<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk-borçlar-Kanunu arşivleri - Turhan &amp; Turhan</title>
	<atom:link href="https://turhanturhan.com/tag/turk-borclar-kanunu-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turhanturhan.com/tag/turk-borclar-kanunu-tr/</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jul 2025 23:26:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2020 09:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde-vefa-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-nedeniyle-edimlerin-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edimler-arasındaki-dengenin-bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-sözleşmeye-müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-takdir-yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlem-temelinin-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-nedeniyle-ifa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-değişen-koşullara-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-sebebiyle-aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-olağanüstü-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-öngörülemez-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-136]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-138]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-2]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-4]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-hukukunda-koronavirüs-salgınının-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Medeni-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner &#160;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI NEDENİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI Dünyada ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını (COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın) ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir alınmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img fetchpriority="high" decoding="async" width="500" height="332" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" alt="" data-id="483" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" data-link="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/document-agreement-documents-sign-48148-1/" class="wp-image-483" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p><strong>&nbsp;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI
NEDENİYLE</strong></p>



<p><strong>SÖZLEŞMELERİN
DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</strong></p>



<p>Dünyada
ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını
(COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın)
ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması
karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir
alınmış ve halen daha alınmaya devam etmektedir. Buna rağmen koronavirüs, sosyo-ekonomik
hayatımızı kısa bir süre içinde ve kaçınılmaz bir şekilde olumsuz
etkilenmiştir. Sıra dışı bir seyirde ilerleyen bu süreçte hâlihazırda yeni
kurulmuş ya da devam etmekte olan sözleşmelerin akıbeti güncel bir sorun hâline
gelmiştir. </p>



<p>“Koronavirüsün
(Covid-19) Türk Borçlar Hukuku ve Sözleşmeler Üzerindeki Etkileri” başlıklı yazımızda
sözleşmede mücbir sebep düzenlemesi bulunması ihtimalinde koronavirüsün mücbir
sebep niteliği sebebiyle ifa imkânsızlığı yaratması durumunu değerlendirmiş ve sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veya taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme bulunmaması ihtimalinde, sözleşmenin TBK’nın 138. maddesi kapsamında uyarlanmasının
taraflarca talep edilebileceğine değinmiştik. Koronavirüs salgını sebebiyle
tarafların edimlerinin ifasının güçleştiği pek çok akdi ilişki hâlihazırda
mevcuttur. Bu yazımızda sözleşmelerde aşırı ifa güçlüğü sonucu işlem temelinin
çökmesi kapsamında sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanması konusu irdelenecektir.</p>



<p>Hukukun
temel ilkelerinden biri olan <em>“Ahde vefa
ilkesi”</em> <em>(pacta sunda servanda)</em> kişilerin
serbest iradeleriyle kurdukları sözleşmeye bağlı kalmalarını ifade eder. Ahde
vefa ilkesi uyarınca sözleşme kurulduktan sonra değişen koşullar, tarafların
sözleşme ile üstlendikleri edimleri ifa yükümlülüklerini etkilemez. Bu ilkeye
bağlı olarak borçlu edimini üstlendiği şekliyle ifa etmekle yükümlü olacaktır. Ancak
sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de
beklenmeyen olağanüstü bir durumun vuku bulması durumunda, ifa imkânsız
olmamakla birlikte aşırı derecede güçleşmiş olabilir. söz Böyle bir durumda
ahde vefa ilkesinin katı bir şekilde uygulanması haksız ve adaletsiz bir sonuç
ortaya çıkarır. İşte ahde vefa ilkesinin istinasını, <em>“işlem temelinin çökmesi”</em> teorisi oluşturmaktadır.</p>



<p>Sözleşmenin
ifası sırasında hal ve koşulların değişmesi halinde, dürüstlük kuralı gereği
sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması gerekli ise, ahde vefa ilkesinin aksine
sözleşme yeni hal ve şartlara göre uyarlanabilir. Buna <em>“sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması ilkesi”</em> denir. Bu ilke
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.09.1997 tarihli bir kararında şu şekilde
ifade edilmiştir; <em>“…Ahde vefa ilkesine
göre; sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet
olunmalıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük
kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir.
Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge
şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak
derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırasında mevcut bulunan şartlar
önemli surette değişmişse, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu
görüş doktrinde &#8220;Emprevizyon Teorisi&#8221; adıyla anılır.
(Tekinay/-Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler
7.Bası.İst. 1993 sh: 1005) İşte edimler arasındaki dengeyi aşırı derece bozan
olağanüstü haller harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki
olağanüstü yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi
gibi hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir
çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalma adalet, hakkaniyet
ve objektif hüsnüniyet (MK. Md.2/2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale
gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bugün İsviçre-Türk
Hukuku&#8217;nda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm
bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki
dengenin, olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını
güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda &#8220;işlem temelinin
çökmesi&#8221; gündeme gelir. Bu gibi hallerde emprevizyon veya Clausula Rebus
Sic Stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin
yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilecektir. Hakim bu gibi
hallerde ya sözleşmeyi ortadan kaldıracak ya da sözleşme koşullarının
olağanüstü olgulara uyarlanmasına ve böylece sözleşmede bozulmuş olan dengeyi
yeniden sağlayacaktır.</em></p>



<p>Ahde
vefa ilkesinin istisnasını işlem temelinin çökmesi teorisinin oluşturduğundan bu
bağlamda aşırı ifa güçlüğü kavramını da incelemek gerekmektedir. İfa imkânsızlığı
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları farklı kavramlar olup, bu kavramlar
birbirleriyle karıştırılmamalıdır. İmkânsızlık kavramından farklı olan ve aşırı
ifa güçlüğüne dayanan uyarlama talebi, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde hüküm
altına alınan dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Her ne kadar ifanın imkânsızlaşması
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları yakın ilişki içinde olsa da aşırı ifa güçlüğü
durumunda, ifa imkânsızlaşmamakta yalnızca borçludan kaynaklanmayan bir sebeple
ifaya konu edimler arasındaki dengenin borçlu aleyhine aşırı derecede bozulmuş olduğu
bir hal söz konusu olmaktadır. Bu ihtimalde işlem temelinin çöktüğü kabul
edilmektedir. </p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi durumunun söz konusu olduğu hallerde sözleşmenin değişen
şartlara uyarlanabilmesine ilişkin şartlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138
inci maddesinde öngörülmüştür. Buna göre sözleşmenin değişen koşullara
uyarlanmasının şartları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;</p>



<p><strong>1)</strong> Sözleşmenin
kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir
durumun varlığı</p>



<p><strong>2)</strong> Uyarlama talep
eden tarafın (aşırı ifa güçlüğü içine düşen borçlunun) olayın meydana
gelmesinde kusurunun bulunmaması</p>



<p><strong>3)</strong> Sözleşme ile
kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin dürüstlük kuralına aykırı şekilde
aşırı ölçüde farklılaşmış olması</p>



<p><strong>4)</strong> İfası aşırı
derecede güçsüzleşen edimin ifa edilmemiş olması veya edimin ifanın aşırı
ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ifa edilmiş olması</p>



<p><strong>5)</strong> Sözleşme
kurulduktan sonra meydana gelen öngörülemeyen değişiklik ile edimin ifa
edilmesinin aşırı derecede güçsüzleşmesi arasında uygun illiyet bağının
bulunması</p>



<p>Bu
şartların varlığı halinde hâkimden sözleşmenin uyarlanması talep
edilebilecektir. Mümkün olmaması ihtimalinde ise sözleşme sona
erdirilebilecektir.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının taraflarca öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü
bir durum olup olmadığı doğacak olası uyuşmazlıklar için tartışma konusu haline
gelmiştir. Kanaatimizce koronavirüs salgını, sözleşmenin kurulmasından sonra
ortaya çıkabilecek öngörülemez ve olağanüstü değişiklik sayılabilir. Nitekim bu
salgının ortaya çıkmasında sözleşme taraflarından herhangi birine kusur
yüklenemez. Yine salgının tüm dünya genelinde aniden kendini göstermeye
başlaması hükümetleri de şaşırtmış ve devamında öngörülemez bir hızla yayılması
bu salgını öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü bir değişiklik
olarak nitelendirmemize sebep olmuştur. Tarafların sözleşmenin ifasını aşırı
derecede etkileyebilecek olan böyle bir salgın hastalığı sözleşmenin kurulması
sırasında öngörebilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Ancak
sözleşmenin uyarlanması talebi için koronavirüs tek başına yeterli bir sebep
değildir. Keza yukarıda belirttiğimiz diğer koşulların da somut olay bazında
gerçekleşmiş olması gerekir. Bununla beraber hastalığın tüm sözleşmeler
üzerinde aynı etkiyi yaratacağı da söylenemez. Dolayısıyla sözleşmenin TBK m.
138 uyarınca uyarlanabilmesi için her bir somut olay özelinde sözleşmenin
niteliği, kurulma zamanı, süresi, tarafları vb. unsurların birlikte
değerlendirilmesi gerekir.</p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi sonucu sözleşmenin uyarlanmasının talep edilmesinden evvel
tarafların bir araya gelip sözleşmelerini yeniden müzakere için adım atmaları
ve aralarında uyuşma yoluna gitmeleri zamandan ve masraftan tasarruf etmelerini
sağlayacaktır. Özellikle uzun yıllar sürdürülmek istenilen bir sözleşme
ilişkisinde, tarafların ortak iradesine dayanan bir uyarlama yapılması, her iki
taraf için de tatmin edici bir sonuç ortaya çıkaracak ve sözleşmenin
devamlılığını pekiştirecektir. Her ne kadar hakim sözleşmeye müdahale ederken
taraf iradelerine de önem verilerek yorum yoluyla sözleşmenin dürüstlük
kuralına uygun hale getirilmesini sağlasa da<a href="#_ftn1">[1]</a>, bazı durumlarda hakimin
sözleşmeye müdahalesi bir tarafı memnun ederken diğer taraf bakımından
sözleşmenin ifası bir külfet haline getirmekte ve taraf ilişkilerini zedeleyebilmektedir.
Hakimin müdahalesinden memnun kalmayan taraf, zorunlu olarak bu yeni şartlara
katlandığından sözleşme şartlarının elverdiği ilk fırsatta sözleşme ilişkisini
sona erdirme yolunu tercih etmektedir. Haliyle hakimin müdahalesi bazı sözleşme
ilişkileri bakımından geçici bir çözüm sunmakla birlikte uzun vadede taraflar
arasındaki sözleşme ilişkisinin devamlılığını olumsuz yönde
etkileyebilmektedir. Tarafların bu şekilde bir müzakere sonucu anlaşmaya
varamaması halinde ise, sözleşmeyi ifa etmekte zorlanan taraf bakımından hakimin
sözleşmeye müdahalesini talep etmek kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durumda hakim,
somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye
veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına
karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.<a href="#_ftn2">[2]</a> Hâkimin sözleşmeye
müdahalesi dar anlamda olabileceği gibi geniş anlamda da olabilmektedir. Dar
anlamda müdahale, sözleşmenin içeriğinde, tarafların edimlerinde ve ifa
yükümlülüklerinde yapılacak bir değişikliği ifade ederken; geniş anlamda
uyarlama, sözleşmenin sona ermesi de dahil olmak üzere sözleşmenin hem
süresinde hem içeriğinde değişiklik yapılması sonucunu doğurur. Dar anlamda
uyarlama edimin konusunun değiştirilmesi, arttırılması veya azaltılması, ifa
yeri ve zamanının değiştirilmesi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Sözleşmenin sona erdirilmesi de dahil olan çözümler bir başka ifade ile hakimin
geniş anlamda müdahalesi ise sözleşmenin ayakta tutulması ilkesi gereğince
ancak dar anlamda uyarlamanın mümkün olmaması ihtimalinde gündeme gelecektir.<a href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p>Hâkim
Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesinden doğan takdir yetkisini kullanarak koyduğu
kurallarla yalnızca sözleşmede boşluk olan noktaları tamamlayabilir veya
değiştirebilir. Objektif esaslı noktalar sözleşmenin kanuni tanımında yer alan
zorunlu unsurlar olduğundan ve taraflarca uyuşma sağlanması gereken asgari
unsurlar olduğundan bunlara ilişkin boşluklar uyarlama yolu ile doldurulamayacaktır.
Yargıtay bir kararında uyarlamanın ne şekilde yapılması gerektiğini şu şekilde
açıklamıştır;&nbsp; <em>“Sözleşmeye bağlılık esas olduğundan, uyarlama daima yardımcı bir çözüm
olarak düşünülmelidir. Sözleşmeye yazılan özel hükümler yorumlanıp, bunların
taraflara sağladığı hak ve yararlar ile ekonomik değişikliklerin etkileri,
kiralananın nitelikleri gibi somut olayın özelliği ile belirlenecek tüm
objektif ve subjektif hal ve koşullar değerlendirilmeli, uyarlama yapılması
kanaatine varılırsa, sözleşmedeki intibak boşluğu, hak ve nefaset, doğruluk,
dürüstlük kuralları (TMK. md.4, 2/1) ışığında yasa boşluğunda olduğu gibi
TMK.md 1&#8217;deki yetki kullanılarak hakim tarafından doldurulmalıdır.”<a href="#_ftn4"><strong>[4]</strong></a></em>
</p>



<p>Sonuç
olarak, bir borcun sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ifa edilmesi ahde vefa
ilkesinin gerekliliği olmakla beraber, kusurun taraflara yüklenemeyeceği beklenmeyen
bir takım olağanüstü değişikliklerin söz konusu olduğu uyuşmazlıklar için, kanun
koyucu aşırı ifa güçlüğü ile ilgili Türk Borçlar Kanununun 138 inci maddesinde sözleşmenin
değişen koşullara uyarlanması imkânını tanımıştır. Bu hallerde eğer koşulları
da mevcutsa işlem temelinin çöktüğü kabul edilerek hakimden sözleşmenin değişen
koşullara uyarlanması talep edilebilecektir. Edimler arasındaki dengenin borçlu
aleyhine bozulması ile beraber kendisinden ifanın dürüstlük kuralı uyarınca
beklenemediği borçlu sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir. Unutulmamalıdır
ki, aşırı ifa güçlüğüne düşen taraf edimini ifa edecekse, edimin ifası mutlaka
ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ve ihtirazi
kayıt konularak yapılmalıdır; aksi takdirde uyarlama talebinin şartlarından
biri sağlanamayacağı için kanunun tanımış olduğu bu imkandan yararlanmak güç
hale gelebilecektir. Yargıtay’ın edim ihtirazi kayıt konulmaksızın ifa edilmiş
ise, ifada bulunmakla onu yerine getirme güç ve imkanına sahip olunduğu ve
değişen şartlara rağmen edimin ifa edilebileceği kabul edilmiş olduğundan
sözleşmenin uyarlanmasının istenemeyeceğine yönelik içtihatları bulunmakla
birlikte iken<a href="#_ftn5">[5]</a>
aksi yönde kararları da mevcuttur.<a href="#_ftn6">[6]</a> İhtirazi kayıt koymak
suretiyle hakların saklı tutulması herhangi bir şekle tabi kılınmamış olmakla
beraber, ispat kolaylığı açısından yazılı şekilde yapılması uygun olacaktır. Karşı
tarafa telgraf çekmek, iadeli taahhütlü mektup göndermek, fax çekmek, noterden
ihtar çekmek vb. şekillerde ihtirazi kayıt iradesi açıklanabilir.<a href="#_ftn7">[7]</a> Borçlu doğan haklarını
saklı tutarak ifada bulunmuşsa, ifadan sonra da bu haklarını kullanabilecektir.
Bu takdirde, uyarlamanın sonucuna göre veya sözleşmeden dönme halinde, ifa
etmiş bulunduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen
geri isteyebilecektir.<a href="#_ftn8">[8]</a> Koronavirüs salgını,
sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkabilecek beklenmeyen bir olağanüstü
değişiklik olarak kabul edilebilir. Bu salgınının öngörülemeyen bir olağanüstü
değişik olduğuna dair henüz yargıda bir nitelendirme yapılmamıştır. Bu nedenle
kesin bir yorumda bulunmak için henüz çok erken olsa da salgının, sözleşmelerin
ve sözleşmelerin tarafları üzerindeki etkisinin somut olay bazında yorumlanması
gerektiği söylenebilecektir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer
sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta:
info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Yargıtay
HGK&#8217;nun 18.11.1998 tarihli, 815/835 sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Yargıtay
6. Hukuk Dairesi’nin 25.6.2015 tarihli 2015/4013 E. ve 2015/6417 K. sayılı
kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a>
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara, 2012, s. 482.</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a>
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2016 tarihli 2015/11014 E. ve 2016/6873 K.
sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a>
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2015 gün 2015/163 Esas, 2015/5752 Karar
sayılı ve 10.04.2017 gün 2016/2989 gün 2017/1637 Karar sayılı kararları. </p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> Aksi
yönde bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24.1.2019 tarihli, 2018/7863 E. ve
2019/534 K. sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> TBB Dergisi, Sayı 66, 2006, İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.02.1999 tarihli 1998/19727-2077 sayılı kararı, Yılmaz, Borçların İfasında İhtirazi Kayıt İleri Sürülmesi ve Uygulaması, s. 77.</p>



<p><a href="#_ftnref8">[8]</a> Yargıtay 13. Hukuk Dairesi&#8217;nin 13.06.2014 tarihli, 2013/16898 E. 2014/18895 K. sayılı kararı.</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 09:39:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Borcun-sona-ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[corona-salgını]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19-nedeniyle-edimlerim-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-sebebiyle-hukuki-sürelerin-işlememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-virüsün-sözleşmeler-üzerindeki-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlemin-temelinden-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-mücbir-sebep-sayılır-mı]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-sebebiyle-sözleşme-ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüsün-mücbir-sebep-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonların-ertelenmesinin-sonuçlarıcoronavirüs-sebebiyle-ticari-hayat-durdu]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın-hastalık-mücbir-sebep]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın-hastalıklara-diar-sözleşme-maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[salgın-mücbir-sebep-mi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede-mücbir-sebep-maddesinin-bulunmaması]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmede-mücbir-sebep-maddesinin-bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-136-madde]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay-içtihatları-mücbir-sebep-tanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İlk olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm Dünyaya hızla yayılan koronavirüs (COVID-19) salgın hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak ilan edilmiştir. Bulaşma şekli ve hızı sebebiyle COVID-19, toplumu alıştığı hayat düzenini değiştirmeye itmiş; salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/">KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148.jpeg" alt="" class="wp-image-478" width="565" height="375" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 565px) 100vw, 565px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p class="has-text-align-center"><strong>KORONAVİRÜSÜN (COVID-19)</strong> </p>



<p class="has-text-align-center"><strong>TÜRK BORÇLAR
HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong></p>



<p>İlk
olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm Dünyaya hızla yayılan koronavirüs
(COVID-19) salgın hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak
ilan edilmiştir. Bulaşma şekli ve hızı sebebiyle COVID-19, toplumu alıştığı
hayat düzenini değiştirmeye itmiş; salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla alınan
önlemler, salgının yayılmasını yavaşlatmakla beraber ticari ilişkileri ve
sosyo-ekonomik hayatı neredeyse durma noktasına getirmiştir. </p>



<p>Ülkemizde
ilk vakanın görülmesine kadar hükümet bazında tavsiye niteliğinde uyarılar
olmuş, toplumun bir kesiminin hastalığın buluşma riskine karşı kendi bireysel
önlemlerini alması ile alışveriş merkezleri, eğlence mekânları, restoran ve
dinlenme yerlerinin gelirlerinde önemli bir düşüş yaşanmıştır. Ardından çeşitli
firmalar, koronavirüs ile mücadele kapsamında önlem almak ve çalışanlarını da
korumak amacıyla mağazalarını kapatmışlardır. Koronavirüsün
beklenmedik bir hızla yayılması sonucu,&nbsp;ulusal ve uluslararası düzeyde
açık veya kapalı alanlarda düzenlenecek her türlü bilimsel, kültürel, sanatsal
ve benzeri toplantıların veya aktivitelerin (organizasyonların) Nisan ayı
sonuna kadar ertelenmesine karar verilmiştir. İç
İşleri Bakanlığı tarafından yayımlanan kararnameler ile sinema, eğlence mekânları,
kıraathane, işyerleri vb. birçok işyeri geçici olarak kapatılmıştır. Sektörlerin birbiri ile bağlantılı olması, çalışmaya
devam eden hizmet sektörlerini de etkilemiş; koronavirüs salgını birkaç istisna
sektör dışında tüm dünyayı ekonomik dar boğaza sokmuştur.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının mevcut ve ileride artabilecek ekonomik etkilerinin sözleşmesel
ilişkiler açısından mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği ve salgın
nedeniyle edimlerin ifa edilmemesinin sözleşme ihlali oluşturup oluşturmayacağı
hususlarının sonuçları dâhilinde değerlendirilmesi gerekmiştir.</p>



<p><strong>Koronavirüs
salgını mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilir mi?</strong></p>



<p>Salgın
hastalık nedeniyle alınan tedbirlerin sözleşmelerin ifasında yarattığı güçlük,
salgın hastalıkların mücbir sebep olarak nitelendirilmesini gerektirir. İfa
imkânsızlığı üst başlığı altında incelen maddi imkânsızlık doktrinde ve
uygulamada mücbir sebep olarak adlandırılır. Mücbir sebebin Türk Borçlar
Kanunu’nda bir tanımı yoktur. Bunun yanı sıra mücbir sebep Yargıtay
içtihatlarında şu şekilde tanımlanmaktadır: </p>



<p><em>“Borçlunun faaliyet
ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun
ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan öngörülmesi ve karşı
konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır.” </em><sup>1</sup><em> </em></p>



<p>Bu anlamda deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi haller mücbir sebep sayılır. Yargıtay içtihatlarına göre sadece yıldırım düşmesi, kasırga, deprem gibi doğa olayları değil; bazen savaş, ihtilal, isyan gibi insana bağlı beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olay da mücbir sebep olabilir.<sup>2</sup> Örneğin Yargıtay bir kararında ihraç-ithal yasaklamalarını mücbir sebep olarak kabul etmiştir<strong>.</strong><sup>3</sup> Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için o olayın önceden sezilemez, karşı konulamaz olması ve harici bir etkenden ileri gelmiş olması gerekir. Yargıtay içtihatlarında tanımı yapılan mücbir sebebin unsurları; olay, haricilik, kaçınılmazlık, öngörülemezlik, borcun ihlali ve borcun ifa edilememesi ile mücbir sebep arasında illiyet bağının bulunması olarak sayılmıştır. Bu temel kıstasların yanı sıra Yargıtay’ın, mücbir sebep oluşturduğu iddia edilen olayın ülke genelinde etkili olup olmadığı, benzer hukuki ilişkilere etkisi ve tarafların tacir olup olmadığı gibi kıstasları da değerlendirdiği görülmektedir.<sup>4</sup> Bu bağlamda salgın bir hastalığın yaratacağı etkiler de mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilecektir. </p>



<p>Koronavirüsün
çok yeni ortaya çıkan bir hastalık olması sebebiyle, Türkiye’de, mücbir sebep
oluşturabileceği yönünde henüz spesifik bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır.
Bununla beraber Yargıtay’ın daha önce domuz gribi, kuş gribi gibi salgın
hastalıklar ile ilgili verdiği kararlara bakıldığında bu tür salgın
hastalıkları mücbir sebep olarak kabul etmemiş olduğu göze çarpmaktadır.<sup>5</sup>
Ancak, koronavirüs salgınının daha önce Yargıtay kararlarına konu olmuş olan bu
salgın hastalıklara oranla dünya çapında çok daha öngörülemez bir hızla
yayıldığı dikkate alındığında yaşanan koronavirüs salgını kanaatimizce hukuken
bir mücbir sebep hali olarak değerlendirilebilecektir. Bununla birlikte Yargıtay’ın
mücbir sebep değerlendirmesi yaparken olay bazında -başka bir ifade ile
taraflar arasındaki somut olayın koşullarına göre- karar vermekte olduğunu, bu
bağlamda mücbir sebep halinin olay özelinde değerlendirilmesi gerektiğini de
önemle belirtmek isteriz.</p>



<p><strong>Koronavirüs salgın
hastalığı nedeniyle yerine getirilemeyen yükümlülükler borçlunun temerrüdüne
sebep olur mu?</strong></p>



<p>Sözleşme
genellikle birbirinden farklı menfaat ve amaçlarla hareket eden kişiler
arasında hukuki bir sonuç doğurmak ve özellikle bir borç ilişkisi kurmak, söz
konusu hukuki ilişkiye yönelik olarak birtakım hak, yükümlülük ve
sorumlulukların düzenlenmesini sağlamak amacıyla yapılan anlaşmadır.<sup>6</sup>
Kimi zaman söz konusu yükümlülüklerin ifası tarafların iradelerinden bağımsız
olarak imkânsız hale gelmekte, bir başka deyişle ifa imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır.
Kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun TBK’nın 132. ve 136.
maddeleriyle ifa imkânsızlığı ve sonuçlarını düzenlemiştir. Bu hükme göre mücbir
sebebin varlığını ve borcu ifa etmenin imkânsızlığının bu sebepten ileri
geldiğini ispat eden borçlunun borcu sona erer.</p>



<p>İspat
yükü borçluya ait olmak üzere, ifanın imkânsızlığını ispatladığı ölçüde
borçlunun sorumluluğu sonlandırılmıştır. TBK m. 136’da; <em>“Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle
imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde
imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu
edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz
kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder…”</em> denilmek
suretiyle ifa imkânsızlığının sonuçları düzenlenmiştir.</p>



<p>Salgın
hastalık gibi, imkânsızlığın borçluya yüklenemeyen sebeplerden kaynaklanması
halinde borçlu aynen ifadan kurtulduğu gibi, alacaklının borcun ifa edilmemesi
nedeniyle uğradığı zararlarını tazmin etmekle de yükümlü olmayacak, böyle bir
durum sözleşmenin ihlali anlamına gelmeyecektir.</p>



<p><strong>Taraflar
arasındaki sözleşmede mücbir sebep maddesinin bulunmasının uyuşmazlığın
çözümüne etkisi nedir?</strong></p>



<p>Olası
uyuşmazlıklarda taraflar arasındaki sözleşmenin mücbir sebep maddesinin varlığı,
yazılış şekli ile somut olayın özellikleri de önem arz edecek ve uyuşmazlığın
çözümündeki başarı şansını belirleyecektir. </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Taraflar
arasındaki sözleşmede mücbir sebep düzenlemesinin yer alması ihtimalide; sözleşmede
salgın hastalıklara ilişkin bir hükmün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Eğer
salgın ile ilgili açık bir düzenleme yer alıyorsa bu durumda sözleşmede yer
alan yükümlülüklere uygun şekilde tarafların borçları sona erecektir. Salgın
ifadesinin yer almaması halinde de “ve benzeri” kavramının içinde olduğu kabul
edilerek hükmün geniş şekilde yorumlanması gerekecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veyahut taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme olmaması halinde ise; sözleşme kanunlarda yer alan bağlayıcı
düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilecektir. Salgın sebebi ile sözleşmenin
ilk kurulduğu anda mevcut edimlerin dengesi artık bir taraf için çekilemez
derecede bozulmuş olabilir. Bu durumda “işlem temelinin çökmesi” olarak
adlandırılan hukuki kavram ortaya çıkar. Buna göre sözleşme ya yeni duruma/durumlara
uygun hale getirilmeli ya da bunun mümkün olmaması halinde ortadan
kaldırılmalıdır. Eğer sözleşmenin yeni durumlara uyarlanması söz konusu ise
taraflar birlikte bir anlaşmaya varabilirler, eğer bu anlaşma olası değilse,
taraflardan biri hâkimin müdahalesi ile sözleşmenin uyarlanmasını TBK’nın 138.
maddesi uyarınca mahkemeden isteyebilir. Bu ihtimal de ticari ilişkilerin
sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi açısından başvurulabilecek seçeneklerden biri
olabilecektir.</li></ul>



<p>Sonuç olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün 30 Ocak 2020 tarihli açıklaması ışığında,  koronavirüs (COVID-19) adlı virüsün insan üzerindeki etkilerinin tüm insanlık için ciddi bir tehdit oluşturması ve hükümet bazında acil önlemler alınması, kanaatimizce tüm şahıslar için bu salgın hastalığın mücbir sebep niteliğinde olabileceğine işaret etmektedir. Böyle bir durumda ticari işletmenin asli unsurları olarak kabul edilen ve işletme değerini etkileyen her tür menkul, gayri-menkul, fikri mülkiyet vb. mallar ile işletmeye özgülenen malvarlığına ilişkin her bir sözleşmede yer alan yükümlülük/borç ve sair sorumluluklar artık mücbir sebep sebebiyle sona erebilecektir. Ancak koronavirüs durumunun mücbir sebep teşkil edip etmeyeceğinin somut olay bazında değerlendirileceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bu bakımdan kişi ve kuruluşların koronavirüs sebebiyle alacakları sözleşmenin feshi, askıya alınması, ifanın ertelenmesi ve benzeri kararları büyük bir titizlikle incelemesi ve bu konuda alanında uzman kişilerden destek almalarını önemle tavsiye ederiz.    </p>



<p>Konuyla
ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p>__________________________</p>



<p><sup>1</sup><em> YHGK, E. 2012/11-1096, K. 2013/382, T. 20.3.2013; YHGK, E. 2012/10-1141, K. 2013/282, T. 27.2.2013; YHGK, E. 2017/11-90, K. 2018/1259, T. 27.6.2018.</em></p>



<p><sup>2</sup> <em>YHGK, E. 2015/10-1100, K. 2018/1185, T. 13.6.2018; YHGK, E. 2015/10-2682, K. 2019/986, T. 1.10.2019.</em></p>



<p><sup>3 </sup><em>Y19HD, E. 2002/4558, K. 2002/6953, T. 25.10.2002.</em></p>



<p><sup>4 </sup><em>Y11HD, E. 2014/8068, K. 2014/16238, T. 23.10.2014.</em></p>



<p><sup>5</sup> <em>Y23HD, E. 2015/7538, K. 2016/719, T. 11.2.2016; Y23HD, E. 2013/2022 K. 2013/4231 T. 20.6.2013; Y23HD, E. 2013/8156 K. 2014/3159 T. 22.4.2014.</em></p>



<p><sup>6 </sup><em>Selahattin Sulhi TEKİNAY, Sermet AKMAN, Haluk BURCUOĞLU, Atilla ALTOP, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6. Bası, İstanbul 1988, s. 65.</em></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/">KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 ADI İLE BİLİNEN YENİ TİP KORONAVİRÜSÜN İŞ HUKUKU ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR?</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/06/covid-19-adi-ile-bilinen-yeni-tip-koronavirusun-is-hukuku-uzerine-etkileri-nelerdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 08:06:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-bazı-kanunlarda-değişiklik-yapılmasına-dair-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel-kriz]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar-işe-gelmekten-kaçınma-hakkını-hangi-durumda-kullanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs-çalışan-ücretleri]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs-sebebiyle-iş-yerlerinde-alınabilecek-önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs-sebebiyle-işverenin-alacağı-önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs-sebebiyle-işverenin-gözetme-borcu]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs-ve-ücretsiz-izin]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs-ve-yıllık-ücretli-izin]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüsün-işçi-ve-işveren-açısından-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19 ADI İLE BİLİNEN YENİ TİP KORONAVİRÜSÜN İŞ HUKUKU ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR]]></category>
		<category><![CDATA[dünya-sağlık-örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik-kriz]]></category>
		<category><![CDATA[evden-çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[feshin-son-çare-olması-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş-akdinin-koronavirüs-sebebiyle-feshi]]></category>
		<category><![CDATA[iş-akdinin-zorlayıcı-nedenle-feshi]]></category>
		<category><![CDATA[İş-sağlığı-ve-güvenliği-kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[iş-sözleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin-işe-gelmekten-kaçınma-hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneği]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneği-başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneği-koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneği-ne-kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneği-uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneğinden-kimler-faydalanır]]></category>
		<category><![CDATA[kısa-çalışma-ödeneğinden-yararlanmak-için-gerekli-koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sektörel-kriz]]></category>
		<category><![CDATA[telafi-çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[toplu-izin-uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz-izin]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan-çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık-ücretli-izin]]></category>
		<category><![CDATA[zorlayıcı-nedenlerle-iş-akdinin-askıya-alınması]]></category>
		<category><![CDATA[zorlayıcı-nedenlerle-iş-akdinin-askıya-alınması-durumu-ve-fesih-hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[zorlayıcı-sebepler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. İrem Bayraktar COVID-19 ADI İLE BİLİNEN YENİ TİP KORONAVİRÜSÜN İŞ HUKUKU ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR? Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen ve Covid-19 adı ile de bilinen koronavirüs, ülkemize girişinden bu yana insanlar arasında ciddi bir hızla yayılım göstermektedir. Bu virüsün insanlar arasında bu derece hızlı yayılıyor olması ciddi birtakım problemleri de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/covid-19-adi-ile-bilinen-yeni-tip-koronavirusun-is-hukuku-uzerine-etkileri-nelerdir/">COVID-19 ADI İLE BİLİNEN YENİ TİP KORONAVİRÜSÜN İŞ HUKUKU ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR?</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/pexels-photo-461077-1024x682.jpeg" alt="" class="wp-image-474" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/pexels-photo-461077-1024x682.jpeg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/pexels-photo-461077-300x200.jpeg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/pexels-photo-461077-768x512.jpeg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/pexels-photo-461077-1536x1024.jpeg 1536w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/pexels-photo-461077.jpeg 1880w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan:
Av. İrem Bayraktar</strong></p>



<p><strong>COVID-19
ADI İLE BİLİNEN YENİ TİP KORONAVİRÜSÜN İŞ HUKUKU ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR?</strong></p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen
ve Covid-19 adı ile de bilinen koronavirüs, ülkemize girişinden bu yana
insanlar arasında ciddi bir hızla yayılım göstermektedir. Bu virüsün insanlar
arasında bu derece hızlı yayılıyor olması ciddi birtakım problemleri de
beraberinde getirmekte ve bunlara karşı ivedilikle önlem alınması ihtiyacını
doğurmaktadır. Bu yazımızda Covid-19’un İş Hukuku’na etkileri ile işyerlerinde
alınabilecek önlemler işçi ve işveren açısından değerlendirilecektir.</p>



<p>İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Türk Borçlar
Kanunu hükümleri, işverenlere çalışanlarını en geniş anlamıyla gözetme (koruma)
yükümlülüğü getirmektedir. Bu kapsamda işveren hizmet ilişkisinde işçinin
kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun
bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize
uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri
için gerekli önlemleri almakla yükümlü olmasının yanı sıra işyerinde iş sağlığı
ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve
gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda
alınan her türlü önleme uymakla da yükümlüdür. Buna karşılık işçiler de,
işveren tarafından işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla
ilgili yaptığı genel düzenlemelere ve verdiği özel talimatlara dürüstlük
kurallarının gerektirdiği ölçüde uymak zorundadırlar.</p>



<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “İşverenin genel
yükümlülüğü” başlıklı 4/1 maddesi uyarınca; işveren çalışanların işle ilgili
sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü çerçevesinde; </p>



<p>a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi
dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve
gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun
hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmak,</p>



<p>b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine
uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlamak,</p>



<p>c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırmak,</p>



<p>ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik
yönünden işe uygunluğunu göz önüne almak ve</p>



<p>d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki
çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli
tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu tedbirleri günümüzün mücadelesi olan Covid-19
ile somutlaştırmak gerekirse; işveren tarafından çalışanlara koronavirüs
hakkında eğitimler verilmeli, konu ile ilgili el broşürleri hazırlanmalı, konu
hakkında alınan önlemler ile ilgili bilgiler verilmeli, çalışanların bir arada
bulunduğu ortamların ve ortak kullanıma tahsis edilen yerler örneğin tuvalet,
yemekhane, kantin gibi alanların hijyeni düzenli olarak gün içinde sağlanmalı
ve iş yeri düzenli olarak havalandırılmalı, her çalışana koronavirüsten
korunmayı sağlayıcı ekipmanlar sağlanmalıdır. </p>



<p><strong>Çalışanlar İşe Gelmekten Kaçınma Hakkını Hangi Durumda
Kullanabilir?</strong></p>



<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca; işyerinde ciddi ve yakın
tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı
işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli
tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen
toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder.
Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir. Kurul veya
işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli
tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan
kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer
hakları saklıdır. Diğer bir deyişle işveren tarafından iş durdurulsa dahi maaş
ödemesi yapılmak zorundadır. İşverenin çalışanlara ücretsiz izin seçeneği
sunması, varsa ücretli izin kullandırması, yapılacak işin niteliğine göre evden
çalışma yapılması veya tehlikenin sona ermesi ile birlikte telafi çalışması
yaptırılması da söz konusu olabilecektir. </p>



<p>Diğer yandan çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu
durumlarda az önce sayılan usule uymak zorunda olmaksızın işyerini veya
tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gidebilir. Çalışanların
bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.</p>



<p><strong>Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanmak için Gerekli Koşullar</strong></p>



<p>Kısa çalışma ödeneği; genel ekonomik sektörel, bölgesel
kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin en az 1/3 oranında
azaltılması ya da faaliyetin en az 4 (dört) hafta süre ile durdurulması
hallerinde, işyerinde 3 (üç) ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararnamesi ile
bu süre 6 aya kadar uzatılabilmektedir) sigortalılara çalışamadıkları süre
zarfında gelir desteği sağlayan bir uygulamadır. </p>



<p>Kısa Çalışma Ödeneğinden
yararlanabilecek işçinin; &nbsp;30/6/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere,
yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa
çalışma başvuruları için, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün
hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde&nbsp;&nbsp;450 gün sigortalı
olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması gerekmektedir. Bu koşulu
taşımayanlar için ise kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği
hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam
edecektir.&nbsp;Kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için iş yerinde
kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci
fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler&nbsp;<em>(&#8220;işçinin
tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde
çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda&#8221;)&nbsp;</em>hariç
olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekmektedir.</p>



<p>Kısa çalışma başvurusu İşveren tarafından İŞKUR’un
elektronik posta adresine yapılmaktadır. Başvuruda, işyerinde çalışma süresinin
azaltıldığını ve/veya faaliyetin kısmen/tamamen durduğunu ortaya koyan belgeler
sunulması gerekmektedir. Örneğin;&nbsp;ücret bordroları, puantaj kayıtları,
üretimin, hizmetin ve/veya ihracatın azaldığına, siparişlerin ve/veya
sözleşmelerin iptal edildiğine dair vb. belgeler.&nbsp;Yapılan bu başvurunun İş
Müfettişleri tarafından incelenerek uygun bulunması halinde başvuruda bulunanın
elektronik posta adresine bildirilmektedir.&nbsp;Başvurular,
başvuruda bulunulan tarihten itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılmaktadır.
İşveren de durumu, işyerinde işçilerin görebileceği bir yerde ilan etmeli ve
varsa toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikasına bildirmelidir. İlan yoluyla
işçilere duyuru yapılamadığı durumlarda, kısa çalışmaya tabi işçilere yazılı
bildirim yapılır.</p>



<p>Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son 12
(oniki) aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama
brüt kazancının % 60’ıdır. Kısa çalışma ödeneği hesaplanırken işçinin son 12
aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük brüt ücreti esas
alınmaktadır. Bu nedenle hesaplanan rakam işçiden işçiye göre değişiklik
gösterebilmektedir. Bu şekilde hesaplanan günlük brüt ücretin %60&#8217;ı günlük kısa
çalışma ödeneği miktarını oluşturmaktadır ve ayın 5’inde işçiye ödenmektedir.
Her halde işçiye ödenecek olan ücret,&nbsp;aylık
asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemeyecektir.&nbsp;İşveren
işçilerin çalışma sürelerinde önemli ölçüde azalma yapabileceği gibi, işçiyi
hiç çalıştırmaması da mümkündür. Çalıştırmama halinde iş sözleşmesi askıya
alınmış olacağından işçiye maaş ödemesi de yapılmayacaktır. Ancak çalışma
süresinin azaltıldığı durumda çalışılan süreye tekabül eden ücret işçiye
ödenecektir.</p>



<p><strong>Çalışanın
Ücretli İzin Kullanması Hali</strong></p>



<p>Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin (‘’Yönetmelik’’) “İzin İsteği
ve Verilmesi” başlıklı 8’inci maddesi uyarınca işveren, çalışanın yıllık izin
kullanımı talebi ile bağlı değildir. Yukarıdaki açıklamalarımız kapsamında,
işverenin Koronavirüs’ün etkileri sebebiyle çalışanlara ücretli izin
kullandırması hukuka uygundur. Bununla birlikte, kullandırılan yıllık ücretli
izinlerin çalışanların yıllık izinlerinden mahsup edilmesi gerekecektir.
Koronavirüs etkisi sebebiyle, işverenlerin Yönetmelik’in “Toplu İzin” başlıklı
11. maddesi doğrultusunda çalışanlara toplu izin kullandırması da söz konusu
olabilecektir. </p>



<p><em>“Toplu
izin uygulanması halinde işveren veya işveren vekili, işyerinin korunması,
işyerindeki araç, gereç, donatım veya makinelerin bakımı, hazırlanması, temizlenmesi
veya güvenliğinin sağlanması gibi zorunlu durumlar için yeter sayıda işçiyi
toplu izin dışında tutabilir. Bu durumda olanların yıllık izinleri toplu izin
döneminden önce veya sonra diledikleri tarihte verilir.&#8221;</em><em></em></p>



<p><strong>Çalışanın Ücretsiz İzin Kullanma Usulü </strong></p>



<p>İşçi ve işveren aralarında anlaşarak her zaman ücretsiz
izin uygulayabilir. Diğer yandan ücretsiz izin işveren tarafından
önerilebileceği gibi, işçi tarafından da teklif edilebilir. Ücretsiz izin
teklifinin işçi tarafından yapılması halinde ise talep edilen ücretsiz izne
ilişkin sebep makul, süre ise geçici olmalıdır. Bu kapsamda, dünya çapında
etkili olan Covid-19 virüsünün yayılma hızı ve etkileri göz önüne alınarak,
işçinin sağlığına yönelik endişelerinin makul sebep teşkil edeceği ileri
sürülebilmektedir.</p>



<p>İşveren tarafından yapılacak teklifin ise İş Kanunu’nun 22.
maddesi uyarınca yazılı olarak yapılması ve bu teklifin işçi tarafından altı iş
günü içinde yazılı olarak kabul edilmesi gerekir, aksi takdirde yazılı olarak
kabul edilmeyen ücretsiz izin talebi işçiyi bağlamaz. Ayrıca bu teklifin
işveren tarafından yapılması durumunda bunun son çare olarak ele alınıp
alınmadığı önem kazanacak ve işçi hiçbir surette, bu opsiyonu kabul etmesi için
zorlanamayacaktır. Ücretsiz izin uygulamasında işçinin onayının yazılı olarak alınmasının
yanı sıra makul bir sürenin belirtilmesi de önem kazanmaktadır.</p>



<p><strong>Telafi
Çalışması </strong></p>



<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun 64.
maddesinde telafi çalışması düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeye göre zorunlu
nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra
işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma
sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da
işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren çalışılmayan
süreler için telafi çalışması yaptırabilmektedir. 26 Mart 2020 tarihli 31080
sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 43. Maddesinde telafi çalışmasına yönelik
değişikliğe gidilmiş ve önceden, tatili izleyen 2 ay içinde telafi çalışması yapılması
gerekirken ilgili değişiklik ile bu süre 4 aya çıkarılmıştır. Ayrıca
Cumhurbaşkanı’nın bu süreyi iki katına kadar artırmaya yetkili olduğu şeklinde
ekleme yapılmıştır. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma
sayılmamaktadır. Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak
koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde de telafi çalışması
yaptırılmamaktadır.</p>



<p><strong>Uzaktan Çalışma</strong></p>



<p>İş Kanunu’nun “Çağrı Üzerine Çalışma
ve Uzaktan Çalışma” başlıklı 14’üncü maddesinde; <em>“Uzaktan çalışma; işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş
organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim
araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak
kurulan iş ilişkisidir.”</em> şeklinde ifade edilmiştir. Bu çerçevede işveren,
uzaktan çalışmaya uygun olan çalışanlarının işe gelmeden çalışmalarını talep
edebilecektir. Uzaktan çalışma prosedürü uygulanmadan önce öncelikle işyerinde
ilan yapılması, uzaktan çalışma yapılacak sürelerin ve çalışma şeklinin ilanda
belirtilmesi gerekmekte olup, çalışanlardan yazılı bir muvafakat alınması
hususu önem arz etmektedir.</p>



<p><strong>Zorlayıcı Nedenlerle İş
Akdinin Askıya Alınması Durumu ve Fesih Hakkı </strong></p>



<p>Koronavirüs sebebiyle, sokağa çıkma yasağı, karantina, yurtdışı
çıkış yasağı gibi resmi önlemler alınır ise bu durum İş Kanunu’nun 24 ve
25’inci maddelerinin 3 numaralı bentlerinde bahsedilen zorlayıcı sebeplere
girecektir. Böyle bir durumda İş Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde;<em> ‘’24 ve 25’inci maddelerin (III) numaralı
bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya
çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için
yarım ücret ödenir.’’ </em>şeklinde ifade edildiği üzere çalışanlara bir haftaya
kadar her gün için yarım ücret ödemesi yapılır. Salgın hastalık gibi zorlayıcı
nedenlerin bir haftadan uzun sürmesi durumunda çalışanın işyerine gelmesinin
mümkün olmaması nedeniyle, işverenin çalışanın iş akdini, İş Kanunu 25/III
gereği haklı nedenle feshetme hakkı mevcuttur. Bu halde eğer hak etmişse işçiye
kıdem tazminatı ödenecektir. İşveren, bir haftalık sürenin sonunda, isterse
fesih hakkını kullanmayarak zorlayıcı sebebin ortadan kalkmasını bekleyebilir.
Ancak bu süre zarfında işçiye herhangi bir ücret ödemekle yükümlü değildir.
Ancak, zorlayıcı sebebin son bulması durumda işçi çalışmaya devam etmek ister
ise, işveren de işçiyi çalıştırmak durumundadır. Zorlayıcı sebep hallerinde
işveren işçi çıkarma yerine, işçilerin geçici bir şekilde izne çıkartılması ve
kısa çalışma ödeneği verilmesi imkanından yararlanabilir. <strong></strong></p>



<p><strong>Değerlendirmelerimiz</strong></p>



<p>Bu yazımızda Covid-19 salgını sebebiyle alınan önlemler
çerçevesinde işverenin yükümlülükleri ile işçinin hakları ele alınmıştır. İşverenin
işçiyi gözetme borcu kapsamında, Covid-19 sebebiyle yaşanan bu sürecin
olumsuz etkilerini azaltmak adına, yapılan işin elvermesi durumunda uzaktan
çalışma, telafi çalışması veya yıllık ücretli izin uygulamaları gibi önlemlere
başvurulması gerekmektedir. </p>



<p>Sayılan bu hallerin işyerinde uygulanması mümkün değil ve aynı
zamanda işyerinde çalışmanın devamlılığının zorunlu olduğu hallerde ise,
işveren işyerinde çalışanlara virüs hakkında eğitimler vermeli, virüs hakkında
alınan önlemlerle ilgili çalışanlar bilgilendirilmeli, işyerinde çalışanların
bir arada bulunduğu ortak kullanıma tahsis edilen (örneğin; yemekhane,
tuvaletler vs.) alanların hijyeni devamlı suretle sağlanmalı, çalışanlara dezenfektan,
kolonya, maske gibi koruyucu ekipmanlar sağlanmalıdır. Ayrıca kullanılan
maskelerin olabilecek en hijyenik şekilde ortadan kaldırılması için tıbbi atık
kutusunun da bulundurulması gerekmektedir.</p>



<p>Bu kapsamda İş Hukukunda hakim olan feshin son çare olması ilkesi
gereği işçinin de rızasıyla ücretsiz izin uygulamasının değerlendirilmesi yahut
kısa çalışma ödeneğine başvurulması tavsiye edilmektedir. Aksi halde yukarıda
saymış olduğumuz tedbirler uygulanmaksızın işçinin iş akdinin işveren
tarafından feshedilmesi durumda işçilerin işe iade davası açmaları, akabinde
işçinin işe başlatılmaması halinde ise ihbar ve kıdem tazminatlarını tahsil
etme yoluna gidebilecekleri kuvvetle muhtemeldir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için
bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/covid-19-adi-ile-bilinen-yeni-tip-koronavirusun-is-hukuku-uzerine-etkileri-nelerdir/">COVID-19 ADI İLE BİLİNEN YENİ TİP KORONAVİRÜSÜN İŞ HUKUKU ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR?</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
