<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk-Medeni-Kanunu arşivleri - Turhan &amp; Turhan</title>
	<atom:link href="https://turhanturhan.com/tag/turk-medeni-kanunu-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turhanturhan.com/tag/turk-medeni-kanunu-tr/</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jul 2025 23:25:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2020 09:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde-vefa-ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alınan-tedbirlerin-sözleşmelerin-ifasında-yarattığı-güçlük]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19-nedeniyle-edimlerin-ifa-edilememesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edimler-arasındaki-dengenin-bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-sözleşmeye-müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin-takdir-yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İfa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşlem-temelinin-çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-borçlar-sona-erecek-mi]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-nedeniyle-temerrüde-düşen-borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-nedeniyle-ifa-imkansızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-değişen-koşullara-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs-salgını-sebebiyle-sözleşmelerin-uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs-sebebiyle-aşırı-ifa-güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün-türk-borçlar-hukuku-ve-sözleşmeler-üzerindeki-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-olağanüstü-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme-koşullarında-öngörülemez-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-136]]></category>
		<category><![CDATA[TBK-madde-138]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-2]]></category>
		<category><![CDATA[TMK-madde-4]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-hukukunda-koronavirüs-salgınının-etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-borçlar-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Medeni-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-tip-koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner &#160;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI NEDENİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI Dünyada ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını (COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın) ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir alınmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img fetchpriority="high" decoding="async" width="500" height="332" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" alt="" data-id="483" data-full-url="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" data-link="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/document-agreement-documents-sign-48148-1/" class="wp-image-483" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure></li></ul></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Stj. Av. Bengisu Salmaner</strong></p>



<p><strong>&nbsp;KORONAVİRÜSÜN AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ YARATMASI
NEDENİYLE</strong></p>



<p><strong>SÖZLEŞMELERİN
DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</strong></p>



<p>Dünyada
ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgını
(COVID-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemi (salgın)
ilan edilmiştir. Koronavirüs salgınının tüm dünya inanılmaz bir hızla yayılması
karşısında, ülkemizde salgının kontrolünü sağlamak adına çok sayıda tedbir
alınmış ve halen daha alınmaya devam etmektedir. Buna rağmen koronavirüs, sosyo-ekonomik
hayatımızı kısa bir süre içinde ve kaçınılmaz bir şekilde olumsuz
etkilenmiştir. Sıra dışı bir seyirde ilerleyen bu süreçte hâlihazırda yeni
kurulmuş ya da devam etmekte olan sözleşmelerin akıbeti güncel bir sorun hâline
gelmiştir. </p>



<p>“Koronavirüsün
(Covid-19) Türk Borçlar Hukuku ve Sözleşmeler Üzerindeki Etkileri” başlıklı yazımızda
sözleşmede mücbir sebep düzenlemesi bulunması ihtimalinde koronavirüsün mücbir
sebep niteliği sebebiyle ifa imkânsızlığı yaratması durumunu değerlendirmiş ve sözleşmede
mücbir sebep düzenlemesi olmaması veya taraflar arasında herhangi bir yazılı
sözleşme bulunmaması ihtimalinde, sözleşmenin TBK’nın 138. maddesi kapsamında uyarlanmasının
taraflarca talep edilebileceğine değinmiştik. Koronavirüs salgını sebebiyle
tarafların edimlerinin ifasının güçleştiği pek çok akdi ilişki hâlihazırda
mevcuttur. Bu yazımızda sözleşmelerde aşırı ifa güçlüğü sonucu işlem temelinin
çökmesi kapsamında sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanması konusu irdelenecektir.</p>



<p>Hukukun
temel ilkelerinden biri olan <em>“Ahde vefa
ilkesi”</em> <em>(pacta sunda servanda)</em> kişilerin
serbest iradeleriyle kurdukları sözleşmeye bağlı kalmalarını ifade eder. Ahde
vefa ilkesi uyarınca sözleşme kurulduktan sonra değişen koşullar, tarafların
sözleşme ile üstlendikleri edimleri ifa yükümlülüklerini etkilemez. Bu ilkeye
bağlı olarak borçlu edimini üstlendiği şekliyle ifa etmekle yükümlü olacaktır. Ancak
sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de
beklenmeyen olağanüstü bir durumun vuku bulması durumunda, ifa imkânsız
olmamakla birlikte aşırı derecede güçleşmiş olabilir. söz Böyle bir durumda
ahde vefa ilkesinin katı bir şekilde uygulanması haksız ve adaletsiz bir sonuç
ortaya çıkarır. İşte ahde vefa ilkesinin istinasını, <em>“işlem temelinin çökmesi”</em> teorisi oluşturmaktadır.</p>



<p>Sözleşmenin
ifası sırasında hal ve koşulların değişmesi halinde, dürüstlük kuralı gereği
sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması gerekli ise, ahde vefa ilkesinin aksine
sözleşme yeni hal ve şartlara göre uyarlanabilir. Buna <em>“sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması ilkesi”</em> denir. Bu ilke
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.09.1997 tarihli bir kararında şu şekilde
ifade edilmiştir; <em>“…Ahde vefa ilkesine
göre; sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet
olunmalıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük
kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir.
Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge
şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak
derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırasında mevcut bulunan şartlar
önemli surette değişmişse, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu
görüş doktrinde &#8220;Emprevizyon Teorisi&#8221; adıyla anılır.
(Tekinay/-Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler
7.Bası.İst. 1993 sh: 1005) İşte edimler arasındaki dengeyi aşırı derece bozan
olağanüstü haller harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki
olağanüstü yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi
gibi hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir
çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalma adalet, hakkaniyet
ve objektif hüsnüniyet (MK. Md.2/2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale
gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bugün İsviçre-Türk
Hukuku&#8217;nda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm
bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki
dengenin, olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını
güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda &#8220;işlem temelinin
çökmesi&#8221; gündeme gelir. Bu gibi hallerde emprevizyon veya Clausula Rebus
Sic Stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin
yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilecektir. Hakim bu gibi
hallerde ya sözleşmeyi ortadan kaldıracak ya da sözleşme koşullarının
olağanüstü olgulara uyarlanmasına ve böylece sözleşmede bozulmuş olan dengeyi
yeniden sağlayacaktır.</em></p>



<p>Ahde
vefa ilkesinin istisnasını işlem temelinin çökmesi teorisinin oluşturduğundan bu
bağlamda aşırı ifa güçlüğü kavramını da incelemek gerekmektedir. İfa imkânsızlığı
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları farklı kavramlar olup, bu kavramlar
birbirleriyle karıştırılmamalıdır. İmkânsızlık kavramından farklı olan ve aşırı
ifa güçlüğüne dayanan uyarlama talebi, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde hüküm
altına alınan dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Her ne kadar ifanın imkânsızlaşması
ve aşırı ifa güçlüğü kavramları yakın ilişki içinde olsa da aşırı ifa güçlüğü
durumunda, ifa imkânsızlaşmamakta yalnızca borçludan kaynaklanmayan bir sebeple
ifaya konu edimler arasındaki dengenin borçlu aleyhine aşırı derecede bozulmuş olduğu
bir hal söz konusu olmaktadır. Bu ihtimalde işlem temelinin çöktüğü kabul
edilmektedir. </p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi durumunun söz konusu olduğu hallerde sözleşmenin değişen
şartlara uyarlanabilmesine ilişkin şartlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138
inci maddesinde öngörülmüştür. Buna göre sözleşmenin değişen koşullara
uyarlanmasının şartları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;</p>



<p><strong>1)</strong> Sözleşmenin
kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir
durumun varlığı</p>



<p><strong>2)</strong> Uyarlama talep
eden tarafın (aşırı ifa güçlüğü içine düşen borçlunun) olayın meydana
gelmesinde kusurunun bulunmaması</p>



<p><strong>3)</strong> Sözleşme ile
kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin dürüstlük kuralına aykırı şekilde
aşırı ölçüde farklılaşmış olması</p>



<p><strong>4)</strong> İfası aşırı
derecede güçsüzleşen edimin ifa edilmemiş olması veya edimin ifanın aşırı
ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ifa edilmiş olması</p>



<p><strong>5)</strong> Sözleşme
kurulduktan sonra meydana gelen öngörülemeyen değişiklik ile edimin ifa
edilmesinin aşırı derecede güçsüzleşmesi arasında uygun illiyet bağının
bulunması</p>



<p>Bu
şartların varlığı halinde hâkimden sözleşmenin uyarlanması talep
edilebilecektir. Mümkün olmaması ihtimalinde ise sözleşme sona
erdirilebilecektir.</p>



<p>Koronavirüs
salgınının taraflarca öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü
bir durum olup olmadığı doğacak olası uyuşmazlıklar için tartışma konusu haline
gelmiştir. Kanaatimizce koronavirüs salgını, sözleşmenin kurulmasından sonra
ortaya çıkabilecek öngörülemez ve olağanüstü değişiklik sayılabilir. Nitekim bu
salgının ortaya çıkmasında sözleşme taraflarından herhangi birine kusur
yüklenemez. Yine salgının tüm dünya genelinde aniden kendini göstermeye
başlaması hükümetleri de şaşırtmış ve devamında öngörülemez bir hızla yayılması
bu salgını öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenemeyen olağanüstü bir değişiklik
olarak nitelendirmemize sebep olmuştur. Tarafların sözleşmenin ifasını aşırı
derecede etkileyebilecek olan böyle bir salgın hastalığı sözleşmenin kurulması
sırasında öngörebilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Ancak
sözleşmenin uyarlanması talebi için koronavirüs tek başına yeterli bir sebep
değildir. Keza yukarıda belirttiğimiz diğer koşulların da somut olay bazında
gerçekleşmiş olması gerekir. Bununla beraber hastalığın tüm sözleşmeler
üzerinde aynı etkiyi yaratacağı da söylenemez. Dolayısıyla sözleşmenin TBK m.
138 uyarınca uyarlanabilmesi için her bir somut olay özelinde sözleşmenin
niteliği, kurulma zamanı, süresi, tarafları vb. unsurların birlikte
değerlendirilmesi gerekir.</p>



<p>İşlem
temelinin çökmesi sonucu sözleşmenin uyarlanmasının talep edilmesinden evvel
tarafların bir araya gelip sözleşmelerini yeniden müzakere için adım atmaları
ve aralarında uyuşma yoluna gitmeleri zamandan ve masraftan tasarruf etmelerini
sağlayacaktır. Özellikle uzun yıllar sürdürülmek istenilen bir sözleşme
ilişkisinde, tarafların ortak iradesine dayanan bir uyarlama yapılması, her iki
taraf için de tatmin edici bir sonuç ortaya çıkaracak ve sözleşmenin
devamlılığını pekiştirecektir. Her ne kadar hakim sözleşmeye müdahale ederken
taraf iradelerine de önem verilerek yorum yoluyla sözleşmenin dürüstlük
kuralına uygun hale getirilmesini sağlasa da<a href="#_ftn1">[1]</a>, bazı durumlarda hakimin
sözleşmeye müdahalesi bir tarafı memnun ederken diğer taraf bakımından
sözleşmenin ifası bir külfet haline getirmekte ve taraf ilişkilerini zedeleyebilmektedir.
Hakimin müdahalesinden memnun kalmayan taraf, zorunlu olarak bu yeni şartlara
katlandığından sözleşme şartlarının elverdiği ilk fırsatta sözleşme ilişkisini
sona erdirme yolunu tercih etmektedir. Haliyle hakimin müdahalesi bazı sözleşme
ilişkileri bakımından geçici bir çözüm sunmakla birlikte uzun vadede taraflar
arasındaki sözleşme ilişkisinin devamlılığını olumsuz yönde
etkileyebilmektedir. Tarafların bu şekilde bir müzakere sonucu anlaşmaya
varamaması halinde ise, sözleşmeyi ifa etmekte zorlanan taraf bakımından hakimin
sözleşmeye müdahalesini talep etmek kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durumda hakim,
somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye
veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına
karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.<a href="#_ftn2">[2]</a> Hâkimin sözleşmeye
müdahalesi dar anlamda olabileceği gibi geniş anlamda da olabilmektedir. Dar
anlamda müdahale, sözleşmenin içeriğinde, tarafların edimlerinde ve ifa
yükümlülüklerinde yapılacak bir değişikliği ifade ederken; geniş anlamda
uyarlama, sözleşmenin sona ermesi de dahil olmak üzere sözleşmenin hem
süresinde hem içeriğinde değişiklik yapılması sonucunu doğurur. Dar anlamda
uyarlama edimin konusunun değiştirilmesi, arttırılması veya azaltılması, ifa
yeri ve zamanının değiştirilmesi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Sözleşmenin sona erdirilmesi de dahil olan çözümler bir başka ifade ile hakimin
geniş anlamda müdahalesi ise sözleşmenin ayakta tutulması ilkesi gereğince
ancak dar anlamda uyarlamanın mümkün olmaması ihtimalinde gündeme gelecektir.<a href="#_ftn3">[3]</a></p>



<p>Hâkim
Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesinden doğan takdir yetkisini kullanarak koyduğu
kurallarla yalnızca sözleşmede boşluk olan noktaları tamamlayabilir veya
değiştirebilir. Objektif esaslı noktalar sözleşmenin kanuni tanımında yer alan
zorunlu unsurlar olduğundan ve taraflarca uyuşma sağlanması gereken asgari
unsurlar olduğundan bunlara ilişkin boşluklar uyarlama yolu ile doldurulamayacaktır.
Yargıtay bir kararında uyarlamanın ne şekilde yapılması gerektiğini şu şekilde
açıklamıştır;&nbsp; <em>“Sözleşmeye bağlılık esas olduğundan, uyarlama daima yardımcı bir çözüm
olarak düşünülmelidir. Sözleşmeye yazılan özel hükümler yorumlanıp, bunların
taraflara sağladığı hak ve yararlar ile ekonomik değişikliklerin etkileri,
kiralananın nitelikleri gibi somut olayın özelliği ile belirlenecek tüm
objektif ve subjektif hal ve koşullar değerlendirilmeli, uyarlama yapılması
kanaatine varılırsa, sözleşmedeki intibak boşluğu, hak ve nefaset, doğruluk,
dürüstlük kuralları (TMK. md.4, 2/1) ışığında yasa boşluğunda olduğu gibi
TMK.md 1&#8217;deki yetki kullanılarak hakim tarafından doldurulmalıdır.”<a href="#_ftn4"><strong>[4]</strong></a></em>
</p>



<p>Sonuç
olarak, bir borcun sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ifa edilmesi ahde vefa
ilkesinin gerekliliği olmakla beraber, kusurun taraflara yüklenemeyeceği beklenmeyen
bir takım olağanüstü değişikliklerin söz konusu olduğu uyuşmazlıklar için, kanun
koyucu aşırı ifa güçlüğü ile ilgili Türk Borçlar Kanununun 138 inci maddesinde sözleşmenin
değişen koşullara uyarlanması imkânını tanımıştır. Bu hallerde eğer koşulları
da mevcutsa işlem temelinin çöktüğü kabul edilerek hakimden sözleşmenin değişen
koşullara uyarlanması talep edilebilecektir. Edimler arasındaki dengenin borçlu
aleyhine bozulması ile beraber kendisinden ifanın dürüstlük kuralı uyarınca
beklenemediği borçlu sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir. Unutulmamalıdır
ki, aşırı ifa güçlüğüne düşen taraf edimini ifa edecekse, edimin ifası mutlaka
ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ve ihtirazi
kayıt konularak yapılmalıdır; aksi takdirde uyarlama talebinin şartlarından
biri sağlanamayacağı için kanunun tanımış olduğu bu imkandan yararlanmak güç
hale gelebilecektir. Yargıtay’ın edim ihtirazi kayıt konulmaksızın ifa edilmiş
ise, ifada bulunmakla onu yerine getirme güç ve imkanına sahip olunduğu ve
değişen şartlara rağmen edimin ifa edilebileceği kabul edilmiş olduğundan
sözleşmenin uyarlanmasının istenemeyeceğine yönelik içtihatları bulunmakla
birlikte iken<a href="#_ftn5">[5]</a>
aksi yönde kararları da mevcuttur.<a href="#_ftn6">[6]</a> İhtirazi kayıt koymak
suretiyle hakların saklı tutulması herhangi bir şekle tabi kılınmamış olmakla
beraber, ispat kolaylığı açısından yazılı şekilde yapılması uygun olacaktır. Karşı
tarafa telgraf çekmek, iadeli taahhütlü mektup göndermek, fax çekmek, noterden
ihtar çekmek vb. şekillerde ihtirazi kayıt iradesi açıklanabilir.<a href="#_ftn7">[7]</a> Borçlu doğan haklarını
saklı tutarak ifada bulunmuşsa, ifadan sonra da bu haklarını kullanabilecektir.
Bu takdirde, uyarlamanın sonucuna göre veya sözleşmeden dönme halinde, ifa
etmiş bulunduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen
geri isteyebilecektir.<a href="#_ftn8">[8]</a> Koronavirüs salgını,
sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkabilecek beklenmeyen bir olağanüstü
değişiklik olarak kabul edilebilir. Bu salgınının öngörülemeyen bir olağanüstü
değişik olduğuna dair henüz yargıda bir nitelendirme yapılmamıştır. Bu nedenle
kesin bir yorumda bulunmak için henüz çok erken olsa da salgının, sözleşmelerin
ve sözleşmelerin tarafları üzerindeki etkisinin somut olay bazında yorumlanması
gerektiği söylenebilecektir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer
sorularınız için bizlerle her zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta:
info@turhanturhan.com</em></strong><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Yargıtay
HGK&#8217;nun 18.11.1998 tarihli, 815/835 sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Yargıtay
6. Hukuk Dairesi’nin 25.6.2015 tarihli 2015/4013 E. ve 2015/6417 K. sayılı
kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a>
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara, 2012, s. 482.</p>



<p><a href="#_ftnref4">[4]</a>
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2016 tarihli 2015/11014 E. ve 2016/6873 K.
sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref5">[5]</a>
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2015 gün 2015/163 Esas, 2015/5752 Karar
sayılı ve 10.04.2017 gün 2016/2989 gün 2017/1637 Karar sayılı kararları. </p>



<p><a href="#_ftnref6">[6]</a> Aksi
yönde bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24.1.2019 tarihli, 2018/7863 E. ve
2019/534 K. sayılı kararı.</p>



<p><a href="#_ftnref7">[7]</a> TBB Dergisi, Sayı 66, 2006, İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.02.1999 tarihli 1998/19727-2077 sayılı kararı, Yılmaz, Borçların İfasında İhtirazi Kayıt İleri Sürülmesi ve Uygulaması, s. 77.</p>



<p><a href="#_ftnref8">[8]</a> Yargıtay 13. Hukuk Dairesi&#8217;nin 13.06.2014 tarihli, 2013/16898 E. 2014/18895 K. sayılı kararı.</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/21/koronavirus-salgini-sebebiyle-sozlesmelerin-degisen-kosullara-uyarlanmasi/">KORONAVİRÜS SALGINI SEBEBİYLE SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
