın
başka bir şubesine) ibraz edilmelidir. İbraz süreleri içerisinde ibraz edilen
çekin kısmen karşılığı bulunsa dahi muhatap banka ödeme yapmak zorundadır.
Ancak hamilin kısmi karşılığı kabul etmek zorunluluğu bulunmamaktadır ve hamil
tarafından kabul edilmemesi, onun müracaat hakkını ortadan kaldırmaz. Çekte
asıl borçlu yoktur ve müracaat borçluları ise düzenleyen, cirantalar ve bunlara
aval veren kimselerdir.</p>



<p>Müracaat
hakkının kullanılabilmesi için, çekin tamamen ya da kısmen karşılıksız çıktığının
tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespit;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Ödememe protestosuyla, </li><li>Bir takas odasının beyanıyla, </li><li>Muhatap tarafından, ibraz günü
de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla,
(Karşılıksız damgası vurulmaktadır.)</li></ul>



<p>gerçekleştirilir.</p>



<p><strong>2. Çekteki İbraz Sürelerinin Koronavirüs Salgını Nezdinde İncelenmesi</strong></p>



<p><strong>a. Covid-19’un, Mücbir Sebep Kapsamında
Değerlendirilmesi ve Çekteki İbraz Sürelerine Etkisi</strong></p>



<p>Türk Borçlar
Kanunu (“TBK”) ve sair ilgili mevzuatlarda mücbir sebep tanımlanmamıştır fakat
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve doktrinde <em>“kusurdan uzak, sezilemeyen, karşı konulamayan gerçek bir olay”</em> olarak
adlandırılmaktadır. Mücbir&nbsp;sebep
yıldırım düşmesi, kasırga, deprem, gibi bir doğa olayı olabileceği gibi savaş,
ihtilal, isyan gibi beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı,
kamulaştırma gibi hukuki bir olay da olabilir.<a href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p>Koronavirüs salgınının hızla yayılması ile birlikte hükümet vatandaşların sokağa çıkmaması ve evlerinde kalmaları gerektiğine ilişkin tavsiyelerde bulunmuştur ve hali hazırda da bulunmaya devam etmektedir. Keza İçişleri Bakanlığı tarafından 21 Mart 2020 tarihinde yayımlanan genelgeyle de 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı olan kişilere sokağa çıkma yasağı getirilmiştir.<a href="#_ftn4">[4]</a> Bununla birlikte Covid-19 sebebiyle tedavi altında olan, evde veyahut hastanede karantina altında olan birçok vatandaş da bulunmaktadır. Bu kişiler bakımından mücbir sebep halinin varlığından söz edilebilecektir. Yine sağlık çalışanlarının da bu süreçte virüs salgınını kontrol altına almak için yoğun bir şekilde çalışmasından ötürü kanaatimizce mücbir sebep halinde sayılmaları gerekmektedir. İşbu sebeplerle yukarıda ayrıntılarıyla izah etmiş olduğumuz üzere koronavirüs salgını sebebiyle mücbir sebep durumunun gerçekleştiği şüpheye mahal vermeyecek derecede ortadadır.</p>



<p>6102 sayılı
Türk Ticaret Kanunu’nun 811. maddesinde ise mücbir sebep konusu düzenlenmiş
olup ilgili hüküm aynen şu şekildedir;</p>



<p><strong><em>IV &#8211; Mücbir sebepler </em></strong></p>



<p><strong><em>MADDE 811-</em></strong><em>
(1) Kanunen belirli olan süreler içinde çekin ibrazı veya protesto edilmesi
veya buna denk bir belirlemenin yapılması, bir devletin mevzuatı veya herhangi
bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel nedeniyle
gerçekleştirilememişse, bu işlemler için belirli olan süreler uzar. </em></p>



<p><em>(2)
Hamil, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı
çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamakla
zorunludur. 723 üncü madde hükümleri burada da uygulanır. </em></p>



<p><em>(3)
Mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra hamil, çeki gecikmeksizin ödeme
amacıyla ibraz etmek ve gereğinde protesto veya buna eş değerde bir belirlemeyi
yaptırmak zorundadır. </em></p>



<p><em>(4)
Mücbir sebep, ibraz süresinin bitiminden önce olmak şartıyla, hamilin bu sebebi
kendinden önce gelen borçluya ihbar ettiği günden itibaren onbeş günden fazla
devam ederse, çekin ibrazına ve protesto çekilmesine veya buna eş değerde bir
belirlemeye gerek kalmaksızın başvurma hakkı kullanılabilir. </em></p>



<p><em>(5)
Hamilin veya çeki ibraz etmekle, protesto çekmekle ya da aynı nitelikte bir
belirlemeyi yaptırmakla görevlendirdiği kişinin, sadece kendileriyle ilgili
olgular mücbir sebep sayılmaz.</em></p>



<p>İlgili kanun maddesi uyarınca koronavirüs nedeniyle ortaya çıkan mücbir sebebin ortadan kalkma süresine kadar çek ibrazı gerçekleştirilemeyeceği için ibraz süreleri kendiliğinden uzayacaktır ve salgının etkilerinin ve mücbir sebep halinin ortadan kalkmasıyla birlikte yetkili hamil<em> </em>tarafından gecikmeksizin çekin ibrazı muhatap bankaya yapılmalıdır. Hamilin, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamak zorunluluğunun mevcut olduğunu da sizlere hatırlatmak isteriz. Şayet mücbir sebep hali on beş günden fazla devam ederse hamil/alacaklı çekin ibrazı veya protestosu gibi ve buna eş değer herhangi bir belirleme işlemine gerek kalmayacak şekilde başvurma haklarını kullanabilecektir. </p>



<p>Kanaatimizce bu mücbir sebep hali içerisinde her ne kadar çekin ibraz süreleri durmuş ve koronavirüs salgını kontrol altına alındıktan sonra bu süreler devam edecek olsa da bu zaman diliminin muğlak olması nedeniyle sürecin hamil/alacaklı ve düzenleyen tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesi gerektiğini de belirtmek isteriz.</p>



<p><strong>b. 7226 Sayılı Kanun’un Çek Hukukuna Etkisi</strong></p>



<p>Yargı
alanındaki muhtemel veya mümkün hak kayıplarını önlemek maksadıyla 26 Mart 2020
tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi ile hukuki sürelerin çoğunluğunun
durdurulmasına karar verilmiş olup ilgili hüküm şu şekildedir;</p>



<p><strong><em>“GEÇİCİ
MADDE 1 –&nbsp;</em></strong><em>(1)&nbsp;Covid-19 salgın hastalığının
ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi
amacıyla;</em></p>



<p><em>a)
Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz
ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri
de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin
tüm süreler;&nbsp;6/1/1982&nbsp;tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011
tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer
kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim
tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki
süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,….. itibaren&nbsp;30/4/2020 (bu
tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü
takip eden günden itibaren işlemeye başlar.</em> <em>Durma
süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış
olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere
on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma
süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin
kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”</em></p>



<p><strong>7226
sayılı Kanunun geçici 1. maddesi ile ibraz, zamanaşımı, hak düşürücü süreler de
dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm
sürelerin durdurulmasına karar verilmiştir.</strong> Bu
durumda ibraz sürelerinin durdurulmasının çekin ibraz sürelerini de kapsayıp
kapsamadığı konusunda çeşitli fikirler öne sürülmüştür ve bu konu hakkında doktrinde
farklı görüşler bulunmaktadır. </p>



<p><strong>Doç. Dr.
Ali Paslı;</strong>&nbsp; <em>“……Çek
ibrazı ve buna ilişkin sürelerin de bu düzenlemenin kapsamı içinde olduğunu, tüm
çeklerin ibraz sürelerinin 30.04.2020 tarihinden sonra yeniden işlemeye
başlayacağını, işlemeyen ibraz süresi içinde ibrazın mümkün olmadığını, durma
süresi içerisinde hiçbir çekin geçerli bir şekilde ödeme talebi ile ibrazının
olanaksız olduğunu, Muhatap bankanın durma süresi içerisinde karşılığı bulunan
çekleri ödememesi gerektiğini, aynen hamile iade etmesi ve karşılığı olmayan
çeklerde de karşılıksızlık işlemi yapmaması gerektiğini, aksi halde bankanın
düzenleyene karşı sorumluluğunun doğabileceğini ivedilikle &nbsp;ÇekK geçici m.
3/5’in yürürlükten kaldırılması zorunluluğunun mevcut olduğunu,….”</em> belirtmiştir.<a href="#_ftn5">[5]</a></p>



<p>Keza bu görüşe göre ibraz sürelerinin durması
yalnızca hamil/alacaklı açısından değil muhatap ve düzenleyen açısından da
hüküm doğurmaktadır. Aynı zamanda çekteki ibraz süreleri 13.03.2020 ile
30.04.2020 tarihleri arasında duracaktır ve bu durma süresi bittikten sonra
kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. Bu süreçte ibraz süresinin son günü bu
tarihler arasında bir güne denk gelmesi dahilinde şayet durma süresinin
başladığı tarih itibariyle bitimine on beş gün ve daha az kalmış ise durma
süresinin bitiminin ertesi günden başlamak üzere on beş gün uzamış
sayılacaktır. Örneğin ibraz süresi bir ay olan ve son ibraz süresinin
20.03.2020 olduğu bir çekte ibraz süresinin bitimine on beş günden daha az bir
zaman dilimi kaldığı için uzama durumu gerçekleşmiş olacaktır ve 30.04.2020
tarihinden itibaren on beş gün içerisinde çek muhatap bankaya ibraz
edilebilecektir. Bu görüşün kabulü dahilinde süreler durduğu için; </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Alacaklılar
çeki &nbsp;ibraz edemeyecektir. </li><li>İbraz
yetkili hamil tarafından yapılsa dahi karşılığının banka hesabında olması
durumunda muhatap tarafından bu alacak ödenmeyecektir. </li><li>Karşılığının
bulunmaması dahilinde ise muhatap banka çeke karşılıksızlık damgası vuramayacaktır.</li><li>Muhatap
alacaklıya ödeme yapacak olur ise düzenleyene karşı sorumluluğu doğacaktır.</li><li>Karşılıksız
çek suçunun şartları bu süreçte oluşmayacaktır.</li></ul>



<p><strong>Aksi kanaatte olan diğer bir görüş ise;</strong> <em>“…..Kıymetli evrak hukukunun ticari ilişkilerde arz ettiği önem ve
kendine has yapısı göz önüne alındığında, TTK ve Çek Kanunu’nun çekin ibrazına
ilişkin getirdiği düzenlemelerin özel hüküm niteliğinde olduğunu, bu açıdan
çeklerle ilgili bir açıklık taşımayan 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin
geçici süre de olsa bu hükümleri ilga etmediğini, dolayısıyla ibraz süresi
rejimini değiştirmediğini, 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddenin başında yer
alan “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı
alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla” ifadesinden yola çıkılarak
maddenin yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi çerçevesinde dar
yorumlanması gerektiğini, 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile icra ve iflas
takiplerinin durdurulmasına karar verildiğinden, çekin karşılıksız çıkması
durumunda icra takibi yapılmasının mümkün olmayacağını…,</em>” ileri
sürmektedir.<a href="#_ftn6">[6]</a></p>



<p>Çek ibrazının uygulamadaki mevcut durumuna
bakacak olursak; bankalara çek ibrazı yapılabilmektedir ve muhatap tarafından
karşılığı olan çeklerin ödemesi yetkili hamil/alacaklıya
gerçekleştirilmektedir. Öte yandan Türkiye Bankalar Birliği tarafından açıklanan
“Çek Ödeme Destek Kredisi” ile müşterilerin ticari itibarlarının korunmasına
katkı sağlanmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.<a href="#_ftn7">[7]</a>
Birlik; <em>“koronavirüs salgınının istihdam,
üretim, ticaret ve ödeme sistemine olası etkilerini en az düzeyde tutmak amacıyla
uygulamaya alınan “Ekonomik İstikrar Kalkanı” tedbirlerinin sağlıklı olarak
işlemesi ve ekonomik faaliyetin desteklenmesi için bankacılık sektörü
tarafından uygulamalar başlatıldığını”</em>&nbsp;
belirtmiştir. </p>



<p>Açıkça görülmektedir ki Türkiye Bankalar
Birliği ve muhatap bankalarda, ibraz sürelerinin çekteki ibraz sürelerini
kapsamayacak şekilde durdurulduğu algısı mevcuttur. Kaldı ki muhatapların çekteki
ibraz sürelerini halen devam ediyor şeklinde değerlendirerek işlemlerine devam
etmesi açık bir şekilde bu kanıda olduklarını gözler önüne sermektedir. Bankaların
hangi yasal dayanağa göre bu şekilde faaliyet gösterdiği ve işlemlerine devam
ettiği ise belli olmamakla birlikte uygulamada bir karışıklığın mevcut olduğu da
ortadadır. </p>



<p><strong>Sonuç Olarak; </strong></p>



<p>Yukarıda ayrıntılarıyla izah ettiğimiz üzere 65 yaş üstü ile kronik rahatsızlığı olan kişilerin sokağa çıkma yasağı nedeniyle herhangi bir şekilde dışarı çıkamaması, koronavirüs hastalığı ile mücadele eden kişilerin hastanelerde tedavi altında olması, hastalık şüphesi altında olanların evde ya da hastanede karantina altında olması, sağlık görevlilerinin yoğun bir iş temposunda hastanelerde çalışması ve görev yerlerini terk edememesi açık bir şekilde kendi iradeleri dışında koronavirüs salgınının ortaya çıkarmış olduğu zorunluluktan ötürü bankaya çek ibrazı yapamayacaklarını göstermektedir. Yukarıda sayılan kişiler ve aynı zamanda olay bazında değerlendirildiğinde mücbir sebep hali şartlarının oluştuğu kişilerin mutlaka Türk Ticaret Kanunu 811. maddesindeki mücbir sebep halinden yararlanmaları gerekmektedir.</p>



<p>Öte yandan 7226 sayılı Kanun çerçevesinde
değerlendirildiğinde; Çekteki ibraz sürelerinin durdurulup durdurulmadığı, 7226
sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde bulunan ibraz süresinin çekteki ibraz sürelerini
kapsayıp kapsamadığı, muhatap, yetkili hamil/alacaklı ve düzenleyen ve çekle
ilgisi olan kişiler açısından muğlak bir durumun söz konusu olduğu
görülmektedir. 7226 sayılı Kanun ile bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona
ermesine ilişkin tüm süreler durdurulmuş ve çekteki ibraz sürelerinin bu
kapsamda olmadığı şeklinde bir anlam kanun lafzından çıkarılamamaktadır. Fakat
çekteki ibraz sürelerinin durdurulması da ticari hayatta sıklıkla kullanılan
çekin işlevini bir süreliğine kaybetmesi anlamına geleceğinden faydadan çok
zarar sağlayacağı da ortadadır. </p>



<p>Kanaatimizce; çekteki ibraz süreleri nezdinde 7226 sayılı Kanunun farklı şekillerde yorumlanması hukuki ve toplumsal açıdan karışıklıklara yol açacaktır. Bu sebeple vatandaşların koronavirüs salgını sebebiyle mağduriyetlerin de artacağı izahtan varestedir. Bu mevcut haldeki belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla Türk Ticaret Kanunu, Çek Kanunu ve ilgili sair mevzuatlar göz önünde bulundurularak ivedilikle kambiyo hukuku açısından yeni bir düzenleme yapılması gereklidir. Aksi takdirde salgının etkilerinin ortadan kalkmasının ardından mahkemelere taşınan hukuki uyuşmazlıklarda 7226 sayılı Kanunun ne şekilde yorumlanacağı ve davalara nasıl etki edeceği önem kazanacaktır. </p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için
bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Pandemiler veya pandemik hastalıklar, bir kıta hatta tüm dünya yüzeyi
gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara
verilen genel addır. Bknz. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Pandemi">https://tr.wikipedia.org/wiki/Pandemi</a></p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Resmi Gazete’de 26 Mart 2020 tarihinde Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226
sayılı Kanun yayımlanmıştır. Bknz. <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> F. Eren, Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi,
Ankara 1975, s. 177; H. Tandoğan s. 464; L. M. Kurt, Borçlunun Sorumlu Olmadığı
Sonraki İmkansızlık, Ankara 2016, s.195 )</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a> İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı olanlara sokağa çıkma yasağı
genelgesi bknz. <a href="https://www.icisleri.gov.tr/65-yas-ve-ustu-ile-kronik-rahatsizligi-olanlara-sokaga-cikma-yasagi-genelgesi">https://www.icisleri.gov.tr/65-yas-ve-ustu-ile-kronik-rahatsizligi-olanlara-sokaga-cikma-yasagi-genelgesi</a> </p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a> Ali Paslı: COVID-19 Salgınının Çek Hukukuna Etkisi: Güncel Koşullar
Sürerken Çek İbrazı Mümkün Müdür?,&nbsp;<a href="http://www.ticaretkanunu.net/ali-pasli-covid-19-salgininin-cek-hukukuna-etkisi-guncel-kosullar-surerken-cek-ibrazi-mumkun-mudur/">http://www.ticaretkanunu.net/ali-pasli-covid-19-salgininin-cek-hukukuna-etkisi-guncel-kosullar-surerken-cek-ibrazi-mumkun-mudur/</a>,&nbsp;</p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> 7226 Sayılı Kanun’un Geçici 1. Maddesinin Çeklerin İbrazı ve
Karşılıksız Çek Suçuna Etkisi, Dr. Sinan Sarıkaya bknz. <a href="https://blog.lexpera.com.tr/7226-sayili-kanunun-ceklerin-ibrazi-ve-karsiliksiz-cek-sucuna-etkisi/">https://blog.lexpera.com.tr/7226-sayili-kanunun-ceklerin-ibrazi-ve-karsiliksiz-cek-sucuna-etkisi/</a></p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> Türkiye Bankalar Birliği tarafından yayımlanan 27 Mart 2020 tarihli
Kamuoyu Duyusu bknz. <a href="https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/7656/TBB_KD_270320.pdf">https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/7656/TBB_KD_270320.pdf</a></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/13/covid-19-salgini-nedeniyle-alinan-tedbirlerin-cek-hukuku-yonunden-degerlendirilmesi/">COVID-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN TEDBİRLERİN ÇEK HUKUKU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVİD-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN HUKUKİ ve EKONOMİK TEDBİRLER (İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERE HIZLI ERİŞİM LİNKLERİYLE)</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/10/covid-19-salgini-nedeniyle-alinan-hukuki-ve-ekonomik-tedbirler-ilgili-yasal-duzenlemelere-hizli-erisim-linkleriyle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 19:31:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[adli-ve-idari-yargıdaki-tüm-süreler-durduruldu]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuk-toplantıları-yapılabilir-mi]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuk-toplantılarının-telekonferansla-yapılması-kararlaştırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[beyanname-ve-vergi-ödemeleri-30-nisan-2020-tarihine-kadar-ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[beyanname-ve-vergi-ödemeleri-ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[beyanname-verme-süreleri-ve-beyannamelere-ilişkin-vergi-ödemeleri-uzatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-ile-ilgili-tüm-yasal-düzenlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-ile-ilgili-yasal-düzenlemelere-toplu-erişim]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-salgını-nedeniyle-alınan-hukuki-ve-ekonomik-tedbirler]]></category>
		<category><![CDATA[duran-süreler]]></category>
		<category><![CDATA[genel-kurul-toplantıları-ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[icra-ve-iflas-takiplerinde-süreler-durduruldu]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili-yasal-düzenlemelere- hızlı-erişim-linkleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[işkur-tarafından-kısa-çalışma-ödeneğine-ilişkin-açıklamalar-yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu-ihale-sözleşmelerinde-mücbir-sebebe-ilişkin-genelge-yayımlandı]]></category>
		<category><![CDATA[korona-ile-ilgili-tüm-düzenlemelere-hızlı-ve-kolay-erişim]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mücbir-sebep]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[salgından-etkilenen-vergi-mükellefleri-mücbir-sebep-halinde-sayılacak]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye-şirketleri-genel-kurulları-iptal-edilebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan COVİD-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN HUKUKİ ve EKONOMİK TEDBİRLER ADLİ VE İDARİ YARGIDAKİ TÜM SÜRELER DURDURULDU Resmi Gazete’de 26 Mart 2020 tarihinde Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun yayımlanmıştır. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla ilgili Kanunun geçici 1. maddesi gereğince dava açma, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/10/covid-19-salgini-nedeniyle-alinan-hukuki-ve-ekonomik-tedbirler-ilgili-yasal-duzenlemelere-hizli-erisim-linkleriyle/">COVİD-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN HUKUKİ ve EKONOMİK TEDBİRLER (İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERE HIZLI ERİŞİM LİNKLERİYLE)</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1024x683.jpg" alt="" data-id="488" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-scaled.jpg" data-link="https://turhanturhan.com/?attachment_id=488" class="wp-image-488" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1024x683.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-300x200.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-768x512.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-1536x1024.jpg 1536w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/balance-scale-tilted-right-2048x1366.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan</strong></p>



<p></p>



<p><strong>COVİD-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN HUKUKİ ve EKONOMİK TEDBİRLER</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>ADLİ VE İDARİ YARGIDAKİ TÜM SÜRELER DURDURULDU</strong></li></ul>



<p>Resmi Gazete’de 26 Mart 2020 tarihinde Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun yayımlanmıştır. Covid-19 salgın
hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının
önlenmesi amacıyla ilgili Kanunun geçici
1. maddesi gereğince dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet,
itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve
zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu,
kullanımı veya sona ermesine ilişkin adli ve idari yargıdaki tüm süreler <strong>13.03.2020-30.04.2020
tarihleri arasında</strong> durdurulmuştur.<a href="#_ftn1">[1]</a></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>İCRA VE İFLAS TAKİPLERİNDE SÜRELER DURDURULDU</strong></li></ul>



<p>Nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak
üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas
takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına
ilişkin işlemlerin <strong>22.03.2020 tarihinden itibaren 30.04.2020 tarihine kadar</strong>
durdurulmasına karar verilmiştir.<a href="#_ftn2">[2]</a></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>GENEL KURUL TOPLANTILARI ERTELENDİ</strong></li></ul>



<p>Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün
20.03.2020 tarihli ve 53382221 sayılı yazısında usulüne uygun olarak toplantıya
çağrılmış genel kurul toplantılarının yönetim kurulu tarafından alınacak karar
ile birlikte ileri bir tarihte yapılmak üzere ertenebileceğini ve fiziki
toplantı suretiyle yapılmaması imkânından bahsedilmiştir. 25 Mart 2020
tarihinde Bakanlık tarafından MERSİS üzerinden elektronik ortamda genel kurul
toplantısı yapılma imkanına ilişkin “Uzaktan Genel Kurul Modülü” eğitimi
verilmiştir.<a href="#_ftn3">[3]</a> </p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>ARABULUCULUK KURUMUNDAKİ SÜRELER DURDURULDU</strong></li></ul>



<p>Arabuluculuk Daire
Başkanlığı, 16.03.2020 tarihinde, daha önceden başlanmış olup da devam eden
arabuluculuk sürecine ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların şehir içi yada şehir
dışından olup olmadığına bakılmaksızın telekonferans yönteminin kullanılmasına
ağırlık verilmesini,&nbsp; yeni başlayan arabuluculuk sürecinde ise yasada
belirtilen sürelerin sonuna doğru toplantı günü verilerek durumun takip
edilmesi hususunda duyuruda bulunmuştur. 26 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’de
yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun
geçici 1&#8217;inci maddesi ile arabuluculuk kurumundaki süreler <strong>13.03.2020
tarihinden itibaren 30.04.2020 tarihine kadar </strong>durdurulmuştur.<a href="#_ftn4">[4]</a></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>İŞKUR TARAFINDAN KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
YAPILDI</strong></li></ul>



<p>İşverenin; koronovirüs salgını sebebiyle çalışma
süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durması sebebiyle kısa çalışma uygulamak
isteyen işverenlerin İŞKUR’a başvuruda bulunması sonucunda 23.03.2020
tarihinden itibaren Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri ve Hizmet
Merkezlerine özel olarak oluşturulan elektronik posta adreslerine gerekli
belgeleri göndermek suretiyle başvuruda bulunabileceklerine ilişkin açıklama
yapılmıştır. Kısa çalışma ödemeleri, Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca
yapılacak uygunluk tespitinin ardından gerçekleştirilecektir.<a href="#_ftn5">[5]</a></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>BEYANNAME VE VERGİ ÖDEMELERİ 30 NİSAN 2020 TARİHİNE
KADAR &nbsp;ERTELENDİ</strong></li></ul>



<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından alınan karar
sonucunda 31 Mart 2020 tarihine kadar verilmesi gereken yıllık gelir vergisi
beyannamelerinin verilme süreleri ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden
vergilerin ödeme süreleri 30 Nisan 2020 günü sonuna kadar uzatıldı.<a href="#_ftn6">[6]</a></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>BEYANNAME
     VERME SÜRELERİ VE BEYANNAMELERE İLİŞKİN VERGİ ÖDEMELERİ 6’ŞAR AY UZATILDI</strong></li></ul>



<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 24.03.2020 tarihli
ve 518 sayılı Tebliğ ile tebliğde belirtilen mükellef gruplarının
Nisan-Mayıs-Haziran aylarındaki muhtasar ve KDV beyanname verme süreleri 6’şar
ay uzatılmış ve bu beyannamelere ilişkin tahakkuk ettirilecek olan vergi
ödemeleri de Ekim-Kasım-Aralık aylarına ertelenmiştir.<a href="#_ftn7">[7]</a> </p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>SALGINDAN ETKİLENEN VERGİ MÜKELLEFLERİ “MÜCBİR SEBEP”
HALİNDE SAYILACAK</strong></li></ul>



<p>Yukarıda belirtilen 518 sayılı Tebliğ ile ayrıca
koronovirüs sebebiyle doğrudan etkilenen vergi mükelleflerinin ve tebliğde
belirtilen diğer mükellefler ile birlikte toplam 1,9 milyon vatandaşımızın
salgın süresince mücbir sebep halinde sayılmasına karar verilmiştir. </p>



<p>Bununla birlikte 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan
kişilerin de sokağa çıkma yasağı süresi boyunca mücbir sebep halinde
sayılmasına ve sokağa çıkma yasağı sona erdikten sonra beyanname ve vergi
işlemlerini 15 gün içerisinde yapabilmesine karar verilmiştir.<a href="#_ftn8">[8]</a></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİNDE MÜCBİR SEBEBE İLİŞKİN
GENELGE YAYIMLANDI</strong></li></ul>



<p>Covid-19 pandemik hastalığının mücbir sebep bağlamında kamu ihaleleri sözleşmelerine etkisine ilişkin 2 Nisan 2020 tarihli ve 31087 sayılı Resmi Gazete’den 2020/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayınlanmıştır ve genelge ile yüklenicilere bu konu hakkında yol gösterilmiştir.<a href="#_ftn9">[9]</a></p>



<p>____________________________________________</p>



<p></p>



<p><em>Covid-19 salgını nedeniyle alınan hukuki ve ekonomik tedbirler hakkında ayrıntılı bilgiye internet sitemizdeki diğer makalelerimizden ulaşabilir, konuyla  ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz. </em></p>



<p> <em><a href="mailto:info@turhanturhan.com">info@turhanturhan.com</a></em> <br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> <a href="https://icticaret.ticaret.gov.tr/haberler/sirketlerin-genel-kurul-toplantilarina-iliskin-aciklama">https://icticaret.ticaret.gov.tr/haberler/sirketlerin-genel-kurul-toplantilarina-iliskin-aciklama</a></p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a> <a href="https://www.iskur.gov.tr/isveren/kisa-calisma-odenegi/genel-bilgiler">https://www.iskur.gov.tr/isveren/kisa-calisma-odenegi/genel-bilgiler</a></p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200324M1-4.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200324M1-4.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200324M1-4.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200324M1-4.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref8">[8]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200324M1-4.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200324M1-4.htm</a></p>



<p><a href="#_ftnref9">[9]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200402-21.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200402-21.pdf</a></p>



<p></p>



<p></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/10/covid-19-salgini-nedeniyle-alinan-hukuki-ve-ekonomik-tedbirler-ilgili-yasal-duzenlemelere-hizli-erisim-linkleriyle/">COVİD-19 SALGINI NEDENİYLE ALINAN HUKUKİ ve EKONOMİK TEDBİRLER (İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERE HIZLI ERİŞİM LİNKLERİYLE)</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVİD-19 İLE MÜCADELE SÜRECİNDE  KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE DAİR KURUM DUYURUSU</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/10/covid-19-ile-mucadele-surecinde-kisisel-verilerin-islenmesine-dair-kurum-duyurusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 15:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[6698-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[açık-rıza]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-ile-mücadele-sürecinde-kişisel-verilerin-işlenmesine-dair-kurum-duyurusu]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-kapsamında-kamuoyu-duyurusu]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-salgını-döneminde-kvkk-şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-salgını-ile-ilgili-hangi-kişisel-veriler-işlenebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[evden-yapılan-çalışmalarda-kişisel-veri-ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[hasta-bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[işveren-işçilerin-sağlık-bilgilerini-paylaşabilir-mi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren-işyerinde-görülen-koronavirüs-vakaları-hakkında-çalışanlara-bilgi-verebilir-mi]]></category>
		<category><![CDATA[kamu-güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kamu-sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel-veri]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel-verileri-koruma-kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel-verilerin-korunması-kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[kvkk]]></category>
		<category><![CDATA[özel-nitelikli-kişisel-veri]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=495</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner COVİD-19 İLE MÜCADELE SÜRECİNDE KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE DAİR KURUM DUYURUSU Tüm Dünyada ve ülkemizde hızla yayılmakta olan koronavirüs (COVID-19) salgınının etkisinin azaltılması ve sona erdirilmesi amacıyla hükümet bazında ve bireysel olarak birtakım önlemler alınmaya devam edilmektedir. Bu önlemlerin alınması sırasında başta özel nitelikli kişisel sağlık verileri olmak üzere birtakım kişisel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/10/covid-19-ile-mucadele-surecinde-kisisel-verilerin-islenmesine-dair-kurum-duyurusu/">COVİD-19 İLE MÜCADELE SÜRECİNDE  KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE DAİR KURUM DUYURUSU</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568-1024x682.jpeg" alt="" data-id="497" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568.jpeg" data-link="https://turhanturhan.com/?attachment_id=497" class="wp-image-497" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568-1024x682.jpeg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568-300x200.jpeg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568-768x512.jpeg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568-1536x1024.jpeg 1536w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/medical-appointment-doctor-healthcare-40568.jpeg 1880w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p></p>



<p><strong>COVİD-19 İLE MÜCADELE SÜRECİNDE KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE DAİR KURUM DUYURUSU</strong></p>



<p>Tüm Dünyada ve ülkemizde hızla yayılmakta
olan koronavirüs (COVID-19) salgınının etkisinin azaltılması ve sona
erdirilmesi amacıyla hükümet bazında ve bireysel olarak birtakım önlemler alınmaya
devam edilmektedir. Bu önlemlerin alınması sırasında başta özel nitelikli kişisel
sağlık verileri olmak üzere birtakım kişisel verilerin işlenmesi lüzumu hâsıl
olmaktadır.</p>



<p>Geçirmekte olduğumuz bu sıra dışı dönemde
önceliğimiz kamu sağlığını ve güvenliğini sağlamaktır. Bununla beraber, kişisel
verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“<strong>6698 sayılı</strong> <strong>Kanun</strong>”
veya “<strong>Kanun</strong>”) hükümlerine uygun olarak işlenmesi ve bu konuda alınan
herhangi bir önlemin kişisel verilerin işlenmesine ilişkin ilkelere uygun
olması, bu çerçevede kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlale uğramaması
yüksek derecede önem arz etmektedir. Özellikle COVID-19 salgınına karşı alınan
önlemler kapsamında gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetleri gerekli,
amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalıdır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu,
27 Mart 2020 tarihinde yayınladığı “COVID-19 Kapsamında Kamuoyu Duyurusu”nda
veri sorumlularının başta sağlık verisi olmak üzere kişisel verileri işlerken
hangi hususlara dikkat etmeleri gerektiğini açıklamıştır.<a href="#_ftn1">[1]</a> Kurum, kişisel verilerin
işlenmesine ilişkin temel ilkelere vurgu yaparak, söz konusu ilkelerin, salgın
ile mücadele kapsamında tüm kişisel veri işleme faaliyetlerinin özünde
bulunması gerektiğini ve tüm kişisel veri işleme faaliyetlerinin bu ilkelere uygun
olarak gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. </p>



<p>Bilindiği ve Kurumun da kamuoyu
duyurusunda belirtmiş olduğu üzere, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel
ilkeler; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel
olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla
bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve ilgili mevzuatta öngörülen veya
işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmedir.</p>



<p>Hukuka uygun olma ilkesi, kişisel
verilerin işlenmesinde kanunlar ile getirilen hükümlere ve ilkelere uygun olarak
faaliyette bulunma zorunluluğunu ifade etmektedir. Hukuka uygunluk kapsamında
ilgili kişinin sağlık bilgilerinin işlenebilmesi için aranan şartlar ise 6698
sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasında şu ifadelerle hüküm altına
alınmıştır; <em>“…Sağlık ve cinsel hayata
ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik,
tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile
finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında
bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık
rızası aranmaksızın işlenebilir.”</em></p>



<p>Kurum bu minvalde sağlık verilerinin
işlenmesi açısından ilk ihtimal olarak özellikle çalışanın rızasını alma yoluna
gidilmesi tercih edilebileceğini, ikinci bir ihtimal olarak ise açık rıza
dışındaki şartlar dâhilinde, sağlık verilerinin iş yeri hekimleri tarafından
işlenmesinin söz konusu olabileceğini bildirmektedir. Bunun yanı sıra, Kişisel
Verilerin Korunması Kanunu’nun 28/1-ç hükmüne ilişkin olarak salgının kamu
düzenini ve güvenliğini tehdit eder niteliği göz önünde bulundurulduğunda
kişisel verilerin Sağlık Bakanlığı ve yukarıdaki madde kapsamına giren kamu
kurum ve kuruluşları tarafından işlenmesinin önünde de bir engel bulunmadığına
da ayrıca belirtmiştir. Nitekim 28/1-ç bendinde kişisel verilerin kamu
güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak
kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen
önleyici ve koruyucu faaliyetler kapsamında işlenmesi halinde Kanun hükümlerinin
uygulanmayacağı öngörülmektedir.</p>



<p>Yine Kurum kamuoyu duyurusunda temel
ilkeler kapsamında işlenen kişisel veriler ile ilgili olmak üzere aydınlatma
yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekliliğine vurgu yapmıştır. Kişisel
verileri işleyen veri sorumluları, kişisel verilerin toplanma amacı ve ne kadar
süreyle saklanacağı hususu da dâhil olmak üzere, uyguladıkları önlemler
konusunda şeffaf olmalıdır.</p>



<p>Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek
amacıyla veri sorumluları ve veri işleyenlerce veri işleme faaliyetinde kişisel
verilerin güvenliğini sağlayacak gerekli idari ve teknik tedbirler alınması ve
kişilerin verileri açık ve zorunlu bir gerekçe olmaksızın herhangi bir üçüncü
tarafa ifşa edilmemesi gerektiğine değinilmiştir. Sosyal medya hesaplarında sağlık
verileri başta olmak üzere kişisel veriler ile ilgili hukuka aykırı olarak
yapılacak paylaşımların aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 136’ncı
maddesi kapsamında suç teşkil edebileceği konusunda uyarıda bulunulmuştur.</p>



<p>“Amaçla sınırlılık” kişisel verilerin
korunmasında hâkim olan en önemli ilkelerden biridir. Bu ilkeye uyulmaksızın
yapılan veri işleme faaliyetleri ilgili kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin
ihlali ile sonuçlanabilecektir. Bu nedenle kişisel veriler işlendikleri amaçla
bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalıdır. Kurum da COVID-19 virüsünün
yayılmasını önleme amacına yönelik gerçekleştirilen veri işleme faaliyetlerinin
de amaçla bağlantılı ve sınırlı ölçüde gerçekleştirilmesi, gereğinden fazla
kişisel veri işlenmesinden kaçınılması gerektiğine dikkat çekmiştir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurum duyurusunda kişiler ve
kurumlar tarafından sıkça sorulan bazı soruları yanıtlayarak bilgilendirmelerde
bulunmuştur. Kurumca açıklanan bu hususlara kısaca değinmekte fayda
bulunmaktadır.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Kurum,
Sağlık kuruluşlarının COVID-19 ile ilgili, kişilerle telefon, mesaj veya
e-posta yoluyla halk sağlığı ile ilgili mesajlar göndermesinde 6698 Sayılı Kanun
açısından bir engel bulunmadığını belirtmiştir. Nitekim kamu sağlığı ve
güvenliğinin ön planda olduğu mevcut durumumuzda kamu kurum ve kuruluşlarının
halk sağlığına yönelik bir takım önlemler almak amacıyla kişisel verilerin
toplanmasına ve paylaşılmasına ihtiyaç duyabilecektir. Dolayısıyla bu amaca
yönelik olarak ve bu kapsamın dışına çıkmamak kaydıyla halk sağlığı ile ilgili
mesajlar gönderilmesinde sakınca yoktur.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Salgın
sırasında evden çalışan personelin kendi cihazlarını veya iletişim
ekipmanlarını kullanabileceği belirtilmiştir. Ancak bu durumda da kişisel
verilerin güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli idari ve teknik tedbirlerin
alınması gerekmektedir.&nbsp; Alınabilecek
tedbirler aşağıdaki şekilde tahdidi olarak sayılmıştır;</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Sistemler
arasındaki veri trafiğinin güvenli iletişim protokolleriyle gerçekleştirilmesi</li><li>Herhangi
bir zafiyet içermemesinin sağlanması</li><li>Anti-virüs
sistemlerinin ve güvenlik duvarlarının güncelliğinin sağlanması</li><li>Konuya
ilişkin çalışanların dikkatle bilgilendirilmesi</li><li>Kişisel
verilerin güvenliği açısından her türlü tedbirin alınması</li></ul>



<p>Ayrıca ve ancak
Kurum, alınacak tedbirlerin Kanun kapsamında kişisel verilerin güvenliğinin
sağlanması noktasında veri sorumlusunun yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı
hususuna dikkat çekmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>İşverenin,
işyerinde görülen vakalar hakkında personeli COVID-19 enfekte
çalışanın/çalışanların bulunduğu hususunda bilgilendirebileceğini ancak
bilgilendirme yapılırken bireylerin kim olduğunu ortaya çıkaran ve amaç dışı gereğinden
fazla bilgi verilmemesi gerektiğini belirtmiştir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>İşverenlerin,
gereklilik ve ölçülülüğe bağlı ve risk değerlendirilmesine dayanan güçlü bir
gerekçesi olması kadıyla, binadaki tüm personelden ve ziyaretçilerden virüsten
etkilenen ülkelere yakın dönemde gerçekleştirdikleri seyahatler ve ateş vb.
virüs belirtileri hakkında bilgi talebinde bulunabileceğine değinilmiştir.
Gerçekten de işverenlerin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamaya yönelik bir takım
yasal yükümlülükleri vardır. Sıra dışı mevcut durumumuz göz önüne alındığında
işverenlerin iş sağlığını sağlamak amacıyla kendilerini bilgilendirmelerini
istemek için haklı gerekçeleri gündeme gelebilir. Kurum aynı zamanda bilgi
talebinin gereklilik ve ölçülülüğe bağlı ve risk değerlendirilmesine dayanan
güçlü bir gerekçesi olması şartına dikkat çekmektedir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>İşveren,
kamu ve iş sağlığını sağlamak amacıyla Kanunun 8 inci maddesi ve bulaşıcı
hastalıklara ilişkin ilgili diğer kanunlarda yer alan hükümler çerçevesinde çalışanların
sağlık bilgilerini, yetkililer ile paylaşabilecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Kurum
şikâyet, ihbar ve veri ihlal bildirimleri ile ilgili olarak veri sorumlularının
mevzuatta yer alan sürelere riayet edilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Söz
konusu yasal sürelerde herhangi bir uzatma olmadığı; ancak COVID-19 salgını
sebebiyle veri sorumluları tarafından alınan önlemler kapsamında farklı uygulamalara
(uzaktan çalışma, dönüşümlü çalışma vb.) gidildiği de dikkate alınarak, Kurulun
olağanüstü koşulları göz önünde bulunduracağı şeklinde değerlendirmede
bulunmuştur.</li></ul>



<p>Konuyla
ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Kamuoyu duyurusu için bknz Çevrimiçi: <a href="https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/6721/KAMUOYU-DUYURUSU-Covid-19-ile-Mucadele-Surecinde-Kisisel-Verilerin-Korunmasi-Kanunu-Kapsaminda-Bilinmesi-Gerekenler-">https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/6721/KAMUOYU-DUYURUSU-Covid-19-ile-Mucadele-Surecinde-Kisisel-Verilerin-Korunmasi-Kanunu-Kapsaminda-Bilinmesi-Gerekenler-</a> </p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/10/covid-19-ile-mucadele-surecinde-kisisel-verilerin-islenmesine-dair-kurum-duyurusu/">COVİD-19 İLE MÜCADELE SÜRECİNDE  KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE DAİR KURUM DUYURUSU</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2020 16:36:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma-koşullarında-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma-koşullarında-esaslı-değişiklik-nasıl-yapılmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma-sürelerinin-azaltılması]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-sebebiyle-ücret-indirimi-ne-oranda-olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[eşit-davranma-yükümlülüğü]]></category>
		<category><![CDATA[iş-hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İş-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin-değişikliği-kabul-etmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[işverenin-çalışma-koşullarında-esaslı-değişiklik-teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[işverenin-tek-taraflı-değişiklikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[personel-ücretlerinde-indirim-sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ücret-indirim-sözleşmeleri-hazırlanırken-nelere-dikkat-edilmelidir]]></category>
		<category><![CDATA[ücretin-indirilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Nihal Çavuş Bal PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19 Covid-19 virüs olarak da anılan yeni tip koronavirüs salgını, kamuda olduğu gibi özel sektörde de çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi konusunu gündeme getirmiştir. Koronavirüse karşı alınan tedbirler kapsamında, özel sektörde bazı işyerleri evden çalışma sistemine geçerken; yapılan işin niteliği gereği ya da teknik yetersizlikler sebebiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/">PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" alt="" class="wp-image-483" width="550" height="365" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1-300x199.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Nihal Çavuş Bal</strong></p>



<p><strong>PERSONEL
ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</strong></p>



<p>Covid-19 virüs olarak da anılan
yeni tip koronavirüs salgını, kamuda olduğu gibi özel sektörde de çalışma
koşullarının yeniden düzenlenmesi konusunu gündeme getirmiştir. Koronavirüse
karşı alınan tedbirler kapsamında, özel sektörde bazı işyerleri evden çalışma
sistemine geçerken; yapılan işin niteliği gereği ya da teknik yetersizlikler
sebebiyle bunu yapamayan bazı işyerleri ise dönüşümlü (minimum) işçi çalıştırma,
günlük çalışma saatlerini azaltma ve benzeri çözümler ile salgının ekonomik yönden
olumsuz etkilerini, işçi çıkarmadan ve mümkün olan en az zararla atlatma
çabasındadır. Bu çalışmamızda koronavirüs salgını döneminde yapılacak işyeri çalışma
koşullarında esaslı değişiklik teşkil eden ücret indirimlerinin nasıl
gerçekleştirilmesi gerektiği ve bunun hukuki sonuçları, yasa ve içtihatlar
çerçevesinde ele alınacaktır.&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Personel ücretlerinde indirim
sözleşmelerinin nasıl yapılacağını izah etmeden önce çalışma koşulları ve
çalışma koşullarında esaslı değişiklik kavramlarının üzerinde durulması gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi çalışma koşullarındaki değişikliğin yasal
dayanağını oluşturmaktadır. Maddedeki “<em>iş
sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve
benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı
bir değişiklik</em>” ifadesi ile kanun koyucu çalışma koşullarının iş
sözleşmesinin yanı sıra personel yönetmeliği, benzeri kaynaklar veya iş yeri uygulamasından
da doğabileceğini öngörmektedir. Yargıtay çalışma koşullarını belirleyen
faktörleri yukarıdan aşağıya doğru; Anayasa, kanunlar, toplu iş sözleşmesi,
bireysel iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ve işyeri
uygulamaları olarak sıralamakta<sup>1 </sup>ve iş ilişkisinden kaynaklanan ve
işin yerine getirilmesinde tabi olunan hak ve borçların tümünün “çalışma
koşulları” olarak değerlendirilmesi gerektiğini içtihat etmektedir. Bu kapsamda
iş sözleşmesinin ana unsurları olan “işçinin iş görme borcu” ile bunun
karşılığında “işverenin ücret ödeme borcu” çalışma koşullarının başında
gelmektedir. Bunların dışında iş görme borcunun nerede ve ne zaman yerine getirileceği,
işyerindeki çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ikramiye, prim, fazla çalışma
ve benzeri ödenecek ücretin ekleri, ara dinlenmesi, evlenme, doğum, öğrenim,
gıda, maluliyet ve ölüm yardımı gibi sosyal yardımlar da çalışma koşulları arasındadır.
Ayrıca işçiye özel sağlık sigortası yapılması ya da işverence primleri ödenmek
kaydıyla bireysel emeklilik sistemine dâhil edilmesi de çalışma koşulları
kavramına dâhildir.<sup>2</sup> </p>



<p>İşyeri çalışma koşullarının ne
olduğu izah edildikten sonra üzerinde durulması gereken ikinci konu, çalışma
koşullarında yapılacak hangi değişikliklerin yasa metninde geçen “<strong>esaslı değişiklik</strong>” olarak kabul
edileceğidir. Nitekim işveren tarafından yapılan her değişiklik esaslı
değişiklik kapsamına girmemektedir. İşveren tarafından iş sözleşmesinde ana
hatlarıyla belirlenen iş görme ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağı, günlük&nbsp;çalışma&nbsp;süresinin
başlangıç ve bitiş saatleri, ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağı, işyerinde
işin dağıtımına ilişkin ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler konusunda
verilecek bu türden talimatlar işverenin yönetim ve talimat hakkı çerçevesinde
değerlendirilir. İşverenin yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve
işçinin davranışlarına yönelik talimat vermeyi de kapsar. Buna karşılık, işverenin
talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan, ücretin miktarı ve
borçlanılan&nbsp;çalışma&nbsp;süresinin kapsamına ilişkin söz konusu olamaz.
İşveren, tek taraflı olarak toplam&nbsp;çalışma&nbsp;süresini arttırmak veya
ücrete etki edecek şekilde azaltmak yetkisine sahip değildir.<sup>3 </sup></p>



<p>4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun
“Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi” başlıklı 22. maddesinde,
iş yeri koşullarında yapılacak tüm değişikliklerin değil sadece “<strong>esaslı değişikliklerin</strong>” yapılabilme
koşulları düzenlenmiştir. Uygulamada Yargıtay’ın esaslı değişiklik belirlemesi
yaparken değişikliğin <strong>işçi lehine mi
aleyhine mi olduğu</strong>, <strong>işçinin
durumunun ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı</strong>, <strong>işverenin bu değişikliği yapmakta haklı ve makul bir sebebinin olup
olmadığı</strong> hususlarını kıstas olarak aldığı görülmektedir.<sup>4</sup> Yargıtay,
bir kararında örnek olarak işçiye yapılan servis gibi aynî yardımın kaldırılıp
yerine ikamesi nakdî ödeme yapılması ya da tam tersi nakdî ücretinin kaldırılıp
ikame olarak otobüs bileti verilmesini işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirerek
bu tür uygulamaların Medenî Kanun&#8217;un 2’nci maddesine aykırı olmamak koşuluyla
esaslı değişiklik sayılmayacağını, ancak yapılan sosyal yardımın, işverenin tek
taraflı kararı ile niteliği değiştirilmeden miktarının düşürülmesinin veya
ödenmemesinin esaslı değişiklik sayılacağını ifade etmektedir.<sup>5 </sup></p>



<p>Bu açıklamalar ışığında
söyleyebiliriz ki; son dönemde ülkemizde yaşanan koronavirüs salgını
dolayısıyla, çoğu işyerinde çalışma süresinin azaltılması, ücrette indirime gidilmesi
şeklinde gerçekleştirilen yeni uygulamalar, İş Kanunu ve Yargıtay içtihatları
çerçevesinde “esaslı değişiklik” niteliği taşımaktadır. Koronavirüs salgının
hem işçi hem de işveren tarafında olumsuz etkilerinin olduğu şüphesizdir.
İşverenler bakımından işyeri faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi sebebiyle işverenler
ekonomik anlamda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya gelmiştir. Bu zor günlerde
işçi çıkarmak istemeyen işverenler bunun yerine bu türden uygulamalar ile
zararını en aza indirme eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir. İşverenlerin bu
niyetle yaptığı uygulamalar iyi niyetli ve işçi lehine bir niyet taşıyor olsa
da, tek geliri ücreti olan işçinin kendisinin ve ailesinin geçimini
sağlayabilmek için bu ücrete ihtiyacı olduğu, bu bakımdan bu türden
değişikliklerin işçi aleyhine sonuçlarının da olabileceği göz ardı edilmemelidir.
Bu anlamda çalışma saatlerinin azaltılması, ücrette indirime gidilmesi,
ikramiye, prim gibi ücret eklerinin ödenmemesi ve benzeri geçici nitelikteki
uygulamaların çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı değişiklik oluşturabileceği
ve bu durumda işverenin bu türden değişiklikleri duyuru, ilan vb. tek taraflı
irade beyanı ile gerçekleştirmesinin mümkün olmayacağını belirtmek isteriz.</p>



<p><strong>Peki, çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik ne şekilde gerçekleştirilmelidir?</strong>
İş Kanunu’nun 22. maddesi “<em>İşveren, iş
sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve
benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı
bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle
yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü
içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi
değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli
bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu
yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini
feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21. madde hükümlerine göre dava açabilir.</em>
<em>Taraflar aralarında anlaşarak çalışma
koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe
etkili olarak yürürlüğe konulamaz.</em>” hükmünü amirdir. Kanunda benimsenen
önemli bir yenilik, işverene belirli koşullarla iş sözleşmesi veya bu
sözleşmenin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da
işyeri uygulaması ile oluşan çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapma
yetkisinin tanınmış olmasıdır.<sup>6</sup> İşveren çalışma koşullarında
değişiklik yapmak istediğinde, öncelikle bunu işçiye yazılı olarak bildirmek
zorundadır. Yazılı olarak bildirilmeyen bir değişiklik teklifinin işçi
bakımından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmaktadır. </p>



<p>İşçi değişiklik önerisini altı
işgünü içinde yazılı olarak kabul ederse, iş ilişkisi bu yeni koşullarla devam
edecektir. Görüldüğü üzere maddede işçi tarafından aynı şekilde yazılı olarak
kabul edilmeyen değişikliklerin de bağlayıcı olmayacağı öngörülmektedir. Burada
önemle belirtmek gerekir ki, Kanun işçiye değişiklik önerini değerlendirmek
üzere 6 iş günlük bir süre tanımaktadır. Bu süre emredici nitelikte olup işçiye
düşünmesi için 6 iş gününden daha az bir süre tanınamaz. Elbette işçi bu süre
bitmeden evvel işverenin teklifini kabul ettiğini veya reddettiğini açıkça
yazılı olarak bildirebilir. İşçi&nbsp;çalışma&nbsp;koşullarında&nbsp;yapılmak
istenen&nbsp;değişikliği usulüne uygun biçimde yazılı olarak ve süresi içinde
kabul ettiğinde,&nbsp;değişiklik&nbsp;sözleşmesi kurulmuş olur. Yargıtay’ın
yakın tarihli kararlarında işçinin değişikliği kabul ettiğine dair yazısının
işverene ulaşma anına kadar bu değişiklikten vazgeçmesinin mümkün olduğu
belirtilmektedir. Buna göre değişiklik işçinin kabul yazısının işverene
ulaştığı anda taraflar arasında bağlayıcılık kazanacaktır.&nbsp; Ancak işçinin değişikliği kabulü, sadece bu
işlem yönünden geçerlidir. Bir başka anlatımla işveren işçinin bir kez vermiş
olduğu değişiklik kabulünü, daha sonraki dönemlerde başka değişiklikler için
kullanamaz. </p>



<p>Diğer yandan işçinin 6 iş günlük
süre zarfında herhangi bir yanıt vermeyerek teklife sessiz kalması teklifin
kabulü değil, reddi anlamına gelmektedir. Bu noktada en tartışmalı konulardan
biri işçinin yazılı değişiklik teklifine karşı 6 iş günü içinde sessiz
kalmasına (bu bakımdan teklifi reddetmiş sayılmasına) rağmen değişiklik sonrası
fiilen çalışmayı sürdürmesi durumunda değişikliğin geçerli olup olmayacağıdır.
Yargıtay’ın bu konudaki uygulaması İş Kanunu madde 22 hükmünün emredici
nitelikte olması sebebiyle işçi değişikliğe sessiz kalıp fiilen çalışmasını
sürdürse dahi yazılı bir kabul bulunmaması sebebiyle değişikliğin geçersiz olacağı
doğrultusundadır. Örneğin bir kararında Yargıtay, davacının açık muvafakati
olmadığı halde ücretin
düşürülmesine&nbsp;sessiz&nbsp;kalıp&nbsp;çalışmaya&nbsp;devam ettiği gerekçesiyle
ücret farkı talebinin reddine karar verilmesini İş Kanunu&#8217;nun 22. maddesine
aykırı bulmuştur.<sup>7</sup> Buna karşılık Yargıtay’ın çeşitli kararlarında
azınlıkta kalan bir görüşün; bu konunun Medeni Kanun ve Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nda yer alan dürüstlük kuralı doğrultusunda çözülmesi gerektiği, yazılı
olarak bir kabul olmamakla birlikte işçinin değişikliği kuşkuya yer vermeyecek
biçimde kabul anlamına gelen davranışlar içine girmesi veya hiç sesini
çıkartmadan uzunca bir süre çalışıp değişikliğin kendisi tarafından da
benimsendiği şeklinde bir kanaat uyandırması halinde, işçinin iş akdinin
feshinden sonra sürpriz yapıp dava açarak geriye dönük olarak kaldırıldığı için
ödenmeyen bir takım alacakları talep etmesinin iyi niyet kuralları ile
bağdaşmayacağı; işçinin bu davranışının 22&#8217;nci maddenin ikinci fıkrası
anlamında çalışma koşullarında anlaşma yoluyla değişiklik olarak
değerlendirilmesi gerektiği yönünde karşı oy sunduğu görülmektedir.<sup>8</sup></p>



<p><strong>İşçi değişiklik önerisini açıkça kabul etmez ise ne olacaktır? </strong>Bu
durumda işveren değişiklik isteğinin nedenini yazılı olarak açıklamak ve
bildirim sürelerine uymak kaydıyla iş sözleşmesini feshedebilecektir. Kuşkusuz
işveren, başka bir geçerli nedene dayanarak da sözleşmeyi feshedebilir. İşçi
ise, bu Kanunun 18-22 nci maddeleri uyarınca feshin geçersizliğini öne
sürebilecektir. Ancak madde lafzında da açıkça anlaşıldığı üzere çalışma
koşullarının değiştirilmesi teklifinin işçi tarafından kabul edilmemesi haklı
nedenle fesih sebebi teşkil etmemektedir. Başka bir ifade ile işveren böyle bir
durumda değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih işçinin
yeterliliğinden, davranışlarından ve işin, işyerinin veya işletmenin
gereklerinden kaynaklanan başka bir nedene dayandığını yazılı olarak açıklamak
ve işçinin tazminatlarını ödemek suretiyle işçinin iş akdini feshedebilecektir.
Diğer yandan çalışma şartlarında yapılacak değişiklik geçmişe etkili olarak
yürürlüğe konulamayacak ve buna karşılık, belirli süreli bir iş sözleşmesi söz
konusu olduğunda, işverenin çalışma koşullarında değişiklik yapma, dolayısıyla
bu nedenle sözleşmeyi feshetme hakkı olmayacaktır.<sup>9</sup></p>



<p><strong>Maddede açıkça belirtildiği üzere, işçi ve işveren, karşılıklı anlaşarak da çalışma koşullarını her zaman değiştirebilirler.</strong> Öyleyse çalışma koşulları yukarıda izah edildiği şekilde yazılı birer icap kabul şeklinde değil de karşılıklı anlaşma şeklinde yapılması da mümkündür. Maddede anlaşmanın şekline dair bir ifade yer almamakla birlikte maddenin amacı ve Yargıtay’ın yukarıda izah edilen uygulaması gözetildiğinde anlaşmanın geçerli olabilmesi için yazılı yapılması gerektiği açıktır. Kanaatimizce mevcut iş sözleşmesinin yazılı yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, çalışma koşullarının değiştirilmesine dair anlaşmanın yazılı bir sözleşme şeklinde düzenlenmesi ve olası irade fesadı iddialarına (yanılma, aldatma, korkutma) karşı bu anlaşmanın tanıklar huzurunda ve tanıklar ile birlikte imzalanması uygun bir çözümdür. Yine bu kapsamda değişikliğin ne olduğu, ne kadar süreceği gibi hususların anlaşma metninde tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde kaleme alınması, ayrıca işçinin bu konuda aydınlatılmış olması, mümkün mertebe işçinin bilgilendirildiği konuların anlaşma metninde açıkça belirtilmesi de yanlış anlamaların ve irade fesadı iddialarının önüne geçilmesi için son derece önemlidir. Örneğin işçi ve işveren aralarında işçinin ücretinin 3 ay süre ile geçici olarak %20 oranında indirimli ödenmesi konusunda karşılıklı anlaşma yapmışlardır; ancak işçi anlaşmayı yaparken ücretinin indirilen kısımlarının 3 ay geçtikten sonra takip eden maaşlarına eklenerek ödeneceğini düşünmüştür ve 4 ayın sonunda fark ücret alacağının da ödenmesini talep etmiş ancak işverenin olumsuz yanıtı ile karşılaşmıştır. Konunun mahkemeye intikali durumunda, Mahkeme somut olayın özellikleri ve deliller ışığında işçinin iradesinin sakatlandığı kanaatine varırsa, yazılı anlaşmanın geçersizliği ve işveren fark ücreti faiziyle birlikte işçiye ödemesi söz konusu olabilecektir. Bu nedenle personel ücretlerinin indirilmesi sözleşmesinin titizlikle hazırlanması büyük önem arz etmektedir.</p>



<p>İşverenlerin koronavirüs
dolayısıyla yapacakları ücret indirimlerinde dikkat etmeleri gereken bir diğer
konu da kanaatimizce ücret indiriminin ne oranda yapılacağı meselesidir.
İndirim oranı konusunda yasal bir üst sınır bulunmamakla birlikte ücretin
asgari ücret tutarı altında belirlenemeyeceği şüphesizdir. Gerek icap kabul
şeklinde gerekse karşılıklı anlaşma şeklinde belirlenecek indirim oranı
tarafların ortak iradesini yansıtmalıdır, aksi durumda çalışma koşullarında
değişiklik yapıldığından bahsedilemez. Ancak bazı durumlarda işini kaybetmek
istemeyen ve mevcut ekonomik durumda başka bir iş bulma imkanı olmayan bir
işçi, işverenin teklif ettiği fahiş bir indirim oranını kabul etmek durumunda
kalabilir. Bu nedenle ücret indiriminin işverenin ekonomik sıkıntısını
rahatlatacak ancak işçiyi fazla fedakarlık yapmaya zorlamayacak, hak ve hakkaniyete
uygun, adil bir oranda belirlenmesini tavsiye etmekteyiz. Ayrıca burada işverenin,
eşit davranma yükümlülüğünü &nbsp;(eşit
değerdeki işlerde çalışan işçilere eşit çalışma koşullarını uygulama
yükümlülüğü) gözetmesi ve bu bağlamda indirim uygulanacak işçilerin ve indirim
oranları farklı olacaksa bu durumun objektif ve haklı nedenlere dayanıp dayanmadığını
titizlikle değerlendirmesi de kanaatimizce önem arz etmektedir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için bizlerle her
zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>



<p>[1] YHGK T. 21.3.2018, E. 2015/22-1770 ve K.
2018/505 sayılı kararı.</p>



<p>[2] Y9HD. T. 27.10.2008, E. 2008/29715 ve K. 2008/28944
sayılı kararı; Y22HD. T. 11.12.2017, E. 2016/23515 ve K. 2017/28384 sayılı
kararı; Y22HD. T. 18.10.2018, E. 2017/15561 ve K. 2018/22556 sayılı kararı; YHGK
T. 19.11.2014, E. 2014/9-1567 ve K. 2014/936 sayılı kararı </p>



<p>[3] Y9HD, T. 22.4.2019, E. 2018/10340 ve K.
2019/9473 sayılı kararı.</p>



<p>[4] YHGK’nın T. 21.3.2018, E. 2015/22-1770 ve K.
2018/505 sayılı kararı; YHGK, T. 18.12.2018, E. 2015/22-2663 ve K. 2018/1953
sayılı kararı; Y9.HD T. 11.7.2008, E. 2007/23953 ve K. 2008/ 19878 sayılı
kararı, Y9HD T. 27.10.2005, E. 2005/5396 ve K. 2005/34825 sayılı kararı.</p>



<p>[5] Y9HD, T. 12.09.2018, E. 2015/21402 ve K.
2018/15587 sayılı kararı.</p>



<p>[6] Bknz. İş Kanunu Madde 22 Gerekçesi</p>



<p>[7] Y9HD, T. 12.09.2018, E. 2015/21402 ve K.
2018/15587 sayılı kararı; Y9HD, T. 24.10.2018, E. 2015/22766 ve K. 2018/19208
sayılı kararı</p>



<p>[8] Y9HD 24.10.2019, E. 2016/8232 ve K. 2019/18921 sayılı
kararı; Y9HD, T. 27.6.2018, E. 2017/8269 ve K. 2018/14028 sayılı kararı.</p>



<p>[9] Bknz. İş Kanunu Madde 22 Gerekçesi</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/">PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 09:39:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Borcun-sona-ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[corona-salgını]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19-nedeniyle-edimlerim-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-sebebiyle-hukuki-sürelerin-işlememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-virüsün-sözleşmeler-üzerindeki-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlemin-temelinden-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-mücbir-sebep-sayılır-mı]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-sebebiyle-sözleşme-ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüsün-mücbir-sebep-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonların-ertelenmesinin-sonuçlarıcoronavirüs-sebebiyle-ticari-hayat-durdu]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın-hastalık-mücbir-sebep]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın-hastalıklara-diar-sözleşme-maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[salgın-mücbir-sebep-mi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede-mücbir-sebep-maddesinin-bulunmaması]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmede-mücbir-sebep-maddesinin-bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-136-madde]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay-içtihatları-mücbir-sebep-tanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İlk olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm Dünyaya hızla yayılan koronavirüs (COVID-19) salgın hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak ilan edilmiştir. Bulaşma şekli ve hızı sebebiyle COVID-19, toplumu alıştığı hayat düzenini değiştirmeye itmiş; salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/">KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148.jpeg" alt="" class="wp-image-478" width="565" height="375" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-300x199.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 565px) 100vw, 565px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p class="has-text-align-center"><strong>KORONAVİRÜSÜN (COVID-19)</strong> </p>



<p class="has-text-align-center"><strong>TÜRK BORÇLAR
HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong></p>



<p>İlk
olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm Dünyaya hızla yayılan koronavirüs
(COVID-19) salgın hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak
ilan edilmiştir. Bulaşma şekli ve hızı sebebiyle COVID-19, toplumu alıştığı
hayat düzenini değiştirmeye itmiş; salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla alınan
önlemler, salgının yayılmasını yavaşlatmakla beraber ticari ilişkileri ve
sosyo-ekonomik hayatı neredeyse durma noktasına getirmiştir. </p>



<p>Ülkemizde
ilk vakanın görülmesine kadar hükümet bazında tavsiye niteliğinde uyarılar
olmuş, toplumun bir kesiminin hastalığın buluşma riskine karşı kendi bireysel
önlemlerini alması ile alışveriş merkezleri, eğlence mekânları, restoran ve
dinlenme yerlerinin gelirlerinde önemli bir düşüş yaşanmıştır. Ardından çeşitli
firmalar, koronavirüs ile mücadele kapsamında önlem almak ve çalışanlarını da
korumak amacıyla mağazalarını kapatmışlardır. Koronavirüsün
beklenmedik bir hızla yayılması sonucu,&nbsp;ulusal ve uluslararası düzeyde
açık veya kapalı alanlarda düzenlenecek her türlü bilimsel, kültürel, sanatsal
ve benzeri toplantıların veya aktivitelerin (organizasyonların) Nisan ayı
sonuna kadar ertelenmesine karar verilmiştir. İç
İşleri Bakanlığı tarafından yayımlanan kararnameler ile sinema, eğlence mekânları,
kıraathane, işyerleri vb. birçok işyeri geçici olarak kapatılmıştır. Sektörlerin birbiri ile bağlantılı olması, çalışmaya
devam eden hizmet sektörlerini de etkilemiş; koronavirüs salgını birkaç istisna
sektör dışında tüm dünyayı ekonomik dar boğaza sokmuştur.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının mevcut ve ileride artabilecek ekonomik etkilerinin sözleşmesel
ilişkiler açısından mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği ve salgın
nedeniyle edimlerin ifa edilmemesinin sözleşme ihlali oluşturup oluşturmayacağı
hususlarının sonuçları dâhilinde değerlendirilmesi gerekmiştir.</p>



<p><strong>Koronavirüs
salgını mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilir mi?</strong></p>



<p>Salgın
hastalık nedeniyle alınan tedbirlerin sözleşmelerin ifasında yarattığı güçlük,
salgın hastalıkların mücbir sebep olarak nitelendirilmesini gerektirir. İfa
imkânsızlığı üst başlığı altında incelen maddi imkânsızlık doktrinde ve
uygulamada mücbir sebep olarak adlandırılır. Mücbir sebebin Türk Borçlar
Kanunu’nda bir tanımı yoktur. Bunun yanı sıra mücbir sebep Yargıtay
içtihatlarında şu şekilde tanımlanmaktadır: </p>



<p><em>“Borçlunun faaliyet
ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun
ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan öngörülmesi ve karşı
konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır.” </em><sup>1</sup><em> </em></p>



<p>Bu anlamda deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi haller mücbir sebep sayılır. Yargıtay içtihatlarına göre sadece yıldırım düşmesi, kasırga, deprem gibi doğa olayları değil; bazen savaş, ihtilal, isyan gibi insana bağlı beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olay da mücbir sebep olabilir.<sup>2</sup> Örneğin Yargıtay bir kararında ihraç-ithal yasaklamalarını mücbir sebep olarak kabul etmiştir<strong>.</strong><sup>3</sup> Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için o olayın önceden sezilemez, karşı konulamaz olması ve harici bir etkenden ileri gelmiş olması gerekir. Yargıtay içtihatlarında tanımı yapılan mücbir sebebin unsurları; olay, haricilik, kaçınılmazlık, öngörülemezlik, borcun ihlali ve borcun ifa edilememesi ile mücbir sebep arasında illiyet bağının bulunması olarak sayılmıştır. Bu temel kıstasların yanı sıra Yargıtay’ın, mücbir sebep oluşturduğu iddia edilen olayın ülke genelinde etkili olup olmadığı, benzer hukuki ilişkilere etkisi ve tarafların tacir olup olmadığı gibi kıstasları da değerlendirdiği görülmektedir.<sup>4</sup> Bu bağlamda salgın bir hastalığın yaratacağı etkiler de mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilecektir. </p>



<p>Koronavirüsün
çok yeni ortaya çıkan bir hastalık olması sebebiyle, Türkiye’de, mücbir sebep
oluşturabileceği yönünde henüz spesifik bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır.
Bununla beraber Yargıtay’ın daha önce domuz gribi, kuş gribi gibi salgın
hastalıklar ile ilgili verdiği kararlara bakıldığında bu tür salgın
hastalıkları mücbir sebep olarak kabul etmemiş olduğu göze çarpmaktadır.<sup>5</sup>
Ancak, koronavirüs salgınının daha önce Yargıtay kararlarına konu olmuş olan bu
salgın hastalıklara oranla dünya çapında çok daha öngörülemez bir hızla
yayıldığı dikkate alındığında yaşanan koronavirüs salgını kanaatimizce hukuken
bir mücbir sebep hali olarak değerlendirilebilecektir. Bununla birlikte Yargıtay’ın
mücbir sebep değerlendirmesi yaparken olay bazında -başka bir ifade ile
taraflar arasındaki somut olayın koşullarına göre- karar vermekte olduğunu, bu
bağlamda mücbir sebep halinin olay özelinde değerlendirilmesi gerektiğini de
önemle belirtmek isteriz.</p>



<p><strong>Koronavirüs salgın
hastalığı nedeniyle yerine getirilemeyen yükümlülükler borçlunun temerrüdüne
sebep olur mu?</strong></p>



<p>Sözleşme
genellikle birbirinden farklı menfaat ve amaçlarla hareket eden kişiler
arasında hukuki bir sonuç doğurmak ve özellikle bir borç ilişkisi kurmak, söz
konusu hukuki ilişkiye yönelik olarak birtakım hak, yükümlülük ve
sorumlulukların düzenlenmesini sağlamak amacıyla yapılan anlaşmadır.<sup>6</sup>
Kimi zaman söz konusu yükümlülüklerin ifası tarafların iradelerinden bağımsız
olarak imkânsız hale gelmekte, bir başka deyişle ifa imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır.
Kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun TBK’nın 132. ve 136.
maddeleriyle ifa imkânsızlığı ve sonuçlarını düzenlemiştir. Bu hükme göre mücbir
sebebin varlığını ve borcu ifa etmenin imkânsızlığının bu sebepten ileri
geldiğini ispat eden borçlunun borcu sona erer.</p>



<p>İspat
yükü borçluya ait olmak üzere, ifanın imkânsızlığını ispatladığı ölçüde
borçlunun sorumluluğu sonlandırılmıştır. TBK m. 136’da; <em>“Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle
imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde
imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu
edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz
kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder…”</em> denilmek
suretiyle ifa imkânsızlığının sonuçları düzenlenmiştir.</p>



<p>Salgın
hastalık gibi, imkânsızlığın borçluya yüklenemeyen sebeplerden kaynaklanması
halinde borçlu aynen ifadan kurtulduğu gibi, alacaklının borcun ifa edilmemesi
nedeniyle uğradığı zararlarını tazmin etmekle de yükümlü olmayacak, böyle bir
durum sözleşmenin ihlali anlamına gelmeyecektir.</p>



<p><strong>Taraflar
arasındaki sözleşmede mücbir sebep maddesinin bulunmasının uyuşmazlığın
çözümüne etkisi nedir?</strong></p>



<p>Olası
uyuşmazlıklarda taraflar arasındaki sözleşmenin mücbir sebep maddesinin varlığı,
yazılış şekli ile somut olayın özellikleri de önem arz edecek ve uyuşmazlığın
çözümündeki başarı şansını belirleyecektir. </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Taraflar
arasındaki sözleşmede mücbir sebep düzenlemesinin yer alması ihtimalide; sözleşmede
salgın hastalıklara ilişkin bir hükmün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Eğer
salgın ile ilgili açık bir düzenleme yer alıyorsa bu durumda sözleşmede yer
alan yükümlülüklere uygun şekilde tarafların borçları sona erecektir. Salgın
ifadesinin yer almaması halinde de “ve benzeri” kavramının içinde olduğu kabul
edilerek hükmün geniş şekilde yorumlanması gerekecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veyahut taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme olmaması halinde ise; sözleşme kanunlarda yer alan bağlayıcı
düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilecektir. Salgın sebebi ile sözleşmenin
ilk kurulduğu anda mevcut edimlerin dengesi artık bir taraf için çekilemez
derecede bozulmuş olabilir. Bu durumda “işlem temelinin çökmesi” olarak
adlandırılan hukuki kavram ortaya çıkar. Buna göre sözleşme ya yeni duruma/durumlara
uygun hale getirilmeli ya da bunun mümkün olmaması halinde ortadan
kaldırılmalıdır. Eğer sözleşmenin yeni durumlara uyarlanması söz konusu ise
taraflar birlikte bir anlaşmaya varabilirler, eğer bu anlaşma olası değilse,
taraflardan biri hâkimin müdahalesi ile sözleşmenin uyarlanmasını TBK’nın 138.
maddesi uyarınca mahkemeden isteyebilir. Bu ihtimal de ticari ilişkilerin
sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi açısından başvurulabilecek seçeneklerden biri
olabilecektir.</li></ul>



<p>Sonuç olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün 30 Ocak 2020 tarihli açıklaması ışığında,  koronavirüs (COVID-19) adlı virüsün insan üzerindeki etkilerinin tüm insanlık için ciddi bir tehdit oluşturması ve hükümet bazında acil önlemler alınması, kanaatimizce tüm şahıslar için bu salgın hastalığın mücbir sebep niteliğinde olabileceğine işaret etmektedir. Böyle bir durumda ticari işletmenin asli unsurları olarak kabul edilen ve işletme değerini etkileyen her tür menkul, gayri-menkul, fikri mülkiyet vb. mallar ile işletmeye özgülenen malvarlığına ilişkin her bir sözleşmede yer alan yükümlülük/borç ve sair sorumluluklar artık mücbir sebep sebebiyle sona erebilecektir. Ancak koronavirüs durumunun mücbir sebep teşkil edip etmeyeceğinin somut olay bazında değerlendirileceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bu bakımdan kişi ve kuruluşların koronavirüs sebebiyle alacakları sözleşmenin feshi, askıya alınması, ifanın ertelenmesi ve benzeri kararları büyük bir titizlikle incelemesi ve bu konuda alanında uzman kişilerden destek almalarını önemle tavsiye ederiz.    </p>



<p>Konuyla
ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p>__________________________</p>



<p><sup>1</sup><em> YHGK, E. 2012/11-1096, K. 2013/382, T. 20.3.2013; YHGK, E. 2012/10-1141, K. 2013/282, T. 27.2.2013; YHGK, E. 2017/11-90, K. 2018/1259, T. 27.6.2018.</em></p>



<p><sup>2</sup> <em>YHGK, E. 2015/10-1100, K. 2018/1185, T. 13.6.2018; YHGK, E. 2015/10-2682, K. 2019/986, T. 1.10.2019.</em></p>



<p><sup>3 </sup><em>Y19HD, E. 2002/4558, K. 2002/6953, T. 25.10.2002.</em></p>



<p><sup>4 </sup><em>Y11HD, E. 2014/8068, K. 2014/16238, T. 23.10.2014.</em></p>



<p><sup>5</sup> <em>Y23HD, E. 2015/7538, K. 2016/719, T. 11.2.2016; Y23HD, E. 2013/2022 K. 2013/4231 T. 20.6.2013; Y23HD, E. 2013/8156 K. 2014/3159 T. 22.4.2014.</em></p>



<p><sup>6 </sup><em>Selahattin Sulhi TEKİNAY, Sermet AKMAN, Haluk BURCUOĞLU, Atilla ALTOP, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6. Bası, İstanbul 1988, s. 65.</em></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/">KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
