<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İfa-imkansızlığı arşivleri - Turhan &amp; Turhan</title>
	<atom:link href="https://turhanturhan.com/tag/ifa-imkansizligi-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turhanturhan.com/tag/ifa-imkansizligi-tr/</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jul 2025 23:26:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>COVID-19 SALGINININ İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/25/covid-19-salgininin-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisinin-degerlendirilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-bazı-kanunlarda-değişiklik-yapılmasına-dair-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7226-sayılı-kanun-geçici-madde-2]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde-vefa-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[ani-edimli-sözleşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı-ifa-güçlüğünün-koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-salgınının-işyeri-kira-sözleşmelerine-etkisinin-değerlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[fesih-hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[geçici-süre-ile-kapatılan-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[iş-yeri-kira-bedelleri]]></category>
		<category><![CDATA[iş-yeri-kira-ödemelerinin-üç-ay-süre-ile-ertelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş-yeri-tahliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri-kira-sözleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri-kiralarının-ödenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kira-sözleşmesinin-haklı-nedenle-feshi]]></category>
		<category><![CDATA[konut-ve-çatılı-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-tedbirleri-genelgesi]]></category>
		<category><![CDATA[mecur]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli-edimli-sözleşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye-hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-136]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-138]]></category>
		<category><![CDATA[ticari-faaliyeti-azalan-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[ticari-faaliyeti-durdurulan-işyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[ticari-faaliyeti-durmayan-iş-yerlerinin-kira-sözleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan COVID-19 SALGINININ İŞ YERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Yeni tip koronavirüs (covid-19) salgınının yayılmasını engellemek adına yapılan hukuki düzenlemeler ve alınan kararlar kapsamında yakın zamanda yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile iş yeri kiralarının ödenmemesinin fesih ve tahliye hakkı doğurmayacağına yönelik geçici düzenlemenin getirilmiş olması ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/25/covid-19-salgininin-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisinin-degerlendirilmesi/">COVID-19 SALGINININ İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-323" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-1024x683.jpg 1024w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-300x200.jpg 300w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460-768x512.jpg 768w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2018/04/1920antique-and-rare-hard-cover-books_4460x4460.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Cihangir Fidan</strong></p>



<p><strong>COVID-19 SALGINININ İŞ YERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>



<p>Yeni tip koronavirüs (covid-19) salgınının yayılmasını engellemek adına yapılan hukuki düzenlemeler ve alınan kararlar kapsamında yakın zamanda yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile iş yeri kiralarının ödenmemesinin fesih ve tahliye hakkı doğurmayacağına yönelik geçici düzenlemenin getirilmiş olması ve birçok iş yerinin gerek alınan kararlar neticesinde aktif bir şekilde kullanılamaması gerek ülke ekonomisinin dar boğaza girmesi ile birlikte iş yeri kiraları tacirler açısından önemli bir külfet haline gelmiştir. Bu yazımızda iş yeri kira sözleşmelerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkilen son düzenlemeler hakkında bilgilendirmelerimiz ile bu süreçte ticari faaliyeti durdurulan iş yerleri ve bu kapsama girmeyen diğer iş yeri kira sözleşmelerinin akıbetinin ne olacağına yönelik hukuki değerlendirmelerimize yer verilmiştir.</p>



<p>Kamuoyunun malumu olduğu üzere T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan “Koronavirüs Tedbirleri Genelgesi”<a href="#_ftn1">[1]</a> ile sinema, tiyatro, kafe, bar vb. birçok iş yerinin ticari faaliyetlerinin  durdurulmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte bazı AVM yönetimleri de benzer bir tedbir alarak AVM’lerin geçici süre ile kapatılmasına karar vermiştir. Dolayısıyla bu kapsama giren tacirlerin ticari faaliyetlerine devam edememelerinden dolayı önemli derecede gelir kaybına uğradığı, bu kapsama girmeyen tacirlerin ise her ne kadar ticari faaliyetlerine devam etmeleri mümkün olsa da hükümet yetkililerinin evde kal çağrıları ve ekonomik yavaşlama nedeniyle olumsuz yönde etkilendikleri açıktır.</p>



<p>Bu tedbirlere ilaveten iş yeri kira sözleşmelerini doğrudan etkileyen yeni bir düzenleme ise 26.03.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7226 sayılı yasa ile yürürlüğe konulmuştur. Anılan yasanın Geçici 2. maddesi “<em>1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz.”</em> hükmünü amirdir.<a href="#_ftn2">[2]</a> Geçici 2. madde ile iş yerleri ile ilgili olarak belirli bir kısıtlama getirilmediğinden madde hükmünün tüm iş yeri kira sözleşmelerini kapsadığı düşünülmelidir. </p>



<p>Kira sözleşmeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299-356 maddelerinde düzenlenmiştir. Mevzuata göre konut ve çatılı iş yerlerinde kira bedelinin ihtara rağmen 30 gün içerisinde ödenmemesi ya da bir yıldan az kira sözleşmelerinde bir yıl boyunca iki yazılı ihtara rağmen kira bedelinin ödenmemesi ve diğer hallerde kanunda yazılı şartların varlığı durumunda kiraya verenin haklı nedenle kira sözleşmesini fesih ve kiralananın tahliyesini talep etme hakkı bulunmaktadır. <strong>Anılan düzenleme ile kiraya verenin fesih ve tahliye hakkı geçici olarak kısıtlanmaktadır.</strong> Ancak bu durum kiracının kira bedelini ödeme borcundan kurtulduğu anlamına gelmemektedir. 3 ay süre ile ödenmeyen kira bedellerini ise hangi şartlarda geri ödeneceği hükme bağlanmamıştır; bu nedenle muhtemel durumda borçlunun temerrütü hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve sürenin sonunda kira bedellerinin yasal faizi (bulunmakta ise sözleşmede kararlaştırılan faiz) ile birlikte talep edilebileceğini belirtmekte fayda vardır.</p>



<p><strong>Covid-19
Salgınının Kira Sözleşmelerine Etkisi</strong></p>



<p>Yaşamakta olduğumuz bu süreçte tacirlerin ekonomik olarak ağır darbe aldığı göz önüne alındığında iş yeri Kira Sözleşmelerinin akıbetinin ne olacağı ve bu süreçte iş yeri kiralarının ödenmeye devam edilmesinin gerekliliği ile sözleşme bedellerinde indirim talep edilip edilmeyeceğinin hukuki boyutları tartışılmaya devam etmektedir. Bu kapsamda hukuki çözümler olarak Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan <strong>İfa İmkansızlığı (Md.136)</strong> ile <strong>Aşırı İfa Güçlüğü (Md.138)</strong> hükümlerinin ne düzeyde uygulama alanı bulabileceği söz konusu olmaktadır. İfa İmkansızlığı ve Aşırı İfa Güçlüğü hükümlerinin hukuki değerlendirmesi yapılırken ticari faaliyetine devam edemeyen iş yerleri ve bu kapsama girmeyen ancak ekonomik olarak etkilenen diğer iş yerleri açılarından ayrı ayrı ele alınmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz. </p>



<p><strong>İfa İmkansızlığı Hükümlerinin Ticari Faaliyeti Durdurulan İş yeri Sözleşmelerine Uygulanabilirliği</strong></p>



<p>İfa İmkansızlığına yönelik açıklamalara geçmeden önce, şunu belirtmek isteriz ki İfa İmkansızlığı hükümlerinin ticari faaliyeti devam etmesinde hukuki ya da idari bir engel bulunmayan iş yerleri hakkında uygulanması mümkün değildir. Zira aşağıda değinileceği üzere iş yerinin aktif olarak kullanılmasında yasal ya da idari bir engel bulunmamaktadır.</p>



<p>İfa İmkansızlığı TBK madde 136’da şu şekilde düzenlenmiştir:</p>



<p><em>Borcun
ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona
erer. </em></p>



<p><em>Karşılıklı
borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu,
karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri
vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını
kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya
yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. </em></p>



<p><em>Borçlu
ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın
artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle
yükümlüdür.</em></p>



<p>Buna göre; borçlunun kusuru olmaksızın borcun ifası imkansızlaşmış ise borç sona ermekte ve karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu edimlerini yerine getirmekten kaçınabilmekte ve ifa edilmiş edimler var ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep edebilmektedir. Kira sözleşmeleri karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerden olup, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Doktrinde de Kira sözleşmesinin kiraya verenin kira konusunun kullanımını kiracıya bırakmayı, kiracının da bunun karşılığında kira bedelini ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olarak ifade edilmektedir.<a href="#_ftn3">[3]</a> Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde adından da anlaşılacağı üzere her iki tarafın da sözleşmesel edimleri söz konusu olmakta ve her iki taraf da bu edimlerini ifa etmekle yükümlü olmaktadır. Tarafların birinin edimlerini yerine getirmediği ya da getiremediği durumlarda ise diğer taraftan edimlerini yerine getirmesi beklenemeyecektir. <strong>İfa İmkansızlığı hükümlerinin covid-19 nedeniyle ticari faaliyeti durdurulan iş yeri sözleşmeleri bakımından uygulama alanı bulup bulamayacağı tartışması ise iki önemli temel sebebe dayanmaktadır.</strong></p>



<p><strong>Bunlardan ilki</strong>; İfa İmkansızlığı hükümlerinin “ani edimli sözleşmeler” göz önüne alınarak düzenlenmiş olması ve kira sözleşmeleri gibi sürekli edimli sözleşmeler hakkında uygulama imkanı olmamasıdır. TBK madde 136’da düzenlenen İfa İmkansızlığı hükümlerinin kira sözleşmelerine uygulanabilmesi bu nedenle mümkün değildir. Doktrinde de bu konuda bir tartışma bulunmamaktadır. Karşılıklı borç yükleyen ve sürekli edimli sözleşmelerde borcun imkansızlaşması ise iki şekilde tezahür edebilmektedir. Birincisi borcun sözleşmenin devamına imkan vermeyecek şekilde imkansızlaşması (akde tahammül süresini aşacak şekilde); ikincisi ise Geçici İfa İmkansızlığı halidir. Geçici İfa İmkansızlığı halinin somut olaya konu iş yeri kira sözleşmelerine uygulanabilecek olması muhtemeldir ve bu hususa aşağıda değinilecektir.</p>



<p><strong>Diğer temel husus ise;</strong> kira sözleşmelerinin doğası gereği kiraya verenin borçlarından biri olan TBK Madde 301 uyarınca “kiralananı sözleşmede öngörülen koşullara uygun olarak bulundurma” borcunun ifasının iş yerlerinin ticari faaliyetlerine devam edememesi nedeniyle imkansızlaşıp imkansızlaşmadığının tespiti yapılaması gerekliliğidir. Gerçekten de kiraya verenlerin, alınan idari kararlar nedeniyle, bu borcunun imkansızlaştığı söylenebilecek midir? Bu konuda doktrinde tartışmalar hala devam etmektedir. Bir kısım yazarlar bu durumun kiraya verenin TBK madde 301’de yer alan sözleşmede öngörülen koşullara uygun bulundurma borcunun TBK madde 305’de düzenlenen ayıp hükümlerine göre ifasının imkansızlaştığı yönündedir.<a href="#_ftn4">[4]</a> Aksi yönde görüş ise alınan kararlar nedeniyle bu borcu ifasının imkansızlaşmadığı, iş yerinin sözleşmeye uygun şekilde hazır bulundurulduğu ve alınan kararlar nedeniyle bu durumun ayıp olarak nitelendirilemeyeceği yönündedir.<a href="#_ftn5">[5]</a> Bu hususta kanaatimiz, her ne kadar kiraya verenin bir kusuru olmasa da ticari faaliyeti geçici olarak durdurulan iş yerinin, sözleşmede öngörülen şekilde kullanıma uygun olarak hazır bulundurulamadığı bu nedenle de kiraya verenin borcunun ifasının geçici olarak imkansızlaştığı, dolayısıyla bu süreçte kiracıdan kira bedeli ödeme borcunun yerine getirmesinin beklenemeyeceği yönündedir.</p>



<p>Bu noktada bir diğer önem arz eden husus ise kira sözleşmesinde iş yerinin ticari faaliyetinin belirtilmiş olması gerektiği ya da kiraya veren tarafından iş yerinin ticari faaliyetinin bilinmesi ya da bilinebilir olması gerektiğidir. Zira yayınlanan genelge ile iş yerlerinin kapatılmasına değil bazı ticari faaliyetlerin geçici olarak sonlandırılmasına karar verilmiştir. Şayet kira sözleşmesine konu iş yerinin ticari faaliyeti bu kapsama giriyor ise ve faaliyet konusu sözleşmede belirtilmiş veya kiraya verilen tarafından biliniyor ya da bilinmesi gerekiyor ise aşağıda bahsedeceğimiz Geçici İfa İmkansızlığı halinden faydalanmak söz konusu olabilecektir.<a href="#_ftn6">[6]</a></p>



<p>Kiraya
verenin borçlarından olan “sözleşmede öngörülen koşullara uygun olarak hazır
bulundurma” borcunun genelge ile alınan kararlar nedeniyle imkansızlığı kabul
edildiği ihtimalde kiraya verenin bu borcunun imkansızlaştığı ancak bu durumun
şimdilik 3 ay süre ile söz konusu olduğu göz önüne alındığında ifa imkansızlığının
geçici bir durum olduğu da ortadadır. Bu noktada, yürürlükte bulunan mevzuatta
yer almasa da Yargıtay kararları ile uygulamada kendine yer bulan Geçici İfa
İmkansızlığı kurumunun değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>



<p><strong>Geçici İfa
İmkansızlığı</strong> Yargıtay İçtihatları ile getirilen ve önemli bir boşluğu dolduran
bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010
tarihli kararında<a href="#_ftn7">[7]</a> sözleşme
ani edimli olsun ya da olmasın Geçici İfa İmkansızlığı hali söz konusu olur ise
nasıl bir yol izleneceği ifade edilmiştir. Buna göre; ifa imkansızlığı hali
geçici olur ise “akde tahammül süresi” olarak ifade edilen süre boyunca sözleşme
ayakta kalabilecek ve İfa İmkansızlığı hükümleri uyarında sözleşme derhal sona
ermeyecektir. Geçici ifa imkansızlığı hali tarafların “akde tahammül süresini”
aşacak bir süreyle devam edecek durumda ise ancak bu durumda sözleşmenin İfa İmkansızlığı
nedeniyle sona ermesi söz konusu olabilecektir. Akde tahammül süresi her somut
olay özelinde değerlendirilmelidir. Anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı
esas alındığında bahse konu işyeri kira sözleşmeleri ifa imkansızlığı nedeniyle
sona ermeyecek ancak edimlerin ifası bu durum sona erene kadar
ertelenebilecektir. Buna göre; bu süreçte kiracıdan kira bedelini ödemesi
beklenemeyecek ve ödenmiş bedeller var ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine
göre iadesi talep edilebilecektir. </p>



<p>Sonuç olarak; kanaatimiz somut olaya konu iş yeri kira sözleşmelerinde kiraya verenin geçici ifa imkansızlığı haline düştüğü bu sebeple bu süreçte kiracıdan kira bedeli ödenmesinin beklenmesinin mümkün olmadığı yönündedir. Bu soruların cevabı önümüzdeki süreçte yargı mercilerinin vereceği kararlar ile açıklığa kavuşabilecektir. Aksi görüşün kabulü halinde ise, ticari faaliyeti durdurulan iş yerlerinin TBK madde 138 uyarınca Aşırı İfa Güçlüğüne düşmüş olması nedeniyle uyarlama davası ikame ederek sözleşmenin uyarlanması talebinde bulunma hakkı bakidir.</p>



<p><strong>Ticari Faaliyeti Durdurulmayan Ancak Ekonomik Olarak Etkilenen İş Yeri Kira Sözleşmelerinin Hukuki Durumu</strong></p>



<p>19 Mart 2020 tarihli Koronavirüs Tedbirleri Genelgesi ile birtakım ticari faaliyetlerin durdurulmasına karar verilmiş olsa da ticari faaliyetine devam etmesi mümkün olan ancak evde kal çağrıları ve salgın nedeniyle yaşanan ekonomik yavaşlama neticesinde bazı ticari işletmelerin gelir-gider dengelerini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi de mümkün olmamaktadır. Bahse konu iş yerlerinin faaliyet konuları idari kararlar ile yasaklanmadığından yukarıda değerlendirmiş olduğumuz Geçici İfa İmkansızlığı hükümlerinden faydalanılması ve “kira bedelinin ödemekten kaçınılması” imkanı söz konusu olamayacaktır. Bu halde ekonomik yönden olumsuz olarak etkilenen iş yeri kira sözleşmelerine ise Aşırı İfa Güçlüğü hükümlerinin uygulanması, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmek üzere, kanunda öngörülen şartların varlığı halinde muhtemeldir. </p>



<p>Aşırı ifa
güçlüğü TBK m. 138’de şu şekilde düzenlenmiştir:</p>



<p><em>“Sözleşmenin
yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen
olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar&nbsp;ve
sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden&nbsp;ifanın
istenmesin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede&nbsp;borçlu aleyhine
değiştirir&nbsp;ve borçlu da borcunu&nbsp;henüz ifa etmemiş&nbsp;veya ifanın
aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa
borçlu,&nbsp;hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu
mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden&nbsp;dönme&nbsp;hakkına sahiptir. Sürekli
edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine&nbsp;fesih
hakkını kullanır”</em></p>



<p><strong>Anılan hüküm
ile borçlunun (somut olayda kiracının) sözleşmede taraflarca öngörülemeyen ve
öngörülmesi de beklenmeyen bir durum nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan borcu
(kira bedelinin) ifa etmesinin beklenmesi hakkaniyete aykırılık teşkil edecek
düzeyde olur ise bu durumda borçluya sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını
(kira bedelinin düşürülmesini) talep etme imkanı tanınmaktadır. </strong></p>



<p>Sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde en temel ilkelerden birisi “ahde vefa (sözleşmeye bağlılık” ilkesidir. Bu ilkeye göre sözleşmenin tarafları sözleşmede taraflarca öngörülen şartlar değişse dahi sözleşmenin ayakta kalması gereken çabayı göstermekle ve sözleşmede yer alan edimlerini ifa etmeye devam etmekle yükümlüdür. Aşırı İfa Güçlüğü olarak ifade edilen kurum ise Ahde Vefa ilkesinin bir istisnasını oluşturmaktadır. Zira kanun lafzından da anlaşılabileceği üzere, sözleşmede kararlaştırılan borcun ifasının beklenmesi dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecek düzeyde tezahür eder ise ifanın aşırı güçleşmesinden bahsedilebilir. Türk Borçlar Kanunu madde 138’de Aşırı İfa Güçlüğü halinde hakimden sözleşmenin uyarlanmasının talep edilebileceği düzenlenmiştir; ancak bu yola başvurmadan önce Ahde Vefa ilkesi uyarınca tarafların bir araya gelerek karşılıklı iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde sözleşmedeki edimleri değerlendirmesi gerekmektedir. Taraflar arasında böyle bir mutabakat mümkün olmuyorsa kanunda öngörülen şartların varlığı halinde TBK madde 138 hükmüne başvurulabilir. Buna göre bahse konu şartlar aşağıdaki gibidir:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Sözleşmede taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de mümkün
olmayan olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan şekilde ortaya çıkmış
olması;</li><li>Borçlunun borcunu ifa etmesinin beklenmesinin dürüstlük
kurallarına aykırılık teşkil edecek düzeyde olması;</li><li>Ortaya çıkan olağanüstü durum ile borcun ifasının beklenmesinin
dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi arasında uygun illiyet bağının
bulunması;</li><li>Borcun henüz ifa edilmemiş ya da ihtirazı kayıt ile ifa edilmiş
olması gerekmektedir.</li></ul>



<p>Bu noktada
Covid-19 salgınının borçludan kaynaklanan bir durum olmadığı ve taraflarca öngörülmesi
de mümkün olmayan olağanüstü bir durum olduğu açıktır. Bununla birlikte “borcun
ödenmemiş olması ya da ihtirazı kayıt ile ödenmiş olması” şartı ise son derece
dikkat edilmesi gereken bir husustur. Diğer tüm şartların var olduğu durumda
dahi ihtirazı kayıt koymadan borcunu ifa eden borçlu artık sözleşmenin
uyarlanmasını (kira bedelinde indirime gidilmesini) talep etme imkanı
olmayacaktır. Diğer iki şart olan “Borcun ifasının istenmesin dürüstlük
kurallarına aykırı düşecek düzeyde olması ve uygun illiyet bağı bulunması”
şartları ise her somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Buradan
anlaşılması gereken şudur ki; bu süreçte gelir kaybına uğramayan bir işletmenin
aşırı ifa güçlüğüne düştüğünün iddiası şartların var olmaması nedeniyle
mahkemece dinlenemeyecektir.</p>



<p><strong>Sonuç Olarak;</strong></p>



<p>Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar çerçevesinde; ticari faaliyetleri 19 Mart 2020 tarihli Koronavirüs Tedbirleri Genelgesi ile durdurulan ve AVM yönetimlerinin aldığı kararlar nedeniyle faaliyetine devam edemeyen tacirlerin, kiraya verene yazılı bildirim yapmak şartı ile, Geçici İfa İmkansızlığı hükümlerinden faydalanarak şimdilik üç aylık süre ile kira bedellerini ödemekten kaçınabileceği kanaatinde olduğumuzu, aksi görüşlerin kabulü halinde ise yine TBK 138 uyarınca hakimden sözleşmede uyarlama talep imkanlarının baki olduğunu; ticari faaliyetleri durdurulmayan ancak ekonomik olarak etkilenen işyeri kira sözleşmelerinde ise, gelir kaybına uğradığı ispatının yapılması şartı ile, TBK 138 uyarınca hakimden sözleşmede uyarlama talep etme imkanı bulunduğu kanaatinde olduğumuzu belirtmek isteriz. Son olarak hukuki değerlendirmelerimiz bu yönde olmakla birlikte, yapmış olduğumuz açıklamaların her işyeri kira sözleşmesi açısından genel geçer bir şekilde uygulanmasının mümkün olmadığını her somut olayda somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılmasını gerekliliği de gözden kaçırılmamalıdır.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için bizlerle
her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> <a href="https://www.icisleri.gov.tr/koronavirus-tedbirleri-genelgesi-kapsaminda-149382-is-yeri-gecici-sureligine-faaliyetlerine-ara-verdi">https://www.icisleri.gov.tr/koronavirus-tedbirleri-genelgesi-kapsaminda-149382-is-yeri-gecici-sureligine-faaliyetlerine-ara-verdi</a></p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm</a>l</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> Cevdet
Yavuz, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 13. Basım, sf. 215, İstanbul,
2014</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a> M.Tolga
Özer, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salgininin-is-yeri-kiralarinda-kiracinin-borcuna-etkisi/">https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salgininin-is-yeri-kiralarinda-kiracinin-borcuna-etkisi/</a>,
İstanbul 2020</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a> Asllı
Makaracı Başak, Seda Öktem Çevik, Işılay Yörük, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/korona-virusun-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisi">https://blog.lexpera.com.tr/korona-virusun-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisi</a>,
İstanbul, 2020</p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> Gündoğdu,
Ural, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/koronavirus-tedbirlerinin-kira-sozlesmelerine-etkisi">https://blog.lexpera.com.tr/koronavirus-tedbirlerinin-kira-sozlesmelerine-etkisi</a>,
İstanbul, 2020</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu 28.04.2020 tarih ve 2010-15/193 E. 2010/135 K. Sayılı
Kararı.</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/25/covid-19-salgininin-isyeri-kira-sozlesmelerine-etkisinin-degerlendirilmesi/">COVID-19 SALGINININ İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2020 09:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde-vefa-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-nedeniyle-edimlerin-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edimler-arasındaki-dengenin-bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-sözleşmeye-müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-takdir-yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlem-temelinin-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-nedeniyle-ifa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-değişen-koşullara-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-sebebiyle-aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-olağanüstü-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-öngörülemez-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-136]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-138]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-2]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-4]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-hukukunda-koronavirüs-salgınının-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Medeni-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner &#160;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI NEDENİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI Dünyada ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını (COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın) ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir alınmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="500" height="332" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" alt="" data-id="483" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" data-link="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/document-agreement-documents-sign-48148-1/" class="wp-image-483" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p><strong>&nbsp;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI
NEDENİYLE</strong></p>



<p><strong>SÖZLEŞMELERİN
DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</strong></p>



<p>Dünyada
ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını
(COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın)
ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması
karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir
alınmış ve halen daha alınmaya devam etmektedir. Buna rağmen koronavirüs, sosyo-ekonomik
hayatımızı kısa bir süre içinde ve kaçınılmaz bir şekilde olumsuz
etkilenmiştir. Sıra dışı bir seyirde ilerleyen bu süreçte hâlihazırda yeni
kurulmuş ya da devam etmekte olan sözleşmelerin akıbeti güncel bir sorun hâline
gelmiştir. </p>



<p>“Koronavirüsün
(Covid-19) Türk Borçlar Hukuku ve Sözleşmeler Üzerindeki Etkileri” başlıklı yazımızda
sözleşmede mücbir sebep düzenlemesi bulunması ihtimalinde koronavirüsün mücbir
sebep niteliği sebebiyle ifa imkânsızlığı yaratması durumunu değerlendirmiş ve sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veya taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme bulunmaması ihtimalinde, sözleşmenin TBK’nın 138. maddesi kapsamında uyarlanmasının
taraflarca talep edilebileceğine değinmiştik. Koronavirüs salgını sebebiyle
tarafların edimlerinin ifasının güçleştiği pek çok akdi ilişki hâlihazırda
mevcuttur. Bu yazımızda sözleşmelerde aşırı ifa güçlüğü sonucu işlem temelinin
çökmesi kapsamında sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanması konusu irdelenecektir.</p>



<p>Hukukun
temel ilkelerinden biri olan <em>“Ahde vefa
ilkesi”</em> <em>(pacta sunda servanda)</em> kişilerin
serbest iradeleriyle kurdukları sözleşmeye bağlı kalmalarını ifade eder. Ahde
vefa ilkesi uyarınca sözleşme kurulduktan sonra değişen koşullar, tarafların
sözleşme ile üstlendikleri edimleri ifa yükümlülüklerini etkilemez. Bu ilkeye
bağlı olarak borçlu edimini üstlendiği şekliyle ifa etmekle yükümlü olacaktır. Ancak
sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de
beklenmeyen olağanüstü bir durumun vuku bulması durumunda, ifa imkânsız
olmamakla birlikte aşırı derecede güçleşmiş olabilir. söz Böyle bir durumda
ahde vefa ilkesinin katı bir şekilde uygulanması haksız ve adaletsiz bir sonuç
ortaya çıkarır. İşte ahde vefa ilkesinin istinasını, <em>“işlem temelinin çökmesi”</em> teorisi oluşturmaktadır.</p>



<p>Sözleşmenin
ifası sırasında hal ve koşulların değişmesi halinde, dürüstlük kuralı gereği
sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması gerekli ise, ahde vefa ilkesinin aksine
sözleşme yeni hal ve şartlara göre uyarlanabilir. Buna <em>“sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması ilkesi”</em> denir. Bu ilke
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.09.1997 tarihli bir kararında şu şekilde
ifade edilmiştir; <em>“…Ahde vefa ilkesine
göre; sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet
olunmalıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük
kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir.
Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge
şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak
derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırasında mevcut bulunan şartlar
önemli surette değişmişse, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu
görüş doktrinde &#8220;Emprevizyon Teorisi&#8221; adıyla anılır.
(Tekinay/-Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler
7.Bası.İst. 1993 sh: 1005) İşte edimler arasındaki dengeyi aşırı derece bozan
olağanüstü haller harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki
olağanüstü yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi
gibi hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir
çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalma adalet, hakkaniyet
ve objektif hüsnüniyet (MK. Md.2/2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale
gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bugün İsviçre-Türk
Hukuku&#8217;nda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm
bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki
dengenin, olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını
güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda &#8220;işlem temelinin
çökmesi&#8221; gündeme gelir. Bu gibi hallerde emprevizyon veya Clausula Rebus
Sic Stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin
yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilecektir. Hakim bu gibi
hallerde ya sözleşmeyi ortadan kaldıracak ya da sözleşme koşullarının
olağanüstü olgulara uyarlanmasına ve böylece sözleşmede bozulmuş olan dengeyi
yeniden sağlayacaktır.</em></p>



<p>Ahde
vefa ilkesinin istisnasını işlem temelinin çökmesi teorisinin oluşturduğundan bu
bağlamda aşırı ifa güçlüğü kavramını da incelemek gerekmektedir. İfa imkânsızlığı
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları farklı kavramlar olup, bu kavramlar
birbirleriyle karıştırılmamalıdır. İmkânsızlık kavramından farklı olan ve aşırı
ifa güçlüğüne dayanan uyarlama talebi, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde hüküm
altına alınan dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Her ne kadar ifanın imkânsızlaşması
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları yakın ilişki içinde olsa da aşırı ifa güçlüğü
durumunda, ifa imkânsızlaşmamakta yalnızca borçludan kaynaklanmayan bir sebeple
ifaya konu edimler arasındaki dengenin borçlu aleyhine aşırı derecede bozulmuş olduğu
bir hal söz konusu olmaktadır. Bu ihtimalde işlem temelinin çöktüğü kabul
edilmektedir. </p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi durumunun söz konusu olduğu hallerde sözleşmenin değişen
şartlara uyarlanabilmesine ilişkin şartlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138
inci maddesinde öngörülmüştür. Buna göre sözleşmenin değişen koşullara
uyarlanmasının şartları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;</p>



<p><strong>1)</strong> Sözleşmenin
kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir
durumun varlığı</p>



<p><strong>2)</strong> Uyarlama talep
eden tarafın (aşırı ifa güçlüğü içine düşen borçlunun) olayın meydana
gelmesinde kusurunun bulunmaması</p>



<p><strong>3)</strong> Sözleşme ile
kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin dürüstlük kuralına aykırı şekilde
aşırı ölçüde farklılaşmış olması</p>



<p><strong>4)</strong> İfası aşırı
derecede güçsüzleşen edimin ifa edilmemiş olması veya edimin ifanın aşırı
ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ifa edilmiş olması</p>



<p><strong>5)</strong> Sözleşme
kurulduktan sonra meydana gelen öngörülemeyen değişiklik ile edimin ifa
edilmesinin aşırı derecede güçsüzleşmesi arasında uygun illiyet bağının
bulunması</p>



<p>Bu
şartların varlığı halinde hâkimden sözleşmenin uyarlanması talep
edilebilecektir. Mümkün olmaması ihtimalinde ise sözleşme sona
erdirilebilecektir.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının taraflarca öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü
bir durum olup olmadığı doğacak olası uyuşmazlıklar için tartışma konusu haline
gelmiştir. Kanaatimizce koronavirüs salgını, sözleşmenin kurulmasından sonra
ortaya çıkabilecek öngörülemez ve olağanüstü değişiklik sayılabilir. Nitekim bu
salgının ortaya çıkmasında sözleşme taraflarından herhangi birine kusur
yüklenemez. Yine salgının tüm dünya genelinde aniden kendini göstermeye
başlaması hükümetleri de şaşırtmış ve devamında öngörülemez bir hızla yayılması
bu salgını öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü bir değişiklik
olarak nitelendirmemize sebep olmuştur. Tarafların sözleşmenin ifasını aşırı
derecede etkileyebilecek olan böyle bir salgın hastalığı sözleşmenin kurulması
sırasında öngörebilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Ancak
sözleşmenin uyarlanması talebi için koronavirüs tek başına yeterli bir sebep
değildir. Keza yukarıda belirttiğimiz diğer koşulların da somut olay bazında
gerçekleşmiş olması gerekir. Bununla beraber hastalığın tüm sözleşmeler
üzerinde aynı etkiyi yaratacağı da söylenemez. Dolayısıyla sözleşmenin TBK m.
138 uyarınca uyarlanabilmesi için her bir somut olay özelinde sözleşmenin
niteliği, kurulma zamanı, süresi, tarafları vb. unsurların birlikte
değerlendirilmesi gerekir.</p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi sonucu sözleşmenin uyarlanmasının talep edilmesinden evvel
tarafların bir araya gelip sözleşmelerini yeniden müzakere için adım atmaları
ve aralarında uyuşma yoluna gitmeleri zamandan ve masraftan tasarruf etmelerini
sağlayacaktır. Özellikle uzun yıllar sürdürülmek istenilen bir sözleşme
ilişkisinde, tarafların ortak iradesine dayanan bir uyarlama yapılması, her iki
taraf için de tatmin edici bir sonuç ortaya çıkaracak ve sözleşmenin
devamlılığını pekiştirecektir. Her ne kadar hakim sözleşmeye müdahale ederken
taraf iradelerine de önem verilerek yorum yoluyla sözleşmenin dürüstlük
kuralına uygun hale getirilmesini sağlasa da<a href="#_ftn1">[1]</a>, bazı durumlarda hakimin
sözleşmeye müdahalesi bir tarafı memnun ederken diğer taraf bakımından
sözleşmenin ifası bir külfet haline getirmekte ve taraf ilişkilerini zedeleyebilmektedir.
Hakimin müdahalesinden memnun kalmayan taraf, zorunlu olarak bu yeni şartlara
katlandığından sözleşme şartlarının elverdiği ilk fırsatta sözleşme ilişkisini
sona erdirme yolunu tercih etmektedir. Haliyle hakimin müdahalesi bazı sözleşme
ilişkileri bakımından geçici bir çözüm sunmakla birlikte uzun vadede taraflar
arasındaki sözleşme ilişkisinin devamlılığını olumsuz yönde
etkileyebilmektedir. Tarafların bu şekilde bir müzakere sonucu anlaşmaya
varamaması halinde ise, sözleşmeyi ifa etmekte zorlanan taraf bakımından hakimin
sözleşmeye müdahalesini talep etmek kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durumda hakim,
somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye
veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına
karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.<a href="#_ftn2">[2]</a> Hâkimin sözleşmeye
müdahalesi dar anlamda olabileceği gibi geniş anlamda da olabilmektedir. Dar
anlamda müdahale, sözleşmenin içeriğinde, tarafların edimlerinde ve ifa
yükümlülüklerinde yapılacak bir değişikliği ifade ederken; geniş anlamda
uyarlama, sözleşmenin sona ermesi de dahil olmak üzere sözleşmenin hem
süresinde hem içeriğinde değişiklik yapılması sonucunu doğurur. Dar anlamda
uyarlama edimin konusunun değiştirilmesi, arttırılması veya azaltılması, ifa
yeri ve zamanının değiştirilmesi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Sözleşmenin sona erdirilmesi de dahil olan çözümler bir başka ifade ile hakimin
geniş anlamda müdahalesi ise sözleşmenin ayakta tutulması ilkesi gereğince
ancak dar anlamda uyarlamanın mümkün olmaması ihtimalinde gündeme gelecektir.<a href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p>Hâkim
Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesinden doğan takdir yetkisini kullanarak koyduğu
kurallarla yalnızca sözleşmede boşluk olan noktaları tamamlayabilir veya
değiştirebilir. Objektif esaslı noktalar sözleşmenin kanuni tanımında yer alan
zorunlu unsurlar olduğundan ve taraflarca uyuşma sağlanması gereken asgari
unsurlar olduğundan bunlara ilişkin boşluklar uyarlama yolu ile doldurulamayacaktır.
Yargıtay bir kararında uyarlamanın ne şekilde yapılması gerektiğini şu şekilde
açıklamıştır;&nbsp; <em>“Sözleşmeye bağlılık esas olduğundan, uyarlama daima yardımcı bir çözüm
olarak düşünülmelidir. Sözleşmeye yazılan özel hükümler yorumlanıp, bunların
taraflara sağladığı hak ve yararlar ile ekonomik değişikliklerin etkileri,
kiralananın nitelikleri gibi somut olayın özelliği ile belirlenecek tüm
objektif ve subjektif hal ve koşullar değerlendirilmeli, uyarlama yapılması
kanaatine varılırsa, sözleşmedeki intibak boşluğu, hak ve nefaset, doğruluk,
dürüstlük kuralları (TMK. md.4, 2/1) ışığında yasa boşluğunda olduğu gibi
TMK.md 1&#8217;deki yetki kullanılarak hakim tarafından doldurulmalıdır.”<a href="#_ftn4"><strong>[4]</strong></a></em>
</p>



<p>Sonuç
olarak, bir borcun sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ifa edilmesi ahde vefa
ilkesinin gerekliliği olmakla beraber, kusurun taraflara yüklenemeyeceği beklenmeyen
bir takım olağanüstü değişikliklerin söz konusu olduğu uyuşmazlıklar için, kanun
koyucu aşırı ifa güçlüğü ile ilgili Türk Borçlar Kanununun 138 inci maddesinde sözleşmenin
değişen koşullara uyarlanması imkânını tanımıştır. Bu hallerde eğer koşulları
da mevcutsa işlem temelinin çöktüğü kabul edilerek hakimden sözleşmenin değişen
koşullara uyarlanması talep edilebilecektir. Edimler arasındaki dengenin borçlu
aleyhine bozulması ile beraber kendisinden ifanın dürüstlük kuralı uyarınca
beklenemediği borçlu sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir. Unutulmamalıdır
ki, aşırı ifa güçlüğüne düşen taraf edimini ifa edecekse, edimin ifası mutlaka
ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ve ihtirazi
kayıt konularak yapılmalıdır; aksi takdirde uyarlama talebinin şartlarından
biri sağlanamayacağı için kanunun tanımış olduğu bu imkandan yararlanmak güç
hale gelebilecektir. Yargıtay’ın edim ihtirazi kayıt konulmaksızın ifa edilmiş
ise, ifada bulunmakla onu yerine getirme güç ve imkanına sahip olunduğu ve
değişen şartlara rağmen edimin ifa edilebileceği kabul edilmiş olduğundan
sözleşmenin uyarlanmasının istenemeyeceğine yönelik içtihatları bulunmakla
birlikte iken<a href="#_ftn5">[5]</a>
aksi yönde kararları da mevcuttur.<a href="#_ftn6">[6]</a> İhtirazi kayıt koymak
suretiyle hakların saklı tutulması herhangi bir şekle tabi kılınmamış olmakla
beraber, ispat kolaylığı açısından yazılı şekilde yapılması uygun olacaktır. Karşı
tarafa telgraf çekmek, iadeli taahhütlü mektup göndermek, fax çekmek, noterden
ihtar çekmek vb. şekillerde ihtirazi kayıt iradesi açıklanabilir.<a href="#_ftn7">[7]</a> Borçlu doğan haklarını
saklı tutarak ifada bulunmuşsa, ifadan sonra da bu haklarını kullanabilecektir.
Bu takdirde, uyarlamanın sonucuna göre veya sözleşmeden dönme halinde, ifa
etmiş bulunduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen
geri isteyebilecektir.<a href="#_ftn8">[8]</a> Koronavirüs salgını,
sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkabilecek beklenmeyen bir olağanüstü
değişiklik olarak kabul edilebilir. Bu salgınının öngörülemeyen bir olağanüstü
değişik olduğuna dair henüz yargıda bir nitelendirme yapılmamıştır. Bu nedenle
kesin bir yorumda bulunmak için henüz çok erken olsa da salgının, sözleşmelerin
ve sözleşmelerin tarafları üzerindeki etkisinin somut olay bazında yorumlanması
gerektiği söylenebilecektir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer
sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta:
info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Yargıtay
HGK&#8217;nun 18.11.1998 tarihli, 815/835 sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Yargıtay
6. Hukuk Dairesi’nin 25.6.2015 tarihli 2015/4013 E. ve 2015/6417 K. sayılı
kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a>
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara, 2012, s. 482.</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a>
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2016 tarihli 2015/11014 E. ve 2016/6873 K.
sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a>
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2015 gün 2015/163 Esas, 2015/5752 Karar
sayılı ve 10.04.2017 gün 2016/2989 gün 2017/1637 Karar sayılı kararları. </p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> Aksi
yönde bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24.1.2019 tarihli, 2018/7863 E. ve
2019/534 K. sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> TBB Dergisi, Sayı 66, 2006, İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.02.1999 tarihli 1998/19727-2077 sayılı kararı, Yılmaz, Borçların İfasında İhtirazi Kayıt İleri Sürülmesi ve Uygulaması, s. 77.</p>



<p><a href="#_ftnref8">[8]</a> Yargıtay 13. Hukuk Dairesi&#8217;nin 13.06.2014 tarihli, 2013/16898 E. 2014/18895 K. sayılı kararı.</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 09:39:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Borcun-sona-ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[corona-salgını]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19-nedeniyle-edimlerim-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-sebebiyle-hukuki-sürelerin-işlememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-virüsün-sözleşmeler-üzerindeki-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlemin-temelinden-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-mücbir-sebep-sayılır-mı]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-sebebiyle-sözleşme-ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüsün-mücbir-sebep-etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonların-ertelenmesinin-sonuçlarıcoronavirüs-sebebiyle-ticari-hayat-durdu]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın-hastalık-mücbir-sebep]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın-hastalıklara-diar-sözleşme-maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[salgın-mücbir-sebep-mi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede-mücbir-sebep-maddesinin-bulunmaması]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmede-mücbir-sebep-maddesinin-bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-136-madde]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay-içtihatları-mücbir-sebep-tanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İlk olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm Dünyaya hızla yayılan koronavirüs (COVID-19) salgın hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak ilan edilmiştir. Bulaşma şekli ve hızı sebebiyle COVID-19, toplumu alıştığı hayat düzenini değiştirmeye itmiş; salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/">KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148.jpeg" alt="" class="wp-image-478" width="565" height="375" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 565px) 100vw, 565px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p class="has-text-align-center"><strong>KORONAVİRÜSÜN (COVID-19)</strong> </p>



<p class="has-text-align-center"><strong>TÜRK BORÇLAR
HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong></p>



<p>İlk
olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve tüm Dünyaya hızla yayılan koronavirüs
(COVID-19) salgın hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandemi olarak
ilan edilmiştir. Bulaşma şekli ve hızı sebebiyle COVID-19, toplumu alıştığı
hayat düzenini değiştirmeye itmiş; salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla alınan
önlemler, salgının yayılmasını yavaşlatmakla beraber ticari ilişkileri ve
sosyo-ekonomik hayatı neredeyse durma noktasına getirmiştir. </p>



<p>Ülkemizde
ilk vakanın görülmesine kadar hükümet bazında tavsiye niteliğinde uyarılar
olmuş, toplumun bir kesiminin hastalığın buluşma riskine karşı kendi bireysel
önlemlerini alması ile alışveriş merkezleri, eğlence mekânları, restoran ve
dinlenme yerlerinin gelirlerinde önemli bir düşüş yaşanmıştır. Ardından çeşitli
firmalar, koronavirüs ile mücadele kapsamında önlem almak ve çalışanlarını da
korumak amacıyla mağazalarını kapatmışlardır. Koronavirüsün
beklenmedik bir hızla yayılması sonucu,&nbsp;ulusal ve uluslararası düzeyde
açık veya kapalı alanlarda düzenlenecek her türlü bilimsel, kültürel, sanatsal
ve benzeri toplantıların veya aktivitelerin (organizasyonların) Nisan ayı
sonuna kadar ertelenmesine karar verilmiştir. İç
İşleri Bakanlığı tarafından yayımlanan kararnameler ile sinema, eğlence mekânları,
kıraathane, işyerleri vb. birçok işyeri geçici olarak kapatılmıştır. Sektörlerin birbiri ile bağlantılı olması, çalışmaya
devam eden hizmet sektörlerini de etkilemiş; koronavirüs salgını birkaç istisna
sektör dışında tüm dünyayı ekonomik dar boğaza sokmuştur.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının mevcut ve ileride artabilecek ekonomik etkilerinin sözleşmesel
ilişkiler açısından mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği ve salgın
nedeniyle edimlerin ifa edilmemesinin sözleşme ihlali oluşturup oluşturmayacağı
hususlarının sonuçları dâhilinde değerlendirilmesi gerekmiştir.</p>



<p><strong>Koronavirüs
salgını mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilir mi?</strong></p>



<p>Salgın
hastalık nedeniyle alınan tedbirlerin sözleşmelerin ifasında yarattığı güçlük,
salgın hastalıkların mücbir sebep olarak nitelendirilmesini gerektirir. İfa
imkânsızlığı üst başlığı altında incelen maddi imkânsızlık doktrinde ve
uygulamada mücbir sebep olarak adlandırılır. Mücbir sebebin Türk Borçlar
Kanunu’nda bir tanımı yoktur. Bunun yanı sıra mücbir sebep Yargıtay
içtihatlarında şu şekilde tanımlanmaktadır: </p>



<p><em>“Borçlunun faaliyet
ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun
ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan öngörülmesi ve karşı
konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır.” </em><sup>1</sup><em> </em></p>



<p>Bu anlamda deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi haller mücbir sebep sayılır. Yargıtay içtihatlarına göre sadece yıldırım düşmesi, kasırga, deprem gibi doğa olayları değil; bazen savaş, ihtilal, isyan gibi insana bağlı beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olay da mücbir sebep olabilir.<sup>2</sup> Örneğin Yargıtay bir kararında ihraç-ithal yasaklamalarını mücbir sebep olarak kabul etmiştir<strong>.</strong><sup>3</sup> Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için o olayın önceden sezilemez, karşı konulamaz olması ve harici bir etkenden ileri gelmiş olması gerekir. Yargıtay içtihatlarında tanımı yapılan mücbir sebebin unsurları; olay, haricilik, kaçınılmazlık, öngörülemezlik, borcun ihlali ve borcun ifa edilememesi ile mücbir sebep arasında illiyet bağının bulunması olarak sayılmıştır. Bu temel kıstasların yanı sıra Yargıtay’ın, mücbir sebep oluşturduğu iddia edilen olayın ülke genelinde etkili olup olmadığı, benzer hukuki ilişkilere etkisi ve tarafların tacir olup olmadığı gibi kıstasları da değerlendirdiği görülmektedir.<sup>4</sup> Bu bağlamda salgın bir hastalığın yaratacağı etkiler de mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilecektir. </p>



<p>Koronavirüsün
çok yeni ortaya çıkan bir hastalık olması sebebiyle, Türkiye’de, mücbir sebep
oluşturabileceği yönünde henüz spesifik bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır.
Bununla beraber Yargıtay’ın daha önce domuz gribi, kuş gribi gibi salgın
hastalıklar ile ilgili verdiği kararlara bakıldığında bu tür salgın
hastalıkları mücbir sebep olarak kabul etmemiş olduğu göze çarpmaktadır.<sup>5</sup>
Ancak, koronavirüs salgınının daha önce Yargıtay kararlarına konu olmuş olan bu
salgın hastalıklara oranla dünya çapında çok daha öngörülemez bir hızla
yayıldığı dikkate alındığında yaşanan koronavirüs salgını kanaatimizce hukuken
bir mücbir sebep hali olarak değerlendirilebilecektir. Bununla birlikte Yargıtay’ın
mücbir sebep değerlendirmesi yaparken olay bazında -başka bir ifade ile
taraflar arasındaki somut olayın koşullarına göre- karar vermekte olduğunu, bu
bağlamda mücbir sebep halinin olay özelinde değerlendirilmesi gerektiğini de
önemle belirtmek isteriz.</p>



<p><strong>Koronavirüs salgın
hastalığı nedeniyle yerine getirilemeyen yükümlülükler borçlunun temerrüdüne
sebep olur mu?</strong></p>



<p>Sözleşme
genellikle birbirinden farklı menfaat ve amaçlarla hareket eden kişiler
arasında hukuki bir sonuç doğurmak ve özellikle bir borç ilişkisi kurmak, söz
konusu hukuki ilişkiye yönelik olarak birtakım hak, yükümlülük ve
sorumlulukların düzenlenmesini sağlamak amacıyla yapılan anlaşmadır.<sup>6</sup>
Kimi zaman söz konusu yükümlülüklerin ifası tarafların iradelerinden bağımsız
olarak imkânsız hale gelmekte, bir başka deyişle ifa imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır.
Kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun TBK’nın 132. ve 136.
maddeleriyle ifa imkânsızlığı ve sonuçlarını düzenlemiştir. Bu hükme göre mücbir
sebebin varlığını ve borcu ifa etmenin imkânsızlığının bu sebepten ileri
geldiğini ispat eden borçlunun borcu sona erer.</p>



<p>İspat
yükü borçluya ait olmak üzere, ifanın imkânsızlığını ispatladığı ölçüde
borçlunun sorumluluğu sonlandırılmıştır. TBK m. 136’da; <em>“Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle
imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde
imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu
edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz
kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder…”</em> denilmek
suretiyle ifa imkânsızlığının sonuçları düzenlenmiştir.</p>



<p>Salgın
hastalık gibi, imkânsızlığın borçluya yüklenemeyen sebeplerden kaynaklanması
halinde borçlu aynen ifadan kurtulduğu gibi, alacaklının borcun ifa edilmemesi
nedeniyle uğradığı zararlarını tazmin etmekle de yükümlü olmayacak, böyle bir
durum sözleşmenin ihlali anlamına gelmeyecektir.</p>



<p><strong>Taraflar
arasındaki sözleşmede mücbir sebep maddesinin bulunmasının uyuşmazlığın
çözümüne etkisi nedir?</strong></p>



<p>Olası
uyuşmazlıklarda taraflar arasındaki sözleşmenin mücbir sebep maddesinin varlığı,
yazılış şekli ile somut olayın özellikleri de önem arz edecek ve uyuşmazlığın
çözümündeki başarı şansını belirleyecektir. </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Taraflar
arasındaki sözleşmede mücbir sebep düzenlemesinin yer alması ihtimalide; sözleşmede
salgın hastalıklara ilişkin bir hükmün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Eğer
salgın ile ilgili açık bir düzenleme yer alıyorsa bu durumda sözleşmede yer
alan yükümlülüklere uygun şekilde tarafların borçları sona erecektir. Salgın
ifadesinin yer almaması halinde de “ve benzeri” kavramının içinde olduğu kabul
edilerek hükmün geniş şekilde yorumlanması gerekecektir.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veyahut taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme olmaması halinde ise; sözleşme kanunlarda yer alan bağlayıcı
düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilecektir. Salgın sebebi ile sözleşmenin
ilk kurulduğu anda mevcut edimlerin dengesi artık bir taraf için çekilemez
derecede bozulmuş olabilir. Bu durumda “işlem temelinin çökmesi” olarak
adlandırılan hukuki kavram ortaya çıkar. Buna göre sözleşme ya yeni duruma/durumlara
uygun hale getirilmeli ya da bunun mümkün olmaması halinde ortadan
kaldırılmalıdır. Eğer sözleşmenin yeni durumlara uyarlanması söz konusu ise
taraflar birlikte bir anlaşmaya varabilirler, eğer bu anlaşma olası değilse,
taraflardan biri hâkimin müdahalesi ile sözleşmenin uyarlanmasını TBK’nın 138.
maddesi uyarınca mahkemeden isteyebilir. Bu ihtimal de ticari ilişkilerin
sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi açısından başvurulabilecek seçeneklerden biri
olabilecektir.</li></ul>



<p>Sonuç olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün 30 Ocak 2020 tarihli açıklaması ışığında,  koronavirüs (COVID-19) adlı virüsün insan üzerindeki etkilerinin tüm insanlık için ciddi bir tehdit oluşturması ve hükümet bazında acil önlemler alınması, kanaatimizce tüm şahıslar için bu salgın hastalığın mücbir sebep niteliğinde olabileceğine işaret etmektedir. Böyle bir durumda ticari işletmenin asli unsurları olarak kabul edilen ve işletme değerini etkileyen her tür menkul, gayri-menkul, fikri mülkiyet vb. mallar ile işletmeye özgülenen malvarlığına ilişkin her bir sözleşmede yer alan yükümlülük/borç ve sair sorumluluklar artık mücbir sebep sebebiyle sona erebilecektir. Ancak koronavirüs durumunun mücbir sebep teşkil edip etmeyeceğinin somut olay bazında değerlendirileceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bu bakımdan kişi ve kuruluşların koronavirüs sebebiyle alacakları sözleşmenin feshi, askıya alınması, ifanın ertelenmesi ve benzeri kararları büyük bir titizlikle incelemesi ve bu konuda alanında uzman kişilerden destek almalarını önemle tavsiye ederiz.    </p>



<p>Konuyla
ilgili diğer sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p>__________________________</p>



<p><sup>1</sup><em> YHGK, E. 2012/11-1096, K. 2013/382, T. 20.3.2013; YHGK, E. 2012/10-1141, K. 2013/282, T. 27.2.2013; YHGK, E. 2017/11-90, K. 2018/1259, T. 27.6.2018.</em></p>



<p><sup>2</sup> <em>YHGK, E. 2015/10-1100, K. 2018/1185, T. 13.6.2018; YHGK, E. 2015/10-2682, K. 2019/986, T. 1.10.2019.</em></p>



<p><sup>3 </sup><em>Y19HD, E. 2002/4558, K. 2002/6953, T. 25.10.2002.</em></p>



<p><sup>4 </sup><em>Y11HD, E. 2014/8068, K. 2014/16238, T. 23.10.2014.</em></p>



<p><sup>5</sup> <em>Y23HD, E. 2015/7538, K. 2016/719, T. 11.2.2016; Y23HD, E. 2013/2022 K. 2013/4231 T. 20.6.2013; Y23HD, E. 2013/8156 K. 2014/3159 T. 22.4.2014.</em></p>



<p><sup>6 </sup><em>Selahattin Sulhi TEKİNAY, Sermet AKMAN, Haluk BURCUOĞLU, Atilla ALTOP, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6. Bası, İstanbul 1988, s. 65.</em></p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/06/koronavirusun-covid-19-turk-borclar-hukuku-ve-sozlesmeler-uzerindeki-etkileri/">KORONAVİRÜSÜN (COVID-19) TÜRK BORÇLAR HUKUKU VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
