<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çalışma-koşullarında-esaslı-değişiklik-nasıl-yapılmalıdır arşivleri - Turhan &amp; Turhan</title>
	<atom:link href="https://turhanturhan.com/tag/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik-nasil-yapilmalidir-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turhanturhan.com/tag/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik-nasil-yapilmalidir-tr/</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jul 2025 23:26:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</title>
		<link>https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mnva-aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2020 16:36:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma-koşullarında-değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma-koşullarında-esaslı-değişiklik-nasıl-yapılmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma-sürelerinin-azaltılması]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19-sebebiyle-ücret-indirimi-ne-oranda-olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[eşit-davranma-yükümlülüğü]]></category>
		<category><![CDATA[iş-hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İş-Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin-değişikliği-kabul-etmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[işverenin-çalışma-koşullarında-esaslı-değişiklik-teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[işverenin-tek-taraflı-değişiklikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[personel-ücretlerinde-indirim-sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ücret-indirim-sözleşmeleri-hazırlanırken-nelere-dikkat-edilmelidir]]></category>
		<category><![CDATA[ücretin-indirilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turhanturhan.com/?p=482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayan: Av. Nihal Çavuş Bal PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19 Covid-19 virüs olarak da anılan yeni tip koronavirüs salgını, kamuda olduğu gibi özel sektörde de çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi konusunu gündeme getirmiştir. Koronavirüse karşı alınan tedbirler kapsamında, özel sektörde bazı işyerleri evden çalışma sistemine geçerken; yapılan işin niteliği gereği ya da teknik yetersizlikler sebebiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/">PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg" alt="" class="wp-image-483" width="550" height="365" srcset="https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1.jpeg 500w, https://turhanturhan.com/wp-content/uploads/2020/04/document-agreement-documents-sign-48148-1-300x199.jpeg 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></figure>



<p><strong>Hazırlayan: Av. Nihal Çavuş Bal</strong></p>



<p><strong>PERSONEL
ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</strong></p>



<p>Covid-19 virüs olarak da anılan
yeni tip koronavirüs salgını, kamuda olduğu gibi özel sektörde de çalışma
koşullarının yeniden düzenlenmesi konusunu gündeme getirmiştir. Koronavirüse
karşı alınan tedbirler kapsamında, özel sektörde bazı işyerleri evden çalışma
sistemine geçerken; yapılan işin niteliği gereği ya da teknik yetersizlikler
sebebiyle bunu yapamayan bazı işyerleri ise dönüşümlü (minimum) işçi çalıştırma,
günlük çalışma saatlerini azaltma ve benzeri çözümler ile salgının ekonomik yönden
olumsuz etkilerini, işçi çıkarmadan ve mümkün olan en az zararla atlatma
çabasındadır. Bu çalışmamızda koronavirüs salgını döneminde yapılacak işyeri çalışma
koşullarında esaslı değişiklik teşkil eden ücret indirimlerinin nasıl
gerçekleştirilmesi gerektiği ve bunun hukuki sonuçları, yasa ve içtihatlar
çerçevesinde ele alınacaktır.&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Personel ücretlerinde indirim
sözleşmelerinin nasıl yapılacağını izah etmeden önce çalışma koşulları ve
çalışma koşullarında esaslı değişiklik kavramlarının üzerinde durulması gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi çalışma koşullarındaki değişikliğin yasal
dayanağını oluşturmaktadır. Maddedeki “<em>iş
sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve
benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı
bir değişiklik</em>” ifadesi ile kanun koyucu çalışma koşullarının iş
sözleşmesinin yanı sıra personel yönetmeliği, benzeri kaynaklar veya iş yeri uygulamasından
da doğabileceğini öngörmektedir. Yargıtay çalışma koşullarını belirleyen
faktörleri yukarıdan aşağıya doğru; Anayasa, kanunlar, toplu iş sözleşmesi,
bireysel iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ve işyeri
uygulamaları olarak sıralamakta<sup>1 </sup>ve iş ilişkisinden kaynaklanan ve
işin yerine getirilmesinde tabi olunan hak ve borçların tümünün “çalışma
koşulları” olarak değerlendirilmesi gerektiğini içtihat etmektedir. Bu kapsamda
iş sözleşmesinin ana unsurları olan “işçinin iş görme borcu” ile bunun
karşılığında “işverenin ücret ödeme borcu” çalışma koşullarının başında
gelmektedir. Bunların dışında iş görme borcunun nerede ve ne zaman yerine getirileceği,
işyerindeki çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ikramiye, prim, fazla çalışma
ve benzeri ödenecek ücretin ekleri, ara dinlenmesi, evlenme, doğum, öğrenim,
gıda, maluliyet ve ölüm yardımı gibi sosyal yardımlar da çalışma koşulları arasındadır.
Ayrıca işçiye özel sağlık sigortası yapılması ya da işverence primleri ödenmek
kaydıyla bireysel emeklilik sistemine dâhil edilmesi de çalışma koşulları
kavramına dâhildir.<sup>2</sup> </p>



<p>İşyeri çalışma koşullarının ne
olduğu izah edildikten sonra üzerinde durulması gereken ikinci konu, çalışma
koşullarında yapılacak hangi değişikliklerin yasa metninde geçen “<strong>esaslı değişiklik</strong>” olarak kabul
edileceğidir. Nitekim işveren tarafından yapılan her değişiklik esaslı
değişiklik kapsamına girmemektedir. İşveren tarafından iş sözleşmesinde ana
hatlarıyla belirlenen iş görme ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağı, günlük&nbsp;çalışma&nbsp;süresinin
başlangıç ve bitiş saatleri, ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağı, işyerinde
işin dağıtımına ilişkin ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler konusunda
verilecek bu türden talimatlar işverenin yönetim ve talimat hakkı çerçevesinde
değerlendirilir. İşverenin yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve
işçinin davranışlarına yönelik talimat vermeyi de kapsar. Buna karşılık, işverenin
talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan, ücretin miktarı ve
borçlanılan&nbsp;çalışma&nbsp;süresinin kapsamına ilişkin söz konusu olamaz.
İşveren, tek taraflı olarak toplam&nbsp;çalışma&nbsp;süresini arttırmak veya
ücrete etki edecek şekilde azaltmak yetkisine sahip değildir.<sup>3 </sup></p>



<p>4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun
“Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi” başlıklı 22. maddesinde,
iş yeri koşullarında yapılacak tüm değişikliklerin değil sadece “<strong>esaslı değişikliklerin</strong>” yapılabilme
koşulları düzenlenmiştir. Uygulamada Yargıtay’ın esaslı değişiklik belirlemesi
yaparken değişikliğin <strong>işçi lehine mi
aleyhine mi olduğu</strong>, <strong>işçinin
durumunun ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı</strong>, <strong>işverenin bu değişikliği yapmakta haklı ve makul bir sebebinin olup
olmadığı</strong> hususlarını kıstas olarak aldığı görülmektedir.<sup>4</sup> Yargıtay,
bir kararında örnek olarak işçiye yapılan servis gibi aynî yardımın kaldırılıp
yerine ikamesi nakdî ödeme yapılması ya da tam tersi nakdî ücretinin kaldırılıp
ikame olarak otobüs bileti verilmesini işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirerek
bu tür uygulamaların Medenî Kanun&#8217;un 2’nci maddesine aykırı olmamak koşuluyla
esaslı değişiklik sayılmayacağını, ancak yapılan sosyal yardımın, işverenin tek
taraflı kararı ile niteliği değiştirilmeden miktarının düşürülmesinin veya
ödenmemesinin esaslı değişiklik sayılacağını ifade etmektedir.<sup>5 </sup></p>



<p>Bu açıklamalar ışığında
söyleyebiliriz ki; son dönemde ülkemizde yaşanan koronavirüs salgını
dolayısıyla, çoğu işyerinde çalışma süresinin azaltılması, ücrette indirime gidilmesi
şeklinde gerçekleştirilen yeni uygulamalar, İş Kanunu ve Yargıtay içtihatları
çerçevesinde “esaslı değişiklik” niteliği taşımaktadır. Koronavirüs salgının
hem işçi hem de işveren tarafında olumsuz etkilerinin olduğu şüphesizdir.
İşverenler bakımından işyeri faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi sebebiyle işverenler
ekonomik anlamda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya gelmiştir. Bu zor günlerde
işçi çıkarmak istemeyen işverenler bunun yerine bu türden uygulamalar ile
zararını en aza indirme eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir. İşverenlerin bu
niyetle yaptığı uygulamalar iyi niyetli ve işçi lehine bir niyet taşıyor olsa
da, tek geliri ücreti olan işçinin kendisinin ve ailesinin geçimini
sağlayabilmek için bu ücrete ihtiyacı olduğu, bu bakımdan bu türden
değişikliklerin işçi aleyhine sonuçlarının da olabileceği göz ardı edilmemelidir.
Bu anlamda çalışma saatlerinin azaltılması, ücrette indirime gidilmesi,
ikramiye, prim gibi ücret eklerinin ödenmemesi ve benzeri geçici nitelikteki
uygulamaların çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı değişiklik oluşturabileceği
ve bu durumda işverenin bu türden değişiklikleri duyuru, ilan vb. tek taraflı
irade beyanı ile gerçekleştirmesinin mümkün olmayacağını belirtmek isteriz.</p>



<p><strong>Peki, çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik ne şekilde gerçekleştirilmelidir?</strong>
İş Kanunu’nun 22. maddesi “<em>İşveren, iş
sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve
benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı
bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle
yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü
içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi
değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli
bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu
yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini
feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21. madde hükümlerine göre dava açabilir.</em>
<em>Taraflar aralarında anlaşarak çalışma
koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe
etkili olarak yürürlüğe konulamaz.</em>” hükmünü amirdir. Kanunda benimsenen
önemli bir yenilik, işverene belirli koşullarla iş sözleşmesi veya bu
sözleşmenin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da
işyeri uygulaması ile oluşan çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapma
yetkisinin tanınmış olmasıdır.<sup>6</sup> İşveren çalışma koşullarında
değişiklik yapmak istediğinde, öncelikle bunu işçiye yazılı olarak bildirmek
zorundadır. Yazılı olarak bildirilmeyen bir değişiklik teklifinin işçi
bakımından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmaktadır. </p>



<p>İşçi değişiklik önerisini altı
işgünü içinde yazılı olarak kabul ederse, iş ilişkisi bu yeni koşullarla devam
edecektir. Görüldüğü üzere maddede işçi tarafından aynı şekilde yazılı olarak
kabul edilmeyen değişikliklerin de bağlayıcı olmayacağı öngörülmektedir. Burada
önemle belirtmek gerekir ki, Kanun işçiye değişiklik önerini değerlendirmek
üzere 6 iş günlük bir süre tanımaktadır. Bu süre emredici nitelikte olup işçiye
düşünmesi için 6 iş gününden daha az bir süre tanınamaz. Elbette işçi bu süre
bitmeden evvel işverenin teklifini kabul ettiğini veya reddettiğini açıkça
yazılı olarak bildirebilir. İşçi&nbsp;çalışma&nbsp;koşullarında&nbsp;yapılmak
istenen&nbsp;değişikliği usulüne uygun biçimde yazılı olarak ve süresi içinde
kabul ettiğinde,&nbsp;değişiklik&nbsp;sözleşmesi kurulmuş olur. Yargıtay’ın
yakın tarihli kararlarında işçinin değişikliği kabul ettiğine dair yazısının
işverene ulaşma anına kadar bu değişiklikten vazgeçmesinin mümkün olduğu
belirtilmektedir. Buna göre değişiklik işçinin kabul yazısının işverene
ulaştığı anda taraflar arasında bağlayıcılık kazanacaktır.&nbsp; Ancak işçinin değişikliği kabulü, sadece bu
işlem yönünden geçerlidir. Bir başka anlatımla işveren işçinin bir kez vermiş
olduğu değişiklik kabulünü, daha sonraki dönemlerde başka değişiklikler için
kullanamaz. </p>



<p>Diğer yandan işçinin 6 iş günlük
süre zarfında herhangi bir yanıt vermeyerek teklife sessiz kalması teklifin
kabulü değil, reddi anlamına gelmektedir. Bu noktada en tartışmalı konulardan
biri işçinin yazılı değişiklik teklifine karşı 6 iş günü içinde sessiz
kalmasına (bu bakımdan teklifi reddetmiş sayılmasına) rağmen değişiklik sonrası
fiilen çalışmayı sürdürmesi durumunda değişikliğin geçerli olup olmayacağıdır.
Yargıtay’ın bu konudaki uygulaması İş Kanunu madde 22 hükmünün emredici
nitelikte olması sebebiyle işçi değişikliğe sessiz kalıp fiilen çalışmasını
sürdürse dahi yazılı bir kabul bulunmaması sebebiyle değişikliğin geçersiz olacağı
doğrultusundadır. Örneğin bir kararında Yargıtay, davacının açık muvafakati
olmadığı halde ücretin
düşürülmesine&nbsp;sessiz&nbsp;kalıp&nbsp;çalışmaya&nbsp;devam ettiği gerekçesiyle
ücret farkı talebinin reddine karar verilmesini İş Kanunu&#8217;nun 22. maddesine
aykırı bulmuştur.<sup>7</sup> Buna karşılık Yargıtay’ın çeşitli kararlarında
azınlıkta kalan bir görüşün; bu konunun Medeni Kanun ve Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nda yer alan dürüstlük kuralı doğrultusunda çözülmesi gerektiği, yazılı
olarak bir kabul olmamakla birlikte işçinin değişikliği kuşkuya yer vermeyecek
biçimde kabul anlamına gelen davranışlar içine girmesi veya hiç sesini
çıkartmadan uzunca bir süre çalışıp değişikliğin kendisi tarafından da
benimsendiği şeklinde bir kanaat uyandırması halinde, işçinin iş akdinin
feshinden sonra sürpriz yapıp dava açarak geriye dönük olarak kaldırıldığı için
ödenmeyen bir takım alacakları talep etmesinin iyi niyet kuralları ile
bağdaşmayacağı; işçinin bu davranışının 22&#8217;nci maddenin ikinci fıkrası
anlamında çalışma koşullarında anlaşma yoluyla değişiklik olarak
değerlendirilmesi gerektiği yönünde karşı oy sunduğu görülmektedir.<sup>8</sup></p>



<p><strong>İşçi değişiklik önerisini açıkça kabul etmez ise ne olacaktır? </strong>Bu
durumda işveren değişiklik isteğinin nedenini yazılı olarak açıklamak ve
bildirim sürelerine uymak kaydıyla iş sözleşmesini feshedebilecektir. Kuşkusuz
işveren, başka bir geçerli nedene dayanarak da sözleşmeyi feshedebilir. İşçi
ise, bu Kanunun 18-22 nci maddeleri uyarınca feshin geçersizliğini öne
sürebilecektir. Ancak madde lafzında da açıkça anlaşıldığı üzere çalışma
koşullarının değiştirilmesi teklifinin işçi tarafından kabul edilmemesi haklı
nedenle fesih sebebi teşkil etmemektedir. Başka bir ifade ile işveren böyle bir
durumda değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih işçinin
yeterliliğinden, davranışlarından ve işin, işyerinin veya işletmenin
gereklerinden kaynaklanan başka bir nedene dayandığını yazılı olarak açıklamak
ve işçinin tazminatlarını ödemek suretiyle işçinin iş akdini feshedebilecektir.
Diğer yandan çalışma şartlarında yapılacak değişiklik geçmişe etkili olarak
yürürlüğe konulamayacak ve buna karşılık, belirli süreli bir iş sözleşmesi söz
konusu olduğunda, işverenin çalışma koşullarında değişiklik yapma, dolayısıyla
bu nedenle sözleşmeyi feshetme hakkı olmayacaktır.<sup>9</sup></p>



<p><strong>Maddede açıkça belirtildiği üzere, işçi ve işveren, karşılıklı anlaşarak da çalışma koşullarını her zaman değiştirebilirler.</strong> Öyleyse çalışma koşulları yukarıda izah edildiği şekilde yazılı birer icap kabul şeklinde değil de karşılıklı anlaşma şeklinde yapılması da mümkündür. Maddede anlaşmanın şekline dair bir ifade yer almamakla birlikte maddenin amacı ve Yargıtay’ın yukarıda izah edilen uygulaması gözetildiğinde anlaşmanın geçerli olabilmesi için yazılı yapılması gerektiği açıktır. Kanaatimizce mevcut iş sözleşmesinin yazılı yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, çalışma koşullarının değiştirilmesine dair anlaşmanın yazılı bir sözleşme şeklinde düzenlenmesi ve olası irade fesadı iddialarına (yanılma, aldatma, korkutma) karşı bu anlaşmanın tanıklar huzurunda ve tanıklar ile birlikte imzalanması uygun bir çözümdür. Yine bu kapsamda değişikliğin ne olduğu, ne kadar süreceği gibi hususların anlaşma metninde tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde kaleme alınması, ayrıca işçinin bu konuda aydınlatılmış olması, mümkün mertebe işçinin bilgilendirildiği konuların anlaşma metninde açıkça belirtilmesi de yanlış anlamaların ve irade fesadı iddialarının önüne geçilmesi için son derece önemlidir. Örneğin işçi ve işveren aralarında işçinin ücretinin 3 ay süre ile geçici olarak %20 oranında indirimli ödenmesi konusunda karşılıklı anlaşma yapmışlardır; ancak işçi anlaşmayı yaparken ücretinin indirilen kısımlarının 3 ay geçtikten sonra takip eden maaşlarına eklenerek ödeneceğini düşünmüştür ve 4 ayın sonunda fark ücret alacağının da ödenmesini talep etmiş ancak işverenin olumsuz yanıtı ile karşılaşmıştır. Konunun mahkemeye intikali durumunda, Mahkeme somut olayın özellikleri ve deliller ışığında işçinin iradesinin sakatlandığı kanaatine varırsa, yazılı anlaşmanın geçersizliği ve işveren fark ücreti faiziyle birlikte işçiye ödemesi söz konusu olabilecektir. Bu nedenle personel ücretlerinin indirilmesi sözleşmesinin titizlikle hazırlanması büyük önem arz etmektedir.</p>



<p>İşverenlerin koronavirüs
dolayısıyla yapacakları ücret indirimlerinde dikkat etmeleri gereken bir diğer
konu da kanaatimizce ücret indiriminin ne oranda yapılacağı meselesidir.
İndirim oranı konusunda yasal bir üst sınır bulunmamakla birlikte ücretin
asgari ücret tutarı altında belirlenemeyeceği şüphesizdir. Gerek icap kabul
şeklinde gerekse karşılıklı anlaşma şeklinde belirlenecek indirim oranı
tarafların ortak iradesini yansıtmalıdır, aksi durumda çalışma koşullarında
değişiklik yapıldığından bahsedilemez. Ancak bazı durumlarda işini kaybetmek
istemeyen ve mevcut ekonomik durumda başka bir iş bulma imkanı olmayan bir
işçi, işverenin teklif ettiği fahiş bir indirim oranını kabul etmek durumunda
kalabilir. Bu nedenle ücret indiriminin işverenin ekonomik sıkıntısını
rahatlatacak ancak işçiyi fazla fedakarlık yapmaya zorlamayacak, hak ve hakkaniyete
uygun, adil bir oranda belirlenmesini tavsiye etmekteyiz. Ayrıca burada işverenin,
eşit davranma yükümlülüğünü &nbsp;(eşit
değerdeki işlerde çalışan işçilere eşit çalışma koşullarını uygulama
yükümlülüğü) gözetmesi ve bu bağlamda indirim uygulanacak işçilerin ve indirim
oranları farklı olacaksa bu durumun objektif ve haklı nedenlere dayanıp dayanmadığını
titizlikle değerlendirmesi de kanaatimizce önem arz etmektedir.</p>



<p>Konuyla ilgili diğer sorularınız için bizlerle her
zaman iletişime geçebilirsiniz.</p>



<p><strong><em>E-posta: info@turhanturhan.com</em></strong></p>



<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>



<p>[1] YHGK T. 21.3.2018, E. 2015/22-1770 ve K.
2018/505 sayılı kararı.</p>



<p>[2] Y9HD. T. 27.10.2008, E. 2008/29715 ve K. 2008/28944
sayılı kararı; Y22HD. T. 11.12.2017, E. 2016/23515 ve K. 2017/28384 sayılı
kararı; Y22HD. T. 18.10.2018, E. 2017/15561 ve K. 2018/22556 sayılı kararı; YHGK
T. 19.11.2014, E. 2014/9-1567 ve K. 2014/936 sayılı kararı </p>



<p>[3] Y9HD, T. 22.4.2019, E. 2018/10340 ve K.
2019/9473 sayılı kararı.</p>



<p>[4] YHGK’nın T. 21.3.2018, E. 2015/22-1770 ve K.
2018/505 sayılı kararı; YHGK, T. 18.12.2018, E. 2015/22-2663 ve K. 2018/1953
sayılı kararı; Y9.HD T. 11.7.2008, E. 2007/23953 ve K. 2008/ 19878 sayılı
kararı, Y9HD T. 27.10.2005, E. 2005/5396 ve K. 2005/34825 sayılı kararı.</p>



<p>[5] Y9HD, T. 12.09.2018, E. 2015/21402 ve K.
2018/15587 sayılı kararı.</p>



<p>[6] Bknz. İş Kanunu Madde 22 Gerekçesi</p>



<p>[7] Y9HD, T. 12.09.2018, E. 2015/21402 ve K.
2018/15587 sayılı kararı; Y9HD, T. 24.10.2018, E. 2015/22766 ve K. 2018/19208
sayılı kararı</p>



<p>[8] Y9HD 24.10.2019, E. 2016/8232 ve K. 2019/18921 sayılı
kararı; Y9HD, T. 27.6.2018, E. 2017/8269 ve K. 2018/14028 sayılı kararı.</p>



<p>[9] Bknz. İş Kanunu Madde 22 Gerekçesi</p>
<p>The post <a href="https://turhanturhan.com/2020/04/09/personel-ucretlerinde-indirim-sozlesmesi-ve-covid-19/">PERSONEL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ VE COVİD-19</a> appeared first on <a href="https://turhanturhan.com">Turhan &amp; Turhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
